11. Ceza Dairesi 2022/4152 E. , 2024/1222 K.
"İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/141 E. 2021/347 K.
SUÇLAR :Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
SUÇ TARİHLERİ : 21.01.2011, 09.11.2011, 21.01.2012, 10.03.2012
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.10.2014 tarihli kararı ile; sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 3 yıl 4 ay hapis 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.10.2014 tarihli kararının, sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin, 30.03.2021 tarihli ve 2017/34283 Esas, 2021/3803 Karar sayılı ilâmıyla;
"Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15/11/2018 tarih, 2018/339 Esas ve 2018/536 Karar sayılı, “farklı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan, asıl mahkemesince yapılan sorgusu sırasında duruşmadan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanığın hükmün açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mâhkumiyetine karar verilmesi savunma hakkının sınırlandırılması niteliğinde olduğu” şeklindeki kararı uyarınca, başka suçtan Sincan 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak bulunan ve duruşmalardan vareste tutulmaya dair bir talebi de bulunmayan sanığın, kısa kararın okunduğu oturuma getirtilmeyerek veya usulünce SEGBİS sistemi ile duruşmada hazır edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması suretiyle 5271 sayılı CMK'nun 196. maddesine aykırı davranılması,"
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında nitekli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve son bentleri, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hakkında tekerrürü hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyizi; sanığın atılı suçları işlemediğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına , savunma hakkının kısıtlandığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mağdurun 09.07.2009 tarihinde çalınan nüfus cüzdanını bir şekilde ele geçiren sanığın nüfus cüzdanındaki mağdurun fotoğrafını çıkartıp kendi fotoğrafını yapıştırarak fotoğrafla preslettiği ve bu nüfus cüzdanı ibraz ederek 09.11.2011 tarihinde Cihanbeyli ilçesinde, 21.01.2011 tarihinde Konya ilinde sürücü belgesiz araç kullanmaktan dolayı hakkında işlem yapıldığı, yine...da alkollü araç kullanmaktan dolayı hakkında işlem yapıldığı, bu işlemler sırasında kamu görevlilerine kendisini mağdur ... olarak tanıttığı ve ceza tutanaklarının mağdur adına tanzim olunduğu, 21.01.2012 tarihinde bir arkadaşı ile birlikte araçla seyrederken yapılan kontrolde üzerinde bir miktar eroin bulunduğu ve polislere kendisini yine mağdur ... olarak tanıttığı, yine mağdurun kimlik bilgilerini kullanarak 10.03.2012 tarihinde Konya Numune Hastanesine müracaatta bulunarak hastanede muayene olduğu, kendisine enjeksiyon yapıldığı, ayrıca adına yazılan ilaçları mağdur ... ismiyle aldığı ve toplamda 21,02 TL adına sağlık harcaması yapıldığı, bu şekilde sanık hakkında hukuki süreç başlığı altında yazılı suçlardan dolayı temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
2. Sanığın, atılı suçlamaları dolaylı olarak ikrar ettiği belirlenmiştir.
3. Mahkemesince, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Tebliğname Yönünden Yapılan İncelemede
1412 sayılı Kanun'un "Davaya Yeniden Bakacak Mahkemenin Hak ve Mecburiyetleri" başlıklı 326 ncı maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan ikinci fıkrası;
"...
Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir.
..."
Şeklinde düzenlenmiştir.
Bozma ilamı üzerine davaya bakan yerel mahkemece sanığa duruşma davetiyesinin gönderildiği, ancak iade gelmesi nedeniyle tebliğ edilemediği belirlenmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.01.2020 tarihli ve 2016/12-1160 Esas, 2020/19 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere,
"1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunludur. Aynı kurala 5271 sayılı CMK'nın 307/2. maddesinde de yer verilmiş olup anılan bu Kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır."
Somut olayda, sanık hakkında atılı suçundan Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.10.2014 tarihli kararı ile mahkumiyet hükümleri kurulmuş ve bu hükümler savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 30.03.2021 tarihli ve 2017/34283 Esas, 2021/3803 Karar sayılı kararı ile sanık lehine bozulmasına karar verilmiştir.
5271 sayılı Kanun'un "Delillerin tartışılması" başlıklı 216 ncı maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan üçüncü fıkrası;
"...
(3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.
..."
5271 sayılı Kanun'un "Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri" başlıklı 307 nci maddesi;
"(1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
(2) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi gerekir."
Yukarıda yazılı Kanun hükümlerine göre lehlerine bozma kararı verilen ve bozma sonrası kurulan hükümlerde de bozmaya konu olan ceza ile aynı cezaya hükmolunan sanığa davetiye tebliğ olunamaması nedeniyle duruşmada hazır bulunmadıklarından son sözün verilmesinin de mümkün olmadığı gibi bozmaya karşı beyanları alınmadan duruşmaya devam edilip davanın yokluklarında bitirilmesi yönünden sanık hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafinin bu hususa ilişkin temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
2.Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden Yapılan İncelemede
a. Nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden; mağdurun kimlik bilgilerini kullanarak 10.03.2012 tarihinde Konya Numune Hastanesine müracaatta bulunarak hastanede muayene olduğu, kendisine enjeksiyon yapıldığı, ayrıca adına yazılan ilaçları mağdur ... ismiyle aldığı ve toplamda 21,02 TL adına sağlık harcaması yapıldığı olayda; sanığın hastanenin acil servisinden giriş yaptırmak suretiyle tedavi olması da göz önüne alındığında Sağlık Bakanlığının 11.05.2000 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği’nin 37. maddesinde yataklı tedavi kuruluşları, acil sağlık hizmetlerinin bedelini hizmet sundukları kişinin ödeme imkanları çerçevesinde tahsil ederler hükmü ve Başbakanlığın 2008/13 sayılı genelgesi uyarınca; sanıktan acil sağlık hizmet bedellerinin alınamayacağı ve bu nedenle herhangi bir kamu zararının söz konusu olmayacağı anlaşılmakla kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı ancak söz konusu muayene evrakının dosya arasına alınarak resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
b. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu yönünden; 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan "Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesindeki "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ise “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması halinde 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığa atılı 09.11.2011 tarihinde Cihanbeyli'de, 21.01.2012 tarihinde Konya'da sürücü belgesiz araç kullanmaktan yapılan işlem ve ...da da alkollü araç kullanmaktan düzenlenen tutanakların "işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" olmayıp; kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması eylemi olup, 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesindeki "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturacağının gözetilmemesi,
Sanığın 21.01.2012 tarihinde aracında yapılan aramada kriminal raporuna göre eroin olduğu tespit edilen uyuşturucu maddelerin elde edilmesi nedeniyle yürütülen adli soruşturmada, kendisini ... olarak tanıtıp, aynı gün düzenlenen ifade beyanı ve tutanaklara bu isimle imza atması eyleminin ise 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan "Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun suçunu oluşturacağı, bu suç yönünden de zincirleme suç hükümlerinin dosya kapsamından uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuş ise de zamanaşımı hususu olumsuz muhakeme koşulu olması nedeniyle sanığın eylemlerinin suç tarihinin en aleyhe kabul ile 21.01.2012 günü olarak belirlenerek 5237 sayılı Kanun'un 268, 206 maddeleri uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.Dosya kapsamına göre, 21.01.2012 olan suç tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
A. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2021 tarihli, yukarıda sayısı yazılı incelemeye konu kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2021 tarihli, yukarıda sayısı yazılı incelemeye konu kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!