WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Temmuz 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2023/909 E.  ,  2024/1052 K.
"İçtihat Metni"K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2021/6321 Değişik iş
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 14.10.2021 tarihli ve 2020/48684 Soruşturma, 2021/27235 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Kayseri 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.12.2021 tarihli ve 2021/6321 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 02.12.2021 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27.12.2022 tarihli ve 2022/4292 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.04.2023 tarihli ve KYB-2023/1854 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/1854 sayılı sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi hâlde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, Almanya'da yaşayan müştekinin, eşi olan ...'nın 2014 yılında maliki olduğu Kayseri ili Kocasinan ilçesi 1607 ada 65 parselde kayıtlı olan taşınmazda tasarrufta bulunmak için şüpheli ...'a vekaletname verdiği, ancak kısa bir süre sonra ...'nın vefat ettiği, şüphelinin müştekiden mal kaçırmak için mezkur taşınması diğer şüpheli ...'e 17/09/2015 tarihinde devrettiği, 28/08/2018 tarihinde ise şüpheli Burhan, mütevaffanın kardeşi ...'ya taşınmazı devrettiği, böylelikle şüphelilerin geçersiz vekaletnameyle müştekiden mal kaçırmak amacıyla müştekinin eşi adına kayıtlı taşınmazın devrini sağlayarak dolandırıcılık ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarının işlerdiği iddiasıyla yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturmada, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli ...'in işlemi kendisine verilen vekaletname uyarınca gerçekleştirdiği, ...'dan vekaletname alındığı esnada hileli bir hareketin varlığına dair bir anlatımın ve iddianın da bulunmadığı, bu nedenlerle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, müştekinin şikayetine konu eylemin sübutu halinde vekalet ilişkisinin gereklerine aykırı nitelikteki eylemlerin diğer yasal şartların bulunması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nn 155/1. maddesinde tarif olunan suçun oluşabileceği, bu suçun takibinin de şikayete bağlı olduğu, 17/09/2015 tarihinden itibaren 6 aylık yasal süre şikayet hakkı bulunan ...'nın usulüne uygun şikayetinin bulunmadığı, bu suç yönünden müştekinin şikayet hakkının olmadığı, buna karşın vaki şikayetinin 6 aylık yasal süre geçtikten sonra 06/11/2020 tarihinde yapıldığı, müşteki ve vekilinin vekalet veren şahsın ölümünden sonra vekalet ilişkisine dayanılarak taşınmazın satışının yapılması eyleminin yapılan satışın geçerliliğine ilişkin hukuk mahkemelerinde çözümü mümkün hukuki ihtilaf niteliğinde kaldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair verilmiş ise de,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17/02/2015 tarihli ve 2013/11-727 esas, 2015/1 karar sayılı ilamında da; "Katılanın yurtdışında yaşaması nedeniyle eşi ve iki oğlu ile birlikte Türkiye'deki işleriyle ilgilenmek üzere 15.08.1995 tarihinde genel vekaletname vererek sanığı vekil tayin ettiği, 28.09.1998 tarihinde katılan tarafından sanığın bu vekillikten azledildiği, 14.11.2005 tarihinde ise sanığın azledildiği bu vekaletnameye dayanarak katılana ait taşınmazı üçüncü bir kişiye sattığı olayda, vekillikten azledildiğinden haberdar olan sanık azilname ile geçersiz hale gelen vekaletnameyi kullanarak katılana ait taşınmazı üçüncü kişiye satmış ve tapu işlemleri sırasında katılanın vekili olmadığı halde bu durumu tapu memurundan gizlemiştir. Azilname ile geçersiz hale gelen resmi belge niteliğindeki vekaletnamenin kullanılması nedeniyle somut olayda resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluştuğunun kabulü gerekir. Resmi belgede sahtecilik suçunun yanında, sanığın hileli davranışlar yapmak suretiyle katılanın aleyhine olarak kendisine haksız bir yarar sağlamış olması nedeniyle dolandırıcılık suçunun oluşması da sözkonusu olacaktır." şeklinde belirtildiği üzere, müştekinin eşi ...'nın şüpheli ...'e 11/03/2014 tarihinde vekaletname vermesinden sonra, 2014 yılında vefat etmesi akabinde geçersiz hale gelen vekaletname ile şüpheli Dudu'nun tapuda Feyzullah adına kayıtlı taşınmasızın 17/09/2015 tarihinde şüpheli Burhan'a, 28/08/2018 tarihinde ...'ya devir işlemlerinin gerçekleştiği iddialarının sübutu halinde nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturacağı ve satış bedelinin şüpheliler tarafından 80.000,00 Türk lirası olduğunun belirtilmesine rağmen resmi senette 35.000,00 Türk lirası olarak belirtilmesi de nazara alındığında, delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi Elif Karaca'nın eşi olan ve Almanya'da yaşayan ...'nın babası müteveffa Mehmet Karaca'dan miras kalan Kayseri ili Kocasinan ilçesi 1607 Ada 65 Parselde bulunan taşınmazdaki payının intikal işlemleri için Hannover Başkonsolosluğu'nun 11.03.2014 tarihli ve 1525 sayılı vekaletnamesi ile teyzesi olan şüpheli ...'i vekil olarak tayin ettikten sonra, işlemler yapılmadan önce 10.04.2014 tarihinde vefat ettiği ve vekaletname hükümsüz kaldığı halde, şüpheli ...'in 15.09.2015 tarihinde taşınmazın intikal işlemlerini yaptırdıktan sonra, 17.09.2015 tarihinde de taşınmazı bu vekaletnameye istinaden damadı olan şüpheli ...'e sattığının, şüpheli ...'in de 28.08.2018 tarihinde taşınmazı şüpheli ...'ya sattığının, şüphelilerin asıl amacının iştirak halinde hareket ederek taşınmazın muvazaalı olarak şüpheli ...'ya devrini sağlamak olduğunun iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, şüpheliler ... ve ...'in ifadelerinde, müteveffa Mehmet Karaca'nın ölümü sonrası tüm hissedarların bilgi ve rızası dahilinde taşınmazın 80.000,00 TL karşılığında ...'e satılmasına karar verildiğini, hissedarlar yurtdışında yaşadığından şüpheli ...'in vekil tayin edildiğini ve satışın bu şekilde gerçekleştirilmesinden sonra, satış bedelinin nakit olarak anneleri ...'ya teslim edildiğini, sonraki tarihlerde taşınmazın 120.000,00 TL bedel karşılığında hissedarlardan şüpheli ...'ya satıldığını beyan etmeleri karşısında; şüpheli ...'nın savunmasının alınması, şikâyetçinin eşi olup ölüm tarihinde Alman Vatandaşı olduğu anlaşılan ...'nın ölüm tarihinin ilgili kurumlardan sorularak tespit edilmesi, ... tarafından verildiği bildirilen Hannover Başkonsolosluğu'nun 11.03.2014 tarihli ve 1525 sayılı vekaletnamesinin bir suretinin dosyaya getirtilmesi ile satış yetkisi içerip içermediğinin belirlenmesi, taşınmazın diğer hissedarları..., ...ve özellikle satış bedelini teslim aldığı bildirilen ...'nın tanık olarak beyanlarına başvurularak, ...'nın ölümünden önce bahse konu taşınmazdaki hissesini satma iradesi bulunup bulunmadığının ve taşınmazın gerçek satış bedelinin ne kadar olduğunun tespit edilmesinden sonra, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.12.2014 tarihli ve 2013/11-727 Esas, 2015/1 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, azilname ile geçersiz hale gelen resmi belge niteliğindeki vekaletnamenin kullanılması suretiyle tapuda gerçekleştirilen devir işleminin resmi belgede sahtecilik ve tapu müdürlüğünün araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarına vücut verip vermeyeceği hususunda değerlendirme yapılarak, şüphelilerin ...'nın ölümünden haberdar olup olmadıkları ve başlangıçtan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket edip etmedikleri de belirlendikten sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken; "...şüpheli ...'in işlemi kendisine verilen vekaletname uyarınca gerçekleştirdiği, ...'dan vekaletname alındığı esnada hileli bir hareketin varlığına dair bir anlatımın ve iddianın da bulunmadığı, bu nedenlerle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, müştekinin şikayetine konu eylemin sübutu halinde vekalet ilişkisinin gereklerine aykırı nitelikteki eylemlerin diğer yasal şartların bulunması halinde TCK 155/1 maddesinde tarif olunan suçun oluşabileceği, bu suçun takibinin de şikayete bağlı olduğu, 17/09/2015 tarihinden itibaren 6 aylık yasal süre şikayet hakkı bulunan ...'nın usulüne uygun şikayetinin bulunmadığı, bu suç yönünden müştekinin şikayet hakkının olmadığı, buna karşın vaki şikayetinin 6 aylık yasal süre geçtikten sonra 06/11/2020 tarihinde yapıldığı, müşteki ve vekilinin vekalet veren şahsın ölümünden sonra vekalet ilişkisine dayanılarak taşınmazın satışının yapılması eyleminin yapılan satışın geçerliliğine ilişkin hukuk mahkemelerinde çözümü mümkün hukuki ihtilaf niteliğinde kaldığı ..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi açıklanan nedenlerle yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Kayseri 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.12.2021 tarihli ve 2021/6321 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.02.2024 tarihinde karar verildi.