WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Temmuz 2026

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2021/7580 E.  ,  2023/1405 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 19.08.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının tasarlayarak kan gütme saiki ile adam öldürmek ve bu suça yardım etmek suçlarından 25.03.2007 - 03.06.2008 tarihleri arasında tutuklu olarak yargılandığını, yapılan yargılama neticesinde beraat ettiğini, kesinleşmenin 01.08.2016 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini, davacının tutukluluk nedeniyle maddi ve manevi büyük kayıplara uğradığını, bu nedenle 150.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 08.11.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılıp açılmadığının ve davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olup olmadığının öncelikli olarak araştırılarak bu hususlarda eksiklik tespit edilmesi halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yetkili mahkemede açılmamış ise yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının zararının tespit edilmesi gerektiğini, davacının zararını ispatlar delil sunmadığını ve talep edilen miktara faiz yürütülemeyeceğini beyan etmiştir.

3. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.07.2017 tarihli ve 2016/215 Esas, 2018/38 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4. ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.03.2019 tarihli ve 2018/1549 Esas, 2019/323 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz talebinin esastan reddini talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın süresinde açıldığına ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının tazminat talebinin dayanağını oluşturan ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/236 Esas – 2014/273 Karar sayılı dosyasının yapılan incelenmesinde, kasten adam öldürmek suçundan yargılanan davacı (sanık) hakkında aynı suçtan kamu davası açılan diğer sanıklar ile birlikte 01.07.2014 tarihinde beraatine karar verildiği, hükmün, davacının ceza dosyasındaki müdafii olan aynı zamanda tazminat davasında da vekilliğini yapan avukat Saadettin Arıkboğa'nın yokluğunda ve davacı (sanık) yönünden Cumhuriyet savcısının mütalasına uygun olarak verildiği, davacı (sanık) vekilinin verilen beraat hükmünü temyiz etmediği, yine gerekçeli kararın davacıya (sanığa) 14.07.2014 tarihinde tebliğ edildiği, hükmün davacı haricindeki bir kısım sanıklar bakımından bozulması istemiyle katılan o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edildiği, temyize konu olmadığı için Yargıtay kararında davacı (sanık) yönünden bir inceleme yapılmadığı; davacı (sanık) hakkında 09.05.2016 tarihli kesinleşme şerhi düzenlendiği, oysa ki, davacı (sanık) müdafiinin yokluğunda verilen kararın 14.07.2014 tarihinde tebliğ edildiği buna göre araya adli tatilinde girmesi göz önüne alındığında kararın 08.09.2014 tarihinde kesinleştiği; Mahkemece bu durumun farkedilmesi üzerine mahal mahkemesine kesinleşme tarihinin düzeltilip düzeltilmeyeceği hususunda müzekkere yazıldığı, bunun üzerine yeniden kesinleşme şerhi düzenlendiği ve buna göre ... hakkındaki beraat kararının 08.09.2014 tarihinde kesinleştiğini gösterir kesinleşme şerhinin gönderildiği ;

Her ne kadar davacı vekili, kendilerinin mahkemeden kesinleşme şerhi düzenlenmesini talep ettiği halde bunun reddedildiğini belirtmiş ve buna dair ek karar da dosyaya sunulmuş ise de CMK 142/1.maddesinde dava açma süresinin belirildiği buna göre; " Madde 142 - (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir" hükmü uyarınca kesinleşmenin üzerinden 1 yıl sürenin geçmesininden sonra istemde bulunamayacağının belirtildiği, bu sürenin hak düşürücü süre olduğu ve mahkemelere de süre yönünden bir takdir hakkı tanınmadığı; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.12.2011 gün ve 247/261 sayılı " Zira, mesleği bir kamu hizmeti niteliğindeki avukatlık olan, sanığın savunmasını üstlenen ve bu bağlamda savunma için yeterli düzeyde hukuki bilgiye sahip olan müdafiin temyiz süresinin, kararın yüze karşı verildiği hallerde tefhimden itibaren işlemeye başlayacağını bilmemesi düşünülemeyeceğinden, yasa yolu bildirimindeki bu eksiklik müdafii açısından bir yanılgı ve bu bağlamda hakkın kullanılması yönünde bir engel oluşturmayacaktır." şeklindeki kararı ışığında mesleği avukatlık olan sanık müdafiinin kesinleşmenin ne zaman olduğunu bilebilecek durumda olduğu, kaldı ki davacının vekilinin kesinleşme şerhi düzenlenmesini de mahkemesinden istediği buna göre kararın kesinleştiğini bildiği ancak yine de dava açmadığı bu durumda 1 yıllık sürenin 08.09.2014 tarihinde başlaması gerektiği, mahkemenin hatalı kesinleştirme şerhi düzenlemesinin kesinleşme tarihini değiştirmeyeceği ve bu haliyle 19.08.2016 tarihinde açılan davanın 1 yıllık süreden çok sonra açıldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Tazminat talebinin dayanağı olan ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/236 Esas – 2014/273 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının kasten öldürme suçundan 25.03.2007 - 03.06.2008 tarihleri arasında 436 gün tutuklu kalan davacının yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, hükmün 08.09.2014 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununa tabi olduğu anlaşılmıştır.

2. Davacı hakkında 01.07.2014 tarihinde verilen hükmün davacıya 14.07.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın 08.09.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "...her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." şeklindeki düzenleme uyarınca 1 yıllık süre geçtikten sonra 19.08.2016 tarihinde dava açıldığı göz önünde bulundurulduğunda, davacı vekilinin davanın süresinde olduğuna ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.03.2019 tarihli ve 2018/1549 Esas, 2019/323 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.05.2023 tarihinde karar verildi.