11. Hukuk Dairesi 2022/2727 E. , 2023/2724 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/1036 Esas.2021/573Karar
HÜKÜM : Asıl ve birleşen davanın reddi
Plastik Teks. ve Metal San. Tic. Ltd. Şti.
Taraflar arasındaki alacak- itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında mal satımından kaynaklı alacağın bulunduğunu, söz konusu alacağa karşılık ödeme olarak senetler verildiğini, verilen senetlerin takibe konulması üzerine davalı şirket tarafından itfa sebebine dayanılarak İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesinde açılan davalar ile icra takiplerinin iptali yönünde karar alınmış ise de, söz konusu senetlerin ödenmediğini ileri sürerek, 22.142,00 TL alacağın davalı ...'in 4.646,00 TL tutarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olarak davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davada belirtilen ticari ilişki nedeniyle talep edilen miktarın düşümü ile bakiye kalan 165.300,32 TL alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı şirketin haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı Kaya Gıda Plastik Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; daha önce bedelleri ödenen senetlerin davacı tarafından takibe konulduğunu, bunun üzerine açılan dava ile takiplerin iptaline karar verildiğini, taraflar arasında TTK anlamında cari hesap ilişkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 27.11.2014. tarih, 2012/350 E. ve 2014/447 K. sayılı kararı ile her iki şirketin de ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, taraflar arasında hesap mutabakatı olmadığı, ancak davacı tarafından davalıya satılan mallar için kesilen faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, dolayısıyla kesilen faturalar ve mal teslimi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın yapılan ödemelerin, karşılıksız kalan çek ve senetlerin tarafların ticari defterlerine karşılıklı olarak kaydedilmemesinden, yani tek taraflı kaydedilmesinden ve mükerrer kayıt yapılmasından kaynaklandığı, asıl davaya konu senet borçlarının davalı tarafından ödendiği, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 195.072,32 TL alacaklı olduğu, bu miktardan 22.142,00 TL yani senet bedelleri düşüldükten sonra birleşen dosyanın 165.300,32 TL üzerinden açıldığı, davalının ticari defterlerine göre ise davacıya 92.727,66 TL borçlu olduğu, bu borcun ödendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, dosyada alacağı ispata yarar başkaca bir delil ve kayıt bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulü ile takibin 92.727,66 TL üzerinden devamına, birleşen davanın kabul ve reddedilen miktarları bakımından taraflar lehine %40 oranında tazminata karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 03.05.2016 tarih, 2016/1692 E. ve 2016/8153 K. sayılı kararıyla ''... Asıl dava, alacak davası; birleşen dava ise cari hesap esas bakiyenin tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporu yetersiz olup, hüküm kurmaya elverişli değildir. Dosya içeriğinde asıl davaya ilişkin icra dosyaları ve belgeler bulunmamaktadır. Mahkemece söz konusu belge ve dosyaların ibrazı sağlanarak oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulu aracılığıyla tarafların defter ve belgeleri incelenerek, daha önce alınan rapora itirazlar da dikkate alınmak suretiyle alınacak rapor doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir...'' gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; her ne kadar davacı Unteks Gıda.. A.Ş vekili dava konusus senetlerin ödenmediğini beyan ve iddia etmiş ise de; dosya kapsamında alınan bilirkişi heyet raporu, icra dosyaları ve ödeme dekontları dikkate alındığında dava konusu senetlerin ödendiği, ödeme nedeniyle borcun sona erdiği anlaşıldığından asıl davanın reddine karar verilmesi gerektği, birleşen dava yönünden, davacı Unteks Gıda... A.Ş birleşen dava da bakiye cari hesap alacağını talep ettiğinin anlaşıldığı, davalı Kaya Gıda ... Ltd. Şti ise dava konusu alacak yönünden davacı ile cari hesap ilişkisi ve mal teslimi bulunmadığını iddia ettiği, kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur olduğu, ispat yüküne ilişkin bu genel kural, itirazın iptali davaları için de geçerli olduğu, yani, itirazın davalarında da ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmesi gerektiği, eldeki birleşen dava bakımından, davalı tarafça cari hesap ilişkisi ve mal teslimi inkar edildiğinden davacının ilk olarak davalı ile arasındaki akdi ve hukuki ilişkiyi sonrasında davaya konusu alacağın miktarını ispat etmesi gerekmekte olup, ispat yükü birleşen dosya davacısında olduğu, alınan bilirkişi heyet raporunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olmadığı, taraflar arasındaki borç alacak uyuşmazlığının hangi fatura ve/veya faturalardan kaynaklandığının davacı ve davalını ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olmaması sebebiyle tespit edilemediği, davacı tarafından gerekli belge, dekont istenilmesine rağmen aradan uzunca zaman geçmesi sebebiyle evrak sunulamayacağının belirtildiği, bu hususun bilirkişi heyet raporunda ayrıntılı ve açıkça izah edildiği, davacı tarafından açıkça yemin deliline dayanmaması sebebiyle yemin hakkının hatırlatılmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği usulüne uygun tutulmayan ticari defter ve kayıtlar tarafların aleyhine delil olması dikkate alınarak ispat yükü üzerinde olan davacının cari hesap alacağını yöntemince ispat edememesi sebebiyle birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarını sahibi aleyhine delil olduğunu, her iki taraf defterinin aleyhe delil teşkil edeceği dikkate alınarak davalının, müvekkil davacıya kendi defterine göre 92.927,66 TL müvekkil defterine göre ise 187.442,64 TL borçlu olduğu, müvekkil lehine icra inkâr tazminatına karar verilmesi gerektiğini, faturaların davalı defterinde kayıtlı olması faturalar içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine karine oluşturacağını, bu karinenin aksini bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu davalı tarafın ispatlanması gerektiğini yerel mahkeme tarafından ispat yükünün müvekkilde olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının ticari defterlerinin kapanış tasdiki olmaması nedeniyle lehe delil olamazsa da kendi defterinde kayıtlı borç bakımından aleyhine delil olduğunu, davalı taraf, cari hesapta borcu olduğu bir dönemde müvekkil hesabına bir takım ödemeler yaptığı, müvekkil de davalının yaptığı ödemeleri cari hesap alacağından mahsup ettiği, davalıya da mal vermeye devam ettiğini, müvekkilin yapılan ödemeleri, davalının cari hesabına mahsup etmek gibi bir seçimlik hakkı bulunduğunu, esas alacak ilişkisi devam etmekteyken, senetlere istinaden başlatılan icra takibinde herhangi bir hukuka aykırılık olmadığını, dolayısı ile dava konusu senetler mükerrer takibe konu edilmediğini, taraflar arasında 472 adet fatura olduğu ve her iki taraf defterine de işlendiği alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu,
asıl ve birleşen davanın reddine dair karar verilmesi şeklindeki yerel mahkeme hükmü usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı taraf cari hesap ilişkisinde teslim aldığı malların ödemelerini yaptığını ispat edemediğini, davalı taraf davaya dayanak icra takibine itirazında taraflar arasındaki ticari ilişkiyi kabul ettiğini, borca kısmi itirazda bulunduğunu. müvekkil şirketin alacağının tamamı likit olmakla kısmen kabul oranı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, asıl ve birleşen davalarda delillerin eksik toplandığını, yemin delili konusunda bir değerlendirme yapılmadığını, birleşen davadaki vekâlet ücreti de hatalı olarak hükmedildiğini ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle asıl ve birleşen davaya temyiz taleplerinin kabulü ile kararın bozulmasını istemiştir
2. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında cari hesap ilişkisi mevcut olmayıp dosyaya ibraz edilen 23.08.2010 tarihli satış temsilciliği sözleşmesinin 3.D maddesine göre; satıcı (Kaya Gıda) müşterilerine kesilen faturaların aylık toplamı üzerinden %3 komisyon alacağını, bilirkişi raporlarında bu konuya hiç değinilmediğini, defter kayıtlarındaki toplam fatura tutarı raporlara göre 3.238.470,08 TL olduğunu, bu tutarın % 3 ü 97.154,00 TL olduğunu, davalı müvekkil icra takibine itirazında (İstanbul 12. İcra Müd.’ nün 2011/20845 E. sayılı dosyası), %3 lük komisyonun düşülmediğini de belirterek itiraz ettiğini, bu nedenle bilirkişiden % 3 komisyon bedelinin hesaplanıp mahsup edilmesi için ek rapor alınması taleplerinin Mahkemece reddedildiğini, karar bozulacak olursa %3 komisyon bedeli hesaplanmadığından da bozulmasını talep ettiklerini, müvekkilin kararın bozulması ihtimalinde bu yönüyle temyiz etmekte hukuki yararı olduğunu karar bozulursa komisyon bedeli hesaplanmadığından da kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık , asıl dava alacak, birleşen dava itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Asıl dava yönünden; Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin ve davalı şirket vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. A) Birleşen dava yönünden ; Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı şirket vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
B) Mahkemenin bozma öncesi 27.11.2014 tarihli kararında birleşen dava yönünden itirazın iptali davasının kısmen kabulü ile davalı borçlunun itirazının kısmen iptali ile takibin 92.727,66 TL üzerinden devamına karar verilmiş bu karar ret olunan miktar yönünden davacı tarafından temyiz edilmiştir. Birleşen dava yönünden verilen karar davalılar tarafından temyiz edilmediğinden bu miktar davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğundan bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile usulü kazanılmış hak oluşturan miktarın reddine karar verilmesi doğru olmamış birleşen davanın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Asıl dava yönünden davacı vekilinin ve davalı şirket vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
2.Birleşen dava yönünden davalı şirket vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden asıl dava yönünden davacıya yükletilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden asıl dava yönünden davalıya yükletilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden birleşen dava yönünden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde birleşen davada yönünden davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!