WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/14107 E.  ,  2024/788 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/310 E., 2023/168 K.
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesindeki teşvikten faydalanmaya dair belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti davasından dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen konusuz kaldığına ve kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; davacıya ait işyerinden 01.03.2011 tarihinden 30.04.2017 tarihine kadar olan süre zarfında istihdam edilen ve 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi kapsamında belirtilen şartları yerine getiren sigortalıların listesi Sosyal Güvenlik Kurumum kayıtlarından e bildirge şifresi ile tespit edildiğini ve teşvik kapsamında olan ve bu sigortalıların işe giriş ve çıkış tarihleri ile teşvik süreleri dikkate alınarak düzenlenmiş 2011/3 - 2017/4 arası iptal ve asıl nitelikteki aylık prim ve hizmet belgeleri, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 103/4 maddesi gereği işleme alınmak üzere 14.06.2017 tarih ve 7547380 sayılı yazı ile Çorlu Sosyal Güvenlik Merkezine işlem yapılmak üzere teslim edildiğini, Çorlu Sosyal Güvenlik Kurumunun 06.06.2017 tarih ve 47829190 - 7547380 sayılı cevabi yazılarında mevcut sigorta primi teşvik uygulamalarında, bir sigortalının aynı anda birden fazla sigorta primi teşviki kapsamına girmesi durumunda, işverenlerin bahse konu sigortalıyı tercih edecekleri herhangi bir sigorta primi teşvikinden Kuruma bildirmelerinin mümkün bulunduğu, aylık prim ve hizmet belgelerini tercih edilen sigorta primi teşvikine ilişkin kanun numarası seçmek suretiyle düzenleyip teşvikten yararlanıldıktan sonra sigorta primi teşvikinin değiştirilmesi yönündeki talepler işleme alınmayacağı " hükmünü getiren 18.03.2015 tarihinde yürürlüğe giren 2015/10 saylı Kurum genelgesinin gerekçe gösterildiğini, geçmişe dönük olarak verilen düzeltme amaçlı işveren talebinin işleme alınmadığını, 2015 / 10 sayılı genelgenin kanuna aykırı olduğunu, genelgenin öncesinde geçmişe dönük olarak yapmış oldukları teşvikten yararlanma taleplerinin işleme alındığını belirterek, Kurum işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; teşviklerin hazine tarafından karşılanması gerektiğinden husumetin hazineye yöneltilmesi gerektiğini, 2015/10 sayılı genelgenin 2 nci maddesinde sigortalının aynı anda birden fazla sigorta primi teşviki kapsamına girmesi durumunda, işverenlerin bu sigortalıyı cari aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinin düzenlendiği tarihte tercih edecekleri herhangi bir sigorta primi teşviki kapsamında ilgili kanun numarasının seçmek suretiyle yasal süresi içinde kuruma bildirmenin mümkün olduğunu, aylık prim ve hizmet belgelerini tercih edilen sigorta primi teşvikine ilişkin kanun numarası seçmek suretiyle düzenleyip teşvikten yararlanıldıktan sonra sigorta primi teşvikinin değiştirilmesi yönündeki talepler işleme alınmayacağını, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesi verdiği kararıyla davanın kabulü ile Çorlu SGM'nin 16.06.2017 tarihli davalı işverenin 14.06.2017 tarihli teşvikte yararlanma talebinin reddine ilişkin Kurum işleminin iptaline, davacı şirketin sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik 14.06.2017 tarihli başvurusunun yasaya uygun olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesi verdiği kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu kararı ile 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı maddesinde hazine tarafından karşılanan ve işverenin sorumlu tutulmadığı prim oranının %5 olmasına karşın, 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde işverenin primlerinin tamamının hazineden karşılanacağı yönündeki düzenlemenin işverenin daha lehine düzenleme olduğu, davacının geçmişe yönelik talepte bulunmasına yasal herhangi bir engelin olmadığı, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra davanın konusuz kaldığından söz edilmeyeceği, mahkeme kararının yerinde olduğu kanaatine varılarak davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin reddine, dair karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce; eldeki davada ise Ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.

Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir kanun maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Eldeki davada ise Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmelidir, gereklerine işaret edilerek verilen kararın bozulmasına dair karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozularak gelen davanın, esasın Mahkememizin 2021/310 Esas sırasına kaydının yapıldığı, 30.09.2021 tarihli duruşmada taraf vekillerinin beyanları alındıktan sonra bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay bozma ilamı uyarınca, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi gereğince davacıya iade edilmesi gereken tutarlara ilişkin belgeler, Kurumdan celp edilmiş, bu doğrultuda bilirkişiden ek rapor aldırılmıştır. Ek rapor, kanun, mevzuat ve içtihada uygun bulunduğundan, ek rapor doğrultusunda davanın kabulüne, davanın asıl alacak yönünden konusuz kaldığının tespiti ile -190.782,44 TL faiz alacağının dava tarihi olan 03.08.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında kurumca yapılan işlemin yasal ve hukuka uygun olduğunu, bu nedenle davanın reddine dair karar verilmesi gerektiğini beyanla, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin verdiği belgelerin 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesindeki teşviklerden faydalandırılmasına dair kuruma verilen belgelerin işleme alınması ve davacının bu haktan faydalandırılması gerekip gerekmediği hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.

2.Eldeki davada, Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında, davacı şirketin davalı Kurumdan ek 17 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun cevabi yazısında davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında başvuruda bulunduğu ve 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya dair kuruma verdiği belgelerin işleme alındığı hususu ile birlikte davacının talebine göre mahsup işlemlerinin de gerçekleştirilmiş olduğu belirtilmiş ise de davacının talebine konu ettiği tüm dönemler bakımından yapılacak irdeleme veya bu konuda kurumdan yapılacak araştırma ile 2011/3 - 2017/4 arası dönemler bakımından yaptığı başvurusunun kabul edilip edilmediği hususunun açıklığa kavuşturularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğu gibi bozma sonrası yapılan yargılamada davacı vekilinin duruşmada ileri sürdüğü faiz istemi bakımından dava dilekçesinde herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olduğu gibi ayrıca faiz istemi bakımından harçlandırılan bir tutarın olmaması karşısında ıslaha da konu edilemeyeceği dikkate alınmaksızın HMK nun 26 ncı maddesine aykırılık oluşturacak şekilde talep sonucundan daha fazlası ile birlikte faize faiz de işletilmek suretiyle karar verilmiş olması da usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.