11. Ceza Dairesi 2021/27596 E. , 2023/3443 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, ikna suretiyle irtikâp, icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin 06.05.2015 Tarihli ve 2014/69 Esas, 2015/23 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, üç kere, 5237 sayılı ... Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 ... maddesinin ikinci fıkrası, 168 ... maddesi, 52 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca 6 ay hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
2. İkna suretiyle irtikâp suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
3. İcrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna, soyut gerekçe ile takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığına, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve ikna suretiyle irtikâp suçlarının unsurları itibarıyla oluşmadığına, kabul etmemekle beraber sanığa isnat edilen eylemlerin zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilebileceğine, re'sen gözetilecek nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemece; sanığın yaklaşık 5 yıldır zabıt katibi olarak görev yaptığı, Malazgirt Adliyesinde hakkında açılan disiplin soruşturması neticesinde hizmet gereği Alucra Adliyesine tayin olduğu ve 04.08.2014 tarihinden itibaren Alucra Adliyesi'nde Sulh Hukuk ve Sulh Ceza Mahkemeleri katibi olarak çalışmaya başladığı,
Sanığın, 27.10.2014 tarihinde C.B. isimli şahsın şüpheli ölüm olayına ilişkin olarak yürütülen soruşturmada zabıt katibi olarak görev aldığı, ceset üzerinden çıkan 200,00 TL'nin savcılık talimatı ile Tereke Hakimliğine gönderildiği, ilgili evrak ve zarf içerisinde bulunan paranın sanık zabıt katibince imza ile elden teslim alındığı, ancak olayın üzerinden yaklaşık 1 ay geçmesine rağmen tereke dosyasının açılmadığı ve evraka ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığı, sanığın ceset üzerinden çıkan 200,00 TL'yi uhdesine geçirdiği, durumun mahkeme hâkimi A.A.'nın dosyanın akıbetini sorması neticesinde ortaya çıktığı, Hukuk Mahkemeleri Kanunu Yönetmeliğinde hukuk mahkemelerinde zabıt katibinin görevlerinin belirtildiği, bunlar arasında parasal herhangi bir mevzunun bulunmadığı, vezne bulunmayan yerlerde harcın hesaplanması ve tahsili ile dosyaya ait kıymetli evrak ve değerli eşyanın uygun yerde muhafazasını sağlamanın yazı işleri müdürlerinin görevine dahil olduğu, savcılık tarafından C.B. isimli şahsın üzerinden çıkan 200,00 TL'nin tutanak ile Tereke Hakimliğinde katip olarak çalışan sanığa teslim edildiği, yönetmeliğe göre paranın Yazı İşleri Müdürlüğüne teslim edildikten sonra katip tarafından tereke dosyasının açılması gerektiği, zabıt katibinin parayı teslim alma görev ve yetkisinin bulunmadığı, olay tarihinde sanığa bu hususta herhangi bir yazılı görevlendirmenin de yapılmadığı anlaşıldığından eylemin zimmet suçunu değil kamu hizmetinden kaynaklı olarak kendisine zilyetliği devredilen para üzerinde parayı uhdesine geçirerek zilyetliğin devri amacı dışında bir tasarrufta bulunduğu, eylemin bu haliyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve sanığın müsnet suçu işlediği sabit olduğundan cezalandırılmasına,
Sanığın, Sulh Hukuk Mahkemesinden veraset ilamı talebinde bulunan M.A.'yı telefon ile arayarak veraset ilamının hazır olduğunu, 50,00 TL masrafı verdiği takdirde kararı alabileceğini söylediği, bu olaydan birkaç gün sonra sanık kalemde bulunduğu sırada tanık R.P.nin M.A. adına veraset ilamını almak üzere elinde 50,00 TL ile içeri girdiği, bu sırada kalemde mübaşir tanık M.K.'nin de bulunduğu, sanık ile tanık R.P.'nin dışarıya çıktıkları ve burada sanığın tanıktan 50,00 TL'yi alarak veraset ilamını verdiği, M.A.'nın veraset ilamı almak için başlangınça tüm harç ve bedelleri peşin olarak vermesine rağmen sanığın beyanına istinaden R.P. isimli arkadaşı ile söz konusu parayı göndererek veraset ilamını aldığı, savunmasında M.A.'dan 50,00 TL istediğini doğrulayıp bu parayı borç olarak istediğini savunmuş ise de, tanıklar R.P. ve M.K.'nin beyanlarında da belirtildiği üzere sanığın olay sırasında kalemde kendisi ile birlikte bulunan mübaşiri kitap getirmesi bahanesi ile kalemden çıkarmak istediği, mübaşirin çıkmaması üzerine karara mühür vurmak amacıyla R.P. ile birlikte kalemden dışarı çıkarak burada parayı alması, olayın ortaya çıkmasından sonra M.A.'yı arayarak ifadesinde parayı borç alarak verdiğini söylemesini istemesi ve olayın bu şekilde gelişimi dikkate alındığında sanığın savunmasına itibar edilmeyip söz konusu olayla ilgili olarak üzerine atılı ikna suretiyle irtikap suçunu işlediği anlaşıldığından cezalandırılmasına, suçu oluşturan parasal değerin azlığı nedeniyle hakkkında 5237 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca indirim uygulanmasına,
Mağdur ... ...'nun 30.09.2014 tarihinde veraset belgesi davası açtığı ve davada feraiz hükümleri uygulanma durumu olduğu için bilirkişi incelemesinin yaptırılması amacıyla 270,00 TL masraf yatırması gerektiğinin mağdura belirtildiği, dosyanın gereği için Sulh Hukuk Mahkemesince talimat yazıldığı ancak fiziken de mahkemesine gönderilmesi gerekirken mahkeme kaleminde yığıntı dosyaların arasında bulunduğu, UYAP sisteminde yapılan kontrolde talimatın gereği için gider avansının davacı mağdur tarafından giderilmediğinin görüldüğü, mağdur aranıp sorulduğunda gider avansı olarak 270,00 TL'yi yazı işleri müdürlüğünde o anda kimse olmadığından ve İstanbul iline gitmesi gerektiğinden dosyasına yatırmak üzere elden sanığa verdiğini, daha sonra Alucra ilçesine gittiğinde sanığın kendisine makbuz adı altında bir belge verdiğini beyan ettiği, anılan belgenin incelenmesinde harçlandırma formu olduğu, 08.10.2014 tarihli olduğu, gerçek olması gereken sabit şartları taşımadığı ve bilgisayar çıktısı şeklinde olup imzasız olduğunun anlaşıldığı, sanık hakkında her ne kadar mağdur ...'e karşı da ikna suretiyle irtikap suçunu işlediğinden dolayı cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, mağdur tarafından Alucra Sulh Hukuk Mahkemesinde veraset ilamı için dava açıldığı, murisin 1926 yılında ölmesi nedeniyle feraiz hükümlerine göre bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, mağdurun bilirkişi ücretini yatırmak için adliyeye gittiği, yazı işleri müdürü olmadığı için ve kendisi de ilçeden ayrılmak zorunda olduğundan masrafa ilişkin parayı dosyaya yatırmak üzere sanığa teslim ettiği, sanık tarafından parayı ödemesi için mağdura irtikap oluşturacak herhangi bir eylemde bulunulmadığı, mağdurun bu parayı kendisinin sanığa verdiği, ancak sanığın verilen parayı dosyasına yatırmayarak uhdesine geçirdiği, yürüttüğü kamu hizmeti nedeniyle kendisine duyulan güveni kötüye kullandığı ve eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından müsnet suçtan cezalandırılmasına; mağdurun bir müddet sonra masrafın yatırılıp yatırılmadığını sorması üzerine sanığın UYAP sistemi üzerinden lokale döküman kaydetme işlemini yaparak harçalandırma formu adı altında bir belge düzenlediği ve 270,00 TL'yi yatırılmış gibi gösterdiği, söz konusu belgede orijinal harçlandırma formundan farklı olarak başvurma harcı, peşin ve nispi harç, vekalet harcı ve dosya ibarelerinin bulunmadığı, sanığın imzasının olmadığı, dolayısıyla makbuz özelliği taşımadığı ve ortada kanunun aradığı nitelikte bir resmi belge bulunmadığı anlaşıldığından her ne kadar sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmış ise de suçun unsurlarının oluşmadığı ve eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğundan bu suçtan cezalandırılmasına,
Alucra Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/... Esas sayılı dosyasının davacısı olan mağdur ... Ulaba'nın yatırdığı gider avansına ilişkin olarak; mağdurun, yatırması gereken gider avansını sanığa ödediğini beyan ettiği, yapılan araştırmada sanığın mağduru telefon ile arayarak dosyadaki gider avansının eksik olduğunu söyleyip kendi hesap numarasını verdiği, mağdur Z.Bankası Giresun Şubesine gittiğinde memurun kendisine böyle bir usulün olmadığını söylemesi üzerine sanığı aradığında sanığın "Alucra'da bir tanıdığın varsa bana elden gönderirsen o bana parayı elden verebilir bende bilirkişilere teslim ederim" dediğini, mağdurun bunun üzerine tanık Z.Y. aracılığıyla toplam 800,00 TL'yi sanığa gönderdiği, sanığın da bu parayı uhdesine alarak dosya için gerekli işlemleri yapmadığı, sanık hakkında her ne kadar mağdur ...'e karşı da ikna suretiyle irtikap suçunu işlediğinden dolayı cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, söz konusu dava dosyasında bilirkişi masrafının ödenmesi gerektiği, sanığın bunun için tarafları aradığı, davacı mağdurun akrabaları aracılığıyla parayı sanığa teslim ettiği, ancak sanığın masraf olarak aldığı parayı dosyaya yatırmayarak uhdesine geçirdiği, bu olayda da irtikap teşkil eden bir davranışının bulunmadığı, zaten dosyaya yatırılması gereken bir paranın tesliminin söz konusu olduğu, eylemin yürüttüğü kamu hizmetinden dolayı kendisine duyulan güvenin kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu anlaşıldığından müsnet suçtan cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
2. Sanığın, üzerine atılı suçlamaları kısmen kaçamaklı kabul ettiği anlaşılmıştır.
3. Hakim, yazı işleri müdürü ve zabıt katibi tarafından tanzim olunan tutanaklar, kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, bankanın cevabi yazısı, tereke dosyası örneği, emanet makbuzları, mağdurlar ile tanıklar ....nın beyanları, sanığın güncel adlî sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Zimmet Suçundan Açılan Ve Değişen Suç Vasfına Göre Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan; Mağdurlar ... Ulaba Ve ... ...'na Yönelik Eylemlere İlişkin Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan; İcrai Davranışla Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan, Hükümler Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak; sanık hakkında aynı Mahkemece 02.03.2016 tarihli ve 2015/70 Esas, 2016/15 Karar sayılı kararla verilen ve incelemeye konu dosya ile aynı gün ele alınan Dairemizin 2022/10324 Esas sayılı dosyasına konu davanın aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle incelemeye konu dava ile birleştirilmesinden sonra, zimmet suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun millete ve devlete karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil suçtan zarar gören olacağı nazara alındığında, sanığın sübut bulan ve Mahkemece hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen zimmet suçunun zincirleme biçimde işlenmesine ilişkin olduğu gözetilerek, fiillerin zincirleme suç olarak kabulüyle tek suçtan hüküm kurulup 5237 sayılı Kanun'un 3 ve 61 ... maddeleri de değerlendirilerek, ilgili kanun maddesinde öngörülen temel cezanın tayini ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak artırımda alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılması suretiyle sonuç cezanın saptanması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
B. İkna Suretiyle İrtikâp Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 Karar sayılı kararında da benzer şekilde belirtildiği üzere, irtikâp suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun millete ve devlete karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil suçtan zarar gören olacağı nazara alındığında, sanık hakkında aynı Mahkemece 02.03.2016 tarihli ve 2015/70 Esas, 2016/15 Karar sayılı kararla verilen ve incelemeye konu dosya ile aynı gün ele alınan Dairemizin 2022/10324 Esas sayılı dosyasına konu olayda suçtan zarar gören ... Tamdoğan'a yönelik eylem ile incelemeye konu davadaki eylemin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması karşısında, anılan dava dosyası ile incelemeye konu davanın birleştirilmesi, fiilin zincirleme suç olarak kabulüyle tek suçtan hüküm kurulup 5237 sayılı Kanun'un 3 ve 61 ... maddeleri de gözetilerek, ilgili kanun maddesinde öngörülen temel cezanın tayini ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak artırımda alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılması suretiyle sonuç cezanın saptanması gerektiği gözetilmeden, suçtan zarar gören sayısınca olmak üzere mahkûmiyet hükmü kurularak fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.05.2015 tarihli ve 2014/69 Esas, 2015/23 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince sanığın kazanılmış hakkının DİKKATE ALINMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!