WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/127 E.  ,  2024/989 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1843 E., 2023/2545 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/20 E., 2021/131 K.

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali ile aylık bağlanmasına ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı asıl, eski eşi ...'dan 2012 yılında boşandığını, 2006 yılında vefat eden babasından dolayı boşandıktan sonra kurumdan aylık almaya başladığını ancak kurumca eski eşiyle beraber yaşadığı iddia edilerek aylığın kesildiğini, ödenen aylıkların iadesinin istendiğini, eşiyle boşandıktan sonra sadece çocukları ile ilgili durumlar için bir araya geldiklerini, beraber yaşamadıklarını açıklayarak kesilen yetim aylığının tekrar bağlanmasına, kurum işleminin iptaline, ödenmeyen aylıkların ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı kurum vekili, dava konusuyla ilgili olarak Kurum kayıtlarında yapılan tetkikte; Kurumdan hak sahibi olarak.... emekli sicil numaralı dosyadan ölüm aylığı alan davacının boşanma nedeniyle aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının Kurum Denetmenlerince düzenlenen 30.05.2019 tarih ve 2019/KÖZ-35 nolu Raporla tespit edilmesi sonucu aylıklarının durdurulduğunun tespit edildiğini, kurumca yapılan işlemin mevzuat gereği olduğunu, davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü iddialarının aksine kurumca yapılan tahkikat, komşu ve tanıdıklarından alınan beyanlar, yapılan fiili durum tespiti ve davacı ile boşandığı eşinin birlikte yaşamaya devam ettiğinin resmi kayıtlar ile de tespit edilmesi üzerine gelirinin kesildiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosyaya giren bilgi ve belgelerin, tanık beyanlarının, kurum denetmen raporunun, resmi kayıtların bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde dava niteliği gereği kurum işleminin iptali talebine yöneliktir. Davacının davalı Kurumda hak sahibi olarak müteveffa babası 4/a emeklisi... üzerinden 506 sayılı Kanun'un 66/a maddesine istinaden 15.12.2012 tarihinden itibaren ..... emekli sicil numaralı dosyada ölüm aylığı aldığı, boşanması nedeniyle aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşi ...'la fiilen birlikte yaşadığının Kurum denetmeni tarafından düzenlenen 30.05.2019 tarih ve 2019/KÖZ-35 sayılı raporla tespit edilmesi neticesinde aylıklarının durdurulduğu anlaşılmaktadır. Nüfus kayıtlarının incelenmesinden; davacı ile boşandığı eşinin 14.02.2005 tarihinde evlendikleri, davacının babası...'ın 19.10.2006 tarihinde vefat ettiği ve davacı ve boşandığı eşinin ... 10.Aile Mahkemesi'nin 01.11.2012 tarihli kararıyla boşanmalarına karar verilmiş olduğu görülmektedir. Dosya arasına alınan resmi Kurum kayıtlarının incelenmesinde; davacı ve boşandığı eşinin boşandıkları tarihten sonra aynı adreste oturduklarına dair herhangi bir kayıt mevcut olmadığı, aynı zamanda seçmen bilgileri listelerinin incelenmesinde boşandıktan sonra aynı yerde oy kullanmamış oldukları da anlaşılmaktadır. Her ne kadar Kurum denetmeni tarafından düzenlenen 2019/KÖZ-35 sayılı denetmen raporunda davacı ve boşandığı eşinin boşandıktan sonra aynı adreste oturdukları yönünde kanaat edinilmiş ise de; denetmen raporunun soyut verilere dayandığı, beyanlarına başvurulan kişilerin imzalı beyanlarının ve bu kişilerin kimlik bilgilerinin dahi rapor kapsamında mevcut olmadığı, bu haliyle somut delillerle desteklenmeyen yalnızca tarafların medula kayıtlarına ve kim oldukları anlaşılamayan kişilerin beyanlarına dayalı olarak düzenlenilmiş denetmen raporuna itibar edilemeyeceği, davacı tanıklarının tarafların boşandıktan sonra bir arada yaşamadıkları yönünde beyanda bulunduğu, özellikle dinlenen tanıklardan ...'ın beyanında babasının prostat kanseri olduğunu ve tedavi gördüğünü belirttiği, tanığın bu beyanı ile davacının boşandığı eşinin medula kaydına göre gastroentoloji ve üroloji polikliniklerinde gördüğü tedavilerin birbiriyle örtüştüğü, davacının, boşandığı eşiyle beraber aynı adreste yaşadığı anlaşılan 2002 doğumlu tanık ...'ın temel ihtiyaçları için boşandığı eşinin adresine arada sırada gitmesinin tarafların karı koca gibi bir arada yaşadıkları anlamına gelmeyeceği, kaldı ki nüfus kayıtlarından sabit olduğu üzere davacının hak sahibi babası...'ın 19/10/2006 tarihinde vefat ettiği, davacının ise eşinden 04.12.2012 tarihinde boşanmış olduğu dikkate alındığında davacının babasının vefatından hemen sonra kuruma aylık bağlanması amacıyla başvuruda bulunma hakkı olmasına rağmen babasının vefatından çok sonra eşiyle boşandığı ve kuruma aylık bağlanması talebinde başvuruda bulunduğu, bu haliyle davacının kötü niyetli bir hareketinden de söz edilemeyeceği" gerekçesiyle;
"1-Davanın kabulü ile;
Davacı ....T.C. Kimlik numaralı ...'a müteveffa babası .... T.C. Kimlik numaralı... üzerinden 506 sayılı Kanun'un 66/A maddesine istinaden 15.12.2012 tarihinden itibaren 3/1613858 tahsis no'lu dosyadan bağlanılan ölüm aylığının durdurulmasına yönelik davalı Kurum işleminin iptali ile ölüm aylığının davacıya yeniden bağlanılmasına taleple bağlılık ilkesi gereği kesilen aylık miktarlarının davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, Kurum denetmenlerince düzenlenen 30.05.2019 tarih ve 2019/KÖZ-35 nolu rapor ile davacının aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiğini ve aylıklarının durdurulduğunu, Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu, yerel mahkeme tarafından kararda davacının kızlarının ifadelerine yer verilip, aynı yerde oy kullanmadıklarına dayanıldığını, Kurum kayıtlarının aksinin eş değer belgeler ile kanıtlanması gerektiğini, denetmen raporu ve medula kayıtlarının daha nesnel bir kayıt olduğunun göz ardı edildiğini belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davacının eşinden 2012 yılı içerisinde anlaşmalı olarak boşandığı ve müşterek çocuğun velayetinin davacı anneye bırakıldığı, taraflar lehine nafaka ve tazminata hükmedilmediği, davacının babasının 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı iken 2006 yılı içerisinde vefat ettiği, davacının 2012 yılında eşinden boşanmış olmasına rağmen 2010 yılında boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı iddiası ile Ali Yiğit tarafından Kuruma ihbarda bulunulduğu, daha sonradan yapılan ihbarlar üzerine de Kurum denetmeni tarafından inceleme yapılarak 14.05.2014 tarihli rapor düzenlendiği, raporda davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığına yönelik herhangi bir tespit yapılamadığının belirtildiği, davacı hakkında Kuruma yapılan ihbarlar nedeniyle tekrar inceleme başlatıldığı, Kurum denetmeni tarafından hazırlanan 30.05.2019 tarihli raporda bu kez davacının boşandığı eşi ile fiili olarak birlikte yaşadığının tespit edildiği yönünde kanaat bildirildiği, Kurum denetmeni tarafından yapılan incelemeler sırasında davacının boşandığı eşinin bildirdiği adrese gidildiğinde davacının orada olduğunun tespit edildiği, davacının ifadesine başvurulduğu, davacının kızına temizlik için yardıma geldiğini, kızının velayetinin kendisine verildiğini, ancak kızının babasının rahatsızlığı nedeniyle babası ile birlikte yaşadığını, hastalığından dolayı boşandığı eşiği ile aynı hastaneye gitmişliklerinin olduğunu beyan ettiği, mahkemece dosya içerisine celp edilen seçim kayıtlarına göre davacı ve boşandığı eşinin boşanma tarihinden sonra farklı adreslerden oy kullandıkları, dosya içerisine celp edilen Medula kayıtlarına göre davacı ve boşandığı eşinin 10.02.2016 tarihinde aynı hastanenin aynı bölümünde ayakta tedavi gördükleri, yine 04.01.2018 tarihinde aynı hastanede fakat farklı bölümlerde tedavi gördükleri, kolluk tarafından davacının boşandığı eşinin adresinde araştırma yapıldığı, buna göre davacının bu adreste ikamet etmediğinin tespit edildiği, Turkcell'den gelen abone kayıtlarına göre davacının adresinin davacının boşandığı eşinin bildirdiği adres ile aynı olduğu, fakat davacının ilk aboneliğinin boşanma tarihinden önce gerçekleştiği, daha sonraki tarihlerde ki abonelikleri için ayrı bir adres beyan edip etmediğinin evrak içeriğinden anlaşılamadığı, davacı ile boşandığı eşinin dosya içerisine alınan adres kayıt hareketlerinde boşanma tarihinden sonra ve Kurum denetmeni tarafından yapılan tespit tarihine kadar birlikte yaşadıklarını gösterir şekilde aynı adresten bildirimlerinin olmadığı, Kurum denetmeni tarafından davacı ve boşandığı eşi tarafından bildirilen adreslerde araştırmalar yapıldığı, Zafertepe Mahallesi 535 Sokak Kapı no: 19/1 Konak/... adresinde yapılan araştırmada daire : 2 numarada oturan komşunun davacı ve eşinin alt katta 1 numaralı dairede ikamet ettiklerini beyan ettiği yönünde tespit yapıldığı, mahkemece beyanlarına başvurulan tanıkların ise davacı ile boşandığı eşinin ayrı yaşadıklarını ifade ettikleri görülmektedir.

... Sonuç itibarıyla, 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesinde yer alan, incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kurum işleminin iptali, davacının kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle ödenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.

5510 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

Anılan 56'ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96'ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56'ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanununun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ncı, 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6., 19., 20 inci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

3. Değerlendirme
Eldeki dava, Kurumca boşandığı eşiyle fiilen beraber yaşadığı gerekçesiyle yetim aylığının kesildiğini beyanla kurum işleminin iptali ile yeniden aylık bağlanması istemine ilişkin olup Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının anlaşmalı olarak boşandığı 04.12.2012 tarihinden sonra adreslerin farklı olduğu, seçmen bilgileri listelerinin incelenmesinde boşandıktan sonra aynı yerde oy kullanmamış oldukları, yalnızca tarafların medula kayıtlarına ve kim oldukları anlaşılamayan kişilerin beyanlarına dayalı olarak düzenlenilmiş denetmen raporuna itibar edilemeyeceği ve raporun soyut bilgiler içerdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de Mahkemece yapılan araştırmalarda davacı ve boşandığı eşinin boşandıkları dönemde birlikte yaşama olgusunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davacıyla ilgili olarak ilk defa 19.02.2013 tarihinde Adil Yiğit tarafından ihbarda bulunulduğu, sonuç alınmaması nedeniyle aynı kişi tarafından farklı tarihlerde iki ihbar daha yapıldığı, kayıtlar üzerinde yapılan denetim sonucunda düzenlenen birlikte yaşama olgusunun gerçekleşmediğine dair 14.05.2014 tarihli kurum raporu düzenlendiği, bu defa 19.01.2017 tarihinde Fuat Şınlak isimli başka biri tarafından ihbar dilekçesi verildiği, kurum denetmen raporunda dinlenen komşuların birlikte yaşamaya tanıklık ettikleri, davacının da boşandığı eşinin adreste oturduğunun tespit edildiği, davacı ve boşandığı eşinin 10.02.2016 tarihinde aynı hastanenin aynı bölümünde, 04.01.2018 tarihinde ise aynı hastanenin farklı bölümünde tedavi oldukları dikkate alındığında Mahkemece yapılan değerlendirmenin hatalı olup yapılması gereken iş; ihbarcı tanıkların dinlenilmesi, davacının boşandığı eşine ait ikamet adreslerinin (adres geri izleme belgeleri) getirtilmesi, uyuşmazlık konusu döneme ait tüm adreslerde (davacı ve boşandığı eşinin) zabıta araştırması yapılması, dava konusu dönemde kimlerle yaşandığının tespiti noktasında bilgisi alınan kişilerin isim ve adreslerinin tutanağa bağlanmasının sağlanması, gerekirse bu tutanak tanıklarının ve mahalle muhtar/azaları ile kapıcı/yönetici vs. dinlenilmesi, denetim tutanağında bilgisine başvurulan kişiler tespit edilip dinlenilerek ve dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.