WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/4657 E.  ,  2023/4726 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1146 E., 2023/187 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/301 E., 2022/102 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, işçilik alacak ve tazminat istemiyle birlikte açtığı ve tefrik edilen dava dosyasında, davacının davalı şirkette şehirlerarası uzun yol nakliye şoförü olarak çalıştığını, işten ayrıldığı tarihte net maaşının 2.170,00 TL olduğunu, önceki dönemlerde ise bu tutara yakın maaş aldığını, sigorta kayıtlarında ise asgari ücretle gösterildiğini belirterek "davacının davalı yanında en son çalıştığı dönemlerde aylık 2.170,00 TL ücret ile çalıştığının" tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 15.10.2012 tarihli duruşmada ise davacının 15.05.2004-31.12.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını belirterek bu döneme yönelik eksik primlerin tamamlanmasını talep etmiştir. Davacı vekili 22.11.2016 tarihli duruşmada ise "...biz sadece 01.07.2005 den sonraki sigorta primine esas ücretin gerçek ücret üzerinden tespitini talep ediyoruz..." biçiminde beyanda bulunmuştur. Dava, özü itibariyle davacının davalı işyerinde çalıştığı dönemde son yıl ücreti 2.170,00 TL olmak üzere gerçek ücretinin tespiti istemine ilişkindir.

II. CEVAP
1. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir

2. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulü ile; davacının davalı iş yerinde 15.04.2004-30.06.2004 tarihleri arasında 1.109,10 TL brüt ücret ile 01.07.2004-31.12.2004 tarihleri arasında 1.164,56 TL brüt ücret ile 01.01.2005-31.12.2005 tarihleri arasında 1.281,37 TL brüt ücret ile 01.01.2006-31.12.2006 tarihleri arasında 1.392,28 TL brüt ücret ile 01.01.2007-30.06.2007 tarihleri arasında 1.474,88 TL brüt ücret ile 01.07.2007-31.12.2007 tarihleri arasında 1.533,87 TL brüt ücret ile 01.01.2008-30.06.2008 tarihleri arasında 1.595,22 TL brüt ücret ile 01.07.2008-31.12.2008 tarihleri arasında 1.674,81 TL brüt ücret ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde; "davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, ispat külfetinin davacı tarafında olduğunu, davacının yazılı belge sunamadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı Kurum vekili istinaf başvuru dilekçesinde; "eksik inceleme ve araştırma neticesinde davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, işverence bildirilmeyen çalışmalardan müvekkil Kurumun sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, çalışma olgusunun Yargıtay kararlarının aksine, hiçbir tereddüt ve duraksamaya sebebiyet vermeyecek şekilde kanıtlanamadığını, davanın açılmasına müvekkil Kurum sebebiyet vermediğinden masraf ile vekalet ücretinden Kurumun da sorumlu tutulmasının usuli hata olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının uyuşmazlık konusu dönemde çalışmalarının asgari ücret seviyesinden bildirildiği, ücret ödeme belgelerinin bulunmadığı, dönem bordroları ile sigorta hizmet cetvelindeki bildirilen prime esas kazançların uyumlu olduğu, bildirilen ücretleri aşar şekilde ücret alındığı iddiasının yazılı delillerle ispatlanamadığı, işçilik alacakları dava dosyasında eldeki dava dosyasının neticelenmesinin bekletici mesele yapıldığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle;
"1-Davalı ... Yay San. Mak. Hır. Nak. İnş. Gıda ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca kabulüne,
2-... 5. İş Mahkemesi'nin 15/03/2022 tarih ve 2017/301 E. ve 2022/102 K. sayılı kararının kaldırılmasına, yerine,
3-Davanın reddine," karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, işçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, iş yerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmesi ve işçinin meslekte geçirdiği süre, iş yerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından özellikle ilgili meslek odasından emsal ücretin ne olabileceği araştırılması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmesi gerektiğini, işçilik alacağına ilişkin davanın tefrik kararı ile ayrılmış olup ... 5. İş Mahkemesinin 2012/414 Esası üzerinden henüz devam etmekte olduğu, alacak davasında prime esas kazancın tespitine ilişkin bu davanın kesinleşmesi beklenmekte olduğunu, sadece ücretin tahsil edilmemiş olmasının çalışma olmadığı anlamına gelmeyeceğinin açık olduğunu, davanın kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2-Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayıl Kanun'un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.

Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 - 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.