11. Hukuk Dairesi 2022/4802 E. , 2024/733 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/147 Esas, 2022/951 Karar
DAVA TARİHİ : 30.10.2017
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/287 E., 2020/330 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tarım ve hayvancılık işi ile uğraştığını, davalı ile aralarında kiralayan-kiracı ilişkisi dışında bir ilişki bulunmadığını, davalının kira alacağının ödendiğine ve konutu teslim ettiğine dair belgeyi imzalatma gerekçesiyle el becerisi ile müvekkiline imzalatmış olduğu senedi, 01.06.2014 tanzim, 10.10.2014 vade tarihli ve 89.000,00 TL bedelli olacak ve diğer bölümlerini tamamlayarak kendisini lehdar olacak şekilde düzenleyip icra takibi başlattığını, müvekkilinin, ödeme emrinin kendisine ulaşması üzerine olaya vakıf olduğunu, takip dayanağı belgenin bono vasfında olmadığını, ileri sürerek müvekkilinin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça iddia edilen hususların gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasındaki kira ilişkisinin alınan senetle bir ilgisi bulunmadığını, davalı ile davacı arasında kayısı alışverişinden kaynaklı bir alışveriş söz konusu olduğundan davacı tarafın müvekkiline senet imzalayıp verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek senedin düzenleme nedenin davalı tarafından talil edilmiş olması, gerek senedin tanzim tarihinde davalının ceza evinde hükümlü olması, gerekse senetteki alacağın, kira borcundan önce muaccel hale gelmesine rağmen davalı tarafından, davacı aleyhine senedin tahsiline yönelik o dönemde hiç bir hukuki yola başvurulmadığı, ceza mahkemesi tarafından verilen dolandırıcılık suçuna ilişkin kararın kesinleşdiği, ceza soruşturması kapsamında alınan kriminal rapordaki tespitler ve davalının dolandırıcılık suçunu da içeren adli sicil geçmişi birlikte değerlendirildiğinde, senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının Malatya İcra Müdürlüğünün (Kapatılan 8. İcra Müdürlüğü) 2017/32393 E. sayılı dosyasından icra takibine konulan 01.06.2014 tanzim tarihli 89.000,00 TL tutarlı senetten ve icra takibinin ferilerinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafından, kötü niyetle davacı hakkında icra takibine girişildiğinden, asıl alacak olan 89.000,00 TL’nin %20'si olan 17.800,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usule, yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve araştırma neticesinde hüküm kurulduğunu, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin delillerin toplanmaması, araştırılmaması, incelenmemesi, delillerin bir arada değerlendirilmemesinin eksik inceleme olduğunu, tarafların delil listesinde bulunan veya yerel mahkemece kendiliğinden istenilen yazılı belgeler arasında çelişki bulunması halinde de bu çelişkinin giderilmeden hüküm kurulmasının eksik inceleme araştırma olduğunu, mahkemece bu konuda yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığını, verilen gerekçeli kararda taraflarınca sunulan delillerin irdelenmediği gibi neden o delile itibar edilmediğinin ve hükme esas alınmadığı hususunun irdelenmediğini, her iki tarafın da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hakimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün araştırması gerektiğini, davacı borçlunun icra dosyasına yapmış olduğu itirazda takip dayanağı bonoda tahrifat yapıldığını, bu sebeple takip dayanağı belgenin bono vasfını yitirdiğini, müvekkiline borçlu olmadığı yönünde Malatya 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/365 E. sayılı dosyası ile icra takibine ve borca itiraz ettiğini, söz konusu yapılan itirazda davacı borçlunun senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığına dair bir itirazının bulunmadığını, davacının yapmış olduğu itirazlarında senedin vade tarihi keşide yeri borçlu yerleşim yeri gibi senedin şekil şartlarından dolayı itirazlarda bulunulduğunu, davacı tarafın mahkeme dava dilekçesinde ve savcılık şikayetlerinde bloknot ile söz konusu senedin üzeri kapatılarak imzalatıldığı iddiasında bulunduklarını, söz konusu bloknotla senedin üzerinin kapatılamayacağının ortada olduğunu, davacı tarafın müvekkiline hiçbir borcunun olmadığını iddia ettiğini, borçlunun itirazında imzaya itiraz etmediğini, bu hususun bile tek başına davacının müvekkiline borcunun olduğunun açıkça ispatladığını, borçlu olmayan bir kimsenin senet imzalayıp bir başkasına vermeyeceğini, borçlunun borcu olmadığı veya borcun itfa veya mehil verildiği iddiasını yalnız resmi veya imzası alacaklı tarafından ikrar edilmiş bir belge ile de ispatlayamadığını, takip dayanağı senedin kambiyo vasfında olmadığı gerekçesiyle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 170 inci maddesinin (a) bendine dayanak olarak takibin iptaline karar verilemeyeceğini, davacı tarafça delil olarak gösterilen dosyaların bu dava dosyası ile bir ilgisinin ve bağlantısının bulunmadığını, Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/54 E. sayılı dosyasında verilen karara karşı müvekkilinin Anayasal hakları ihlal edildiği için bireysel başvuru yoluna gidildiğini, bireysel başvuru sonucunda müvekkilinin beraat etmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkiline sadece sabıkasından dolayı ve kayısı işi ile uğraşmadığı gerekçe gösterilerek ceza verildiğini, müvekkilinin üzerine atılı dolandırıcılık suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, ceza kovuşturması sonucunda davalının dava konusu senet nedeniyle kamu kurum ve kuruluşları vb tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu işlemekten cezalandırıldığı, Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki, fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabulün hukuk hakimini de bağlayacağı, bir başka deyişle ceza davasında, sübuta eren maddi vakıaların hukuk davasında nazara alınacağı gerçeği karşısında; delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!