WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/8392 E.  ,  2024/794 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/122 E., 2023/884 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/252 E., 2018/107 K.

Taraflar arasında davalılardan işverene ait iş yerinde geçen çalışmaların 5953 sayılı Kanun'a tabi olduğunun tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine, dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 23.07.2011-29.02.2012 tarihine kadar ... Gazeteciler Yayıncılık A.Ş.’de 01.03.2012-31.08.2012 tarihleri arasında ... Dijital Yayıncılık A.Ş’de, 01.09.2012 den sonrada davalı ...Ş.’de çalışmaya başladığını ve halen çalışmaya “sayfa sekreteri” olarak devam ettiğini, ... Gazeteciler Yayıncılık A.Ş. ... Dijital Yayıncılık A.Ş. unvanlı işyerlerinin davalı şirket bünyesinde bulunan tüzel kişilik olduğunu, yani davacının 23.07.2012 tarihi sonrası çalışmalarının davalı şirkete bağlı olarak geçmiş olduğunu, davalı nezdinde geçen çalışmalarının 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalı işyerindeki çalışmalarının 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında “gazetecilikte” geçtiği ve SGK prim ödemelerinin bu tespit uyarınca düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin 02.04.2012 tarihinde tescil edilmiş olduğunu bu tarihten önceki taleplerin davalı şirkete yöneltilemeyeceğini, davacının yaptığı işin fikir işçiliği gerektirmeyen sayfa sekreterliği olduğunu dolayısıyla haberin oluşumuna hiçbir katkısı olmayan davacının Basın İş Kanunu’na tabi olarak çalıştığını ve gazetecilik faaliyeti yaptığını kabul etmek mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerde kanun ve mevzuata aykırı bir durum olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesinde verilen kararı ile yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamından ve itibar edilen bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere; davacının çalışmalarının 5953 sayılı Basın İş Kanunu'nun kapsamında bulunduğunun tespitinde hukuki yarar bulunmadığından ve davacının çalışmalarının 5510 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi kapsamında bildirilmesi mümkün olmadığından davacının davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili, Mahkemenin delilleri incelemeden hatalı bilirkişi raporuna dayanarak red kararı verdiğini, davada müvekkilinin 5953 sayılı Kanun kapsamında gazetecilik faaliyeti yürüttüğünün tespit edilerek, 4857 sayılı Kanun'a göre bildirilen primlerinin düzeltilmesinin talep edildiğini, zira müvekkilinin 23.07.2011 tarihinden bu yana davalı ile organik bağı olan şirketler nezdinde ve halen sayfa tasarımcısı-görsel yönetmen olarak çalıştığını, Mahkemece emsal olarak sundukları aynı işyerine ilişkin Mahkeme kararları ile Yargıtay ilamlarının görmezden gelindiğini, bilirkişinin hukuki değerlendirme yapamayacağını, değerlendirmelerinin de hatalı kanaatler içerdiğini, ancak bilirkişinin dahi sayfa sekreterliği yaptığını doğruladığını, müvekkili ile aynı işyerinde çalışan ve dava açan arkadaşlarının çalışmalarının 5953 sayılı Kanun kapsamında kaldığının Mahkeme kararları ile kabul edildiğini, davaların birebir aynı olduğunu, davacının basın kartı olmadığından çalışmaların bu Kanun kapsamında olamayacağının değerlendirilmesinin de fahiş hata olduğunu, davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin fahiş bir hata olup 5953 sayılı Kanun ile 4857 sayılı Kanun arasındaki farkın bilinmemesinden kaynaklandığını,

2.Davalı SGK Başkanlığı vekili, davanın reddine karar verilmesine rağmen, Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile 6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine eklenen son fıkranın yürürlük tarihi olan 11.09.2014 tarihine kadar yasal düzenleme olmamakla beraber öğreti ve uygulamada, hizmet sözleşmesine dayalı sigortalılık süresinin tespiti istemine ilişkin davalarda, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının, davacının tespitini istediği çalışmanın geçtiği işyerinin sahibi olan gerçek ya da tüzel kişi işveren ile zorunlu dava arkadaşı olduğu kabul edilmekte iken; 6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinde, hizmet sözleşmesine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti istemiyle işveren aleyhine açılan davanın, Sosyal Güvenlik Kurumuna re'sen ihbar edileceği, davaya, davalı yanında fer'i müdahil olarak katılan Kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi yasa yoluna başvurma hakkının olduğu, yargılama sonunda kesinleşen kararı uygulamakla yükümlü olduğu düzenlenmiş; bu düzenleme ile Sosyal Güvenlik Kurumuna, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmadığı, ancak davalıdan ... olarak savunma yapma ve yasa yoluna başvurma hakkının olduğu, kesinleşen kararı uygulama yükümlülüğünün bulunduğu kendine özgü fer'i müdahillik sıfatı verilmiştir.

HMK 355 inci maddesi gereğince Kurum vekilinin istinaf sebebi ile sınırlı olarak yapılan değerlendirmeye göre; davacının davalı işyerinde Basın İş Kanunu kapsamında çalıştığnın tespitini istediği, davanın işverene karşı açılan hizmet tespiti davası niteliğinde olmaması nedeniyle Kurumun davadaki sıfatının feri müdahillik değil davalı taraf olarak bulunduğu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesine rağmen Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla hükmün vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına karar vermek gerekmiş davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Kurumun istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 19. İş Mahkemesinin 2017/252 Esas 2018/107 Karar sayılı 15.03.2018 tarihli kararının kaldırılmasına, davacının çalışmalarının 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında bulunduğunun tespitinde hukuki yarar bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine dair karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin, bozma kararında eldeki davada ise davacının, dava dilekçesinde davalı işveren nezdinde sayfa sekreteri olarak geçen çalışmaları nedeniyle ve bu çalışmaların davalı Kuruma bildirildiği şekli ile 4857 sayılı Kanun kapsamında değil 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında gerçekleştiğini belirterek, Kuruma bildirilmiş olan bu hizmetlerin 5953 sayılı Kanun kapsamında gazetecilik olduğunun tespiti ile sigorta primlerinin bu doğrultuda düzeltilmesi talebinde bulunmuş olduğu anlaşılmakta olup davacının talebinin 5510 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinde yer alan “fiili hizmet süresi zammından” faydalandırılmasına yönelik olup olmadığı hususunda oluşan tereddüt nedeniyle, HMK’nun 31 inci maddesi kapsamında, davacıdan alınacak açıklama ile talebinin netlikle ortaya konulmasının istenilmesi, bu yönde bir talebinin mevcut olması halinde ise dava açmakta hukuki yararının mevcut olacağı ve buna göre işin esasının değerlendirilmesi ve delillerinin irdelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin bozma nedeni olduğu belirtilmiş ve karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5953 sayılı Kanun'un kapsamını gösteren 1 inci maddesinde "Bu Kanun hükümleri Türkiye'de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan ve İş Kanunu'ndaki ''işçi'' tarifi şümulü haricinde kalan kimselerle bunların işverenleri hakkında uygulanır. Bu Kanun'un şümulüne giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci denir'' şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.

5953 sayılı Kanun metninden anlaşıldığı üzere gazeteci tarifine girebilmek için, "Basın İş Kanunu kapsamına giren işyerlerinde çalışma, fikir ve sanat işlerinde çalışma, Ücret karşılığı çalışma ya da geçimini gazeteci olarak sürdürme" şartlarının taşıması aranmaktadır.

Kanun kapsamına giren işyeri deyimi, gazete, mevkute, haber ve fotoğraf ajansları gibi devamlılık gösteren ve kamuta hitap eden araçları kapsamakla birlikte; günümüzde yeni medyanın gelişimi ile birlikte gelişlen ve değişen, buna bağlı olarak başta internet ortamındaki yayınlar gibi, basım ve dağıtımı gerektirmeyen araçları da kapsamaktadır.

Gazeteci kavramı açısından göz önüne alınacak ilk hususun, yapılan işin fikir ve sanat işi olup olmadığıdır. Burada öz olarak yapılacak yorumda, fikri işin bedensel işe üstün gelmesidir. Bununla birlikte, işin herhangi bir fikir işi değil, gazetecilik mesleğinin yerine getirilmesine dair ve doğrudan doğruya ilgili alanlarda çalışmayı ifade eder.

Davacının ifa ettiği sayfa sekreterliği işinin 5953 sayılı Kanun kapsamında fikir ve sanat işi olduğu, dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile sabit olmakla birlikte davacının Basın kartı sahibi olmadığı, 5510 sayılı Kanun'da öngörülen basın kartı sahibi olma şartının yargılama devam ederken Anayasa Mahkemesi'nin 25.12.2019 tarih ve 2019/62 E. 2019/98 K. sayılı kararı ile Aayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile iptal edildiği, ancak bu kez 11.11.2020 tarihli ve 7256 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinde yeniden düzenleme yapılarak basın ve gazetecilik faaliyetinde çalışanlardan 14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne göre basın kartı bulunanların fiili hizmet süresinden yararlanabileceklerinin düzenlendiği, bu haliyle davacının 5953 sayılı Kanun kapsamında olduğu sabit olmakla birlikte, basın kartı sahibi olmaması sebebiyle fiili hizmet süresinden yararlanamayacağı anlaşılmakla davanın reddine dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davasının kabulüne dair karar verilmesi gerektiğini aksi yöndeki kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 01.09.2012-07.06.2017 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde bildirimi yapılan sigortalılık nedeniyle, davacının 5510 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi hükümlerinden faydalandırılması gerekip gerekmediği ile çalışmaların 5953 sayılı Kanun'a tabi olup olmadığı hususundadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 40 ıncı maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgilisine yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.