WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 20 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/2808 E.  ,  2023/2725 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/201 Esas, 2022/118 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ... ...'in kendisine ait Ay-Bir Cam İşletmesi ile davalı şirketten 2014 yılı içerisinde alışveriş yaptığını, alışveriş neticesinde 52.330,94 TL’lik faturaların davacıya verildiğini ve bu miktar üzerinden mal teslimi sağlandığını, davacı ...’un borcunu kapattığını, davalının davacının eşi ...’un kefil olması nedeniyle elinde bulundurduğu bedelsiz senetleri icraya vererek davacılardan taahhüt aldığını, ...’un yakalama kararı gereği yakalandığını, manevi zarara uğradığını, yapılan fazla ödemeler nedeniyle alacaklı konumunda olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyalarındaki takiplerin iptali ile davalının % 20' den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkumiyetine, fazla ödediği bedelin tespiti ile haksız ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davacı ...'a ödenmesine, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminata davalının mahkumiyetine ve dava tarihinden itibaren bu bedele yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde ; davacılardan yapılan tahsilatı gizleme gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacıların kötüniyetli hareket ettiklerini, ayrıca davacıların manevi tazminat taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.05.2018 tarihli, 2016/757 E. ve 2018/314 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin.09.09.2019
tarihli, 2019/589 E. ve 2019/1057 K. sayılı kararıyla; davacılar ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 08.06.2021 tarih, 2020/3170 E. ve 2021/4868 K. sayılı kararıyla ''... mahkemece konusunda uzman mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış 25.09.2017 tarihli raporda davacının davalıya 22.078,25 TL fazla ödemesinin olduğu belirtilmiş, itiraz üzerine alınan 17.01.2018 tarihli ek raporda ise fazla ödemenin 9.139,78 TL olduğu tespit edilmiştir. Taraflarca alınan bilirkişi raporlarına itiraz edildikten sonra mahkemece gerekçeli kararda ayrıca bir hesaplama yapılarak davacının fazla ödemesi olmadığı sonucuna varılarak yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak hakimin uzmanlık alanı dışında kalan bir konuda değerlendirme yaparak bilirkişi raporu ile çelişki oluşturacak şekilde istirdat talebi yönünden davanın reddine karar vermesi doğru olmamıştır. Ayrıca mahkemenin gerekçesinde ve bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin de denetime elverişli olmadığı görülmüştür. Buna göre mahkemece yeniden taraf defter ve kayıtlarının incelenmesi sağlanarak dava tarihi itibariyle tüm alacak ilişkisi ve ödemeler belirtilerek alacağın varlığının tespiti suretiyle fazla ödeme olup olmadığına yönelik denetime elverişli şekilde alınacak rapor doğrultusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir...'' gerekçesiyle bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporu ile, dava açılış tarihi itibariyle davacının davalıya defter kayıtları ve bu kayıtların detayını gösteren muavin hesap kayıtlarına göre, toplam 22.869,06 TL davacının fazla ödeme yapmış olabileceği, dosya kapsamındaki mal teslim tutanaklarının ve cari hesap hareketlerinin Mahkemece kabulü durumunda, 05.12.2015 tarihi itibariyle davacı asıl borcunun cari hesap listesine göre 17.329,88 TL olduğu, 2016 yılında davacının davalıya tahsilat makbuzu ile 11.000,00 TL ve davacı avukatına banka havalesi ile 17.000,00 TL olmak üzere 28.000,00 TL ödediği, bu durumda dava açılış tarihi itibariyle davacının davalıya cari hesap kayıtlarına göre toplam 10.670,12 TL asıl borç üzerinden fazla ödeme yapmış olabileceğinin tespit edildiği, manevi tazminat talebi yönünden ise; davacıların kişilik haklarının saldırı şartının olayda gerçekleşmediği, icra takipleri nedeniyle davacıların kişilik haklarını ihlal sayılmayacağı, davacıların davalıya borcu nedeniyle icra takibi başlatıldığı, davacıların icra müdürlüğüne taahhüt bulundukları, davacılar lehine manevi tazminata hükmedilebilmesi için gerekli koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı bir şirket olup ayrı muhasebesi ve teknik imkanları bulunduğunu, müvekkilinin borca itirazları değerlendirildiğinde icraya devam etmesi ve ödemeleri düşmeyerek taahhüdü ihlalden hapis cezasına çarpılmasını sağlaması ve bu nedenle fazla para almasının kötü niyetli olduğunu, borçsuzluğu tespit edilen Samsun 4. İcra Müdürlüğünün 2015/9370 E. ve Samsun 9. İcra müdürlüğünün 2016/37965 E. sayılı dosyalar hakkında da icra inkâr tazminatı ödenmesine karar verilmesi gerektiğini bu hususun düzeltilerek onanmasına karar verilmesini, reddedilen manevi tazminatın hak ve nesafet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; davacı taraf dava dilekçesinde çelişkiye yol açacak bir biçimde menfi tespit ve istirdat alacaklarının hangisinin ne kadar olduğuna ilişkin herhangi bir ayrım yapmadan talepte bulunduğunu ve dava değerinin belirlenmesi ve harcın tamamlanmasına ilişkin hususların belirlenmesine engel oluşturduğunu, davacıların bu anlamda dava dilekçelerinin eksik oluşu ve yerel mahkemenin bu hususlara ilişkin netlik kazandırmak ve usule ilişkin eksikliği gidermek adına davacılara süre vermeden ve bu eksiklikleri gidermeden yargılamaya devam etmesinin usule ilişkin bir hata olduğunu, mahkemece davalı müvekkil aleyhine Samsun 9. İcra Müdürlüğü 2016/37940 E. sayılı dosyasına ilişkin fazla talepte bulunduğundan bahisle %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedildiğini, tazminata ilişkin talebin usul ve yasaya aykırı olup müvekkilinin kötü niyetle hareket ettiğinin kabulü noktasında mahkemede oluşan kanaatin geçerli olmadığını, müvekkilinin aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için yapmış olduğu icra takibinde haksız ve kötü niyetli olması gerektiğini, alacaklının alacak kaleminde kısmen haksız olması onun kötü niyetle hareket ettiğini göstermeyeceğini, haklı takip konusunda yapılan hatanın kötü niyet göstergesi olmadığını, kaldı ki takibin yapıldığı zaman itibari ile bilirkişi raporunda da sabit olduğu üzere davalı müvekkil 11.130,94 TL alacaklı olduğunu ,mahkemenin bu alacağın o zamanki varlığını kabul etmesine rağmen fazlaya ilişkin 2.091,97 TL açısından kötüniyet tazminatına hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı bir hüküm oluşturduğunu, koşulları oluşmadığı, halde davacı müvekkil aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olup hükmün bu yönüyle de ortadan kaldırılması gerektiğini ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit, istirdat, tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.