WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 27 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/13611 E.  ,  2024/710 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen direnme kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulu tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı ...’e ait işyerinde 01.01.1987 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı, işe giriş tarihinin 01.01.1987 olduğuna dair sigorta sicil kartının ve sağlık karnesinin bulunduğu, eşinin hamileliği sırasında sağlık güvencesinden yararlandığı, 04.06.2010 tarihinde Kuruma başvurarak yaşlılık aylığı talebinde bulunmasına rağmen işe başlama tarihinin 01.03.1989 olarak göründüğü ve prim ödeme gün sayısının yeterli olmadığından bahisle yaşlılık aylığı bağlanmadığı ancak davalı işverene ait işyerinde kardeşi....ile birlikte çalıştığı, kardeşinin Kurumda kaydının bulunduğu iddiasıyla davacının 01.01.1987 - 01.03.1989 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait işyerinde 01.01.1987 tarihinde çalışmaya başladığı, sigorta primlerinin ödendiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; çalışanların prim ödeme gün sayısı ve sigorta primlerini gösteren kayıt ve belgelerin Kuruma bildirme yükümlülüğünün işverene ait olduğu, Kurum işleminin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 02.05.2017 tarihli ve 2011/1105 Esas, 2017/220 Karar sayılı kararı ile; 1987 yılı Ocak ayına ait dönem bordrosunda sigortalı .... ve ....’in isminin bulunduğu, sonraki dönemlerde ise isimleri bulunan ..., ... ve ....’ın davalı ...’e ait işyeriyle ilgilerinin bulunmadığı, bordro tanığı ....in ve komşu işyeri tanığı olduğu Kurum kayıtlarından anlaşılan ...’ın davacının iddialarını doğruladığı, Kurum tarafından bildirilen yazı cevabına göre bordroda yer alan..... isimli kişinin davacı olduğu, işyeri sicil numarasında karışıklık olması, işe giriş bildirgesi, işyerinin kanun kapsamına alınma ve çıkarılma tarihleri, bordro ve komşu işyeri tanıklarının beyanları, Kurum kayıtları birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulünün gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı ...’e ait işyerinde 01.01.1987 - 01.03.1989 tarihleri arasında asgari ücret ile sürekli ve kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 21.11.2017 tarihli ve 2017/1779 Esas, 2017/1808 Karar sayılı kararı ile; davalı işyerinden davacı adına 01.01.1987 tarihli işe giriş bildirgesi düzenlendiği ve süresi içinde Kurum kayıtlarına geçtiği, dönem bordroları incelendiğinde .... adına bildirimlerin bulunduğu, ancak bu kişinin sicil numarasının belirtilmediği, dönem bordrosunda ismi geçen.....'in davacının kardeşi olduğu ve davacı ile birlikte çalıştığını doğruladığı, her ne kadar diğer bordro tanıkları davacıyı tanımadıkları belirtmiş iseler de, bu kişilerin davalı işyerinde çalışmadıkları, AŞTİ'de yazıhanede çalıştıkları, işyeri sicil numarasında karışıklık bulunması nedeni ile bu işyerinde çalışmış gibi göründüklerinden bu tanıkların beyanlarına itibar olunmadığı, davalı işyerinin 01.01.1987 - 01.08.1990 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamına bulunması, tanık... ve komşu işyeri tanıklarının davacının davalı işyerinde çalıştığını beyan etmeleri, davacının 05.07.1984 - 05.01.1986 tarihleri arasında askerliğini yapmış olması birlikte değerlendirildiğinde, Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 21.11.2017 tarihli ve 2017/1779 Esas, 2017/1808 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 27.03.2019 tarihli ve 2018/786 Esas, 2019/2357 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalı işverenin davacının annesi olduğu ve market işyerinden yalnızca davacı ile davacının kardeşi adına bildirim yapıldığı, tek bordro tanığı davacının kardeşi ve komşu işyeri tanıklarının dinlenildiği ve beyanlarından davalı işyerinde çalıştığının anlaşıldığı ve bu tanık beyanlarının hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davacının davalının oğlu olması karşısında davalı annenin çocuğunu sigortalı çalıştırmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu hususları gözardı edilerek, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Yapılacak iş, davacının gerçekten davalı işyerinde çalıştığını ortaya koyabilecek yazılı bilgi ve belgenin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, davacıya bu yöndeki delillerini sunması için süre verilip, anne-oğul arasındaki ilişkinin hizmet akdine dayalı olup olmayacağı hususları da açıkça ortaya konulduktan sonra, toplanan deliller doğrultusunda çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi Kararının bozulması gerekmiştir..."

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Direnilerek Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli ve 2019/124 Esas, 2019/329 Karar sayılı kararı ile; davalının Kurumca bildirim yapıldığını ve primlerin ödendiğini savunduğu, Kurumun ise evrakın iz ve imha edildiğini bildirdiği, işyeri sicil numarasında karışıklık olduğunun bordro tanık beyanlarından anlaşıldığı, Kurumca işe giriş bildirgesi bulunmasına rağmen dönem bordrosu olmadığını bildirmesinin sıklıkla rastlanan bir durum olduğu, ülkemizin sosyal ve ekonomik durumu gözetildiğinde kimi nedenlerle bazen fiili çalışma olduğu hâlde sigorta yapılmaması, bazen sigortalı yapıldığı hâlde fiili çalışma olmadığının görülebildiği, dolayısıyla akrabalık ilişkisine bağlı olarak aynı hukukî durumda bulunanlardan farklı ispat usulleri (yazılı belge) beklenmesinin eşitlik ilkesine uygun olmadığı belirtilerek önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Verilen Karar
1.İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli ve 2019/124 Esas, 2019/329 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Hukuk Genel Kurulu tarafından 15.06.2022 tarihli ve 2020/(21)10-18 Esas, 2022/953 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...35. Somut olayda davacı, annesi olan davalı ...’e ait ... Gıda Pazarı unvanlı işyerinde 01.01.1987 - 01.03.1989 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitini talep etmiştir.

36. Davalı ...’e ait ... Gıda Pazarı unvanlı işyerinden davacı adına 01.01.1987 tarihli işe giriş bildirgesi düzenlendiği ve süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal ettiği, ancak hizmet döküm cetvelinde sigorta başlangıç tarihinin 01.03.1989 olarak göründüğü, davacının kardeşi olan davacı tanığı ...Canıgüzel’in Kurum kayıtlarında davalı ...’e ait ... Gıda Pazarı unvanlı işyerinden 120 günlük çalışması bildirilmesine rağmen davacı ile 1987 yılından 1994 yılına kadar birlikte çalıştığını beyan ettiği, Kurum tarafından sunulan 1987/2. dönem bordrosunda çalışanların Tanser Canıgüzel ve ...Canıgüzel olduğunun bildirilmesine rağmen tanık beyanları, nüfus kaydı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Tanser Canıgüzel isimli kişinin aslında davacı ... olduğu, Kurum kayıtlarına davacının adının yanlış yazıldığı, işveren annenin oğlunu sigorta primi ödemeden çalıştırmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı anlaşılmaktadır.

37. Bu itibarla davacının 1987/1. dönemde davalı ...’e ait ... Gıda Pazarı unvanlı işyerinde çalıştığı kabul edilmelidir.

38. 1987/1. dönem sonrası uyuşmazlık konusu hizmetlerine ilişkin olarak ise Kurum kayıtlarında işyeri sicil numaralarında karışıklık olduğu, aynı numaralı işyeri sahibinin bazı kayıtlarda Hüseyin Keleş unvanlı “A.Ş.O.T No:38 ...” adresli; bazı kayıtlarda da davalı ...’e ait ... Gıda Pazarı unvanlı “2. Cadde No:29/A Demetevler/...” olarak göründüğü, mahkemece bordro tanığı olarak dinlenen ... ve ...’in Hüseyin Keleş’e ait işyerinde ... Şehirlerarası Otobüs Terminalinde çalıştıklarını, ... Gıda unvanlı işyeri ile ilgilerinin bulunmadığını, davacıyı tanımadıklarını beyan ettikleri, mahkemece ...’ın ise komşu işyeri tanığı olarak dinlenildiği anlaşılmış ise de bordro tanığı ve komşu işyeri tanığı sıfatıyla dinlenen tanıkların gerçekten 1987/1. dönem sonrası hizmet tespiti istenen dönemde bordro tanığı ve komşu işyeri tanığı olup olmadıkları tespit edilmeli, ayrıca tespiti istenen 1987/1. dönem sonrası çalışması bulunan başka bordro tanıkları ve davalı işyerine komşu olan işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları yoksa işyeri sahipleri araştırılarak çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde beyanları alınıp oluştuğu takdirde tanık beyanları arasındaki çelişki giderildikten sonra gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyulup sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.

39. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır..."

D. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararından sonra İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamı gereğince davacının iddia ettiği 1987/1 dönemi sonrası çalışmalarının fiili olup olmadığının tespiti bakımından komşu işyeri tanığı ... 'ın beyanına başvurulduğu, tanık davacının ihtilaflı bu dönemi kapsar süreçte davalı işyerinde fiilen çalıştığını yeminli olarak ifade ettiği, tanığın beyanlarının denetlenmesi bakımından sicil dosyası celp edilerek incelendiği ve tanığın 01.01.1987 - 30.07.1998 tarihleri arasında; 01.02:1978 tarihinde kanun kapsamına alınan ve halen faal olan ....sicil numaralı ... unvanlı işyerinden sigortalılık bildiriminin yapıldığı bu doğrultuda tanığın beyanlarının hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşılmakla sigortalılık dönemi boyunca davacı çalışmalarını doğrulayan tanık ...'un beyanlarına itibar edildiği, bozma ilamı öncesi dinlenen tanık ... (1987/01 - 1989/05 dönemleri arasında 4/b sigortalılık kaydı bulunan) ve yine ihtilaflı dönemi kapsar sürede komşu işyeri işletmecisi olarak vergi mükellefiyet kaydı bulunan tanık ... davacının davalı işyerinde 1987 - 1989 dönemi arasındaki çalışmalarını doğrular yönde beyanda bulundukları, Yargıtay HGK kararında da kabul edildiği üzere 1987/1 döneminde davalı işyerinde çalıştığı sabit olan davacının; 1987/1 dönemi sonrası 01.03.1989 tarihine kadarki çalışmalarının da komşu işyeri tanıkları oldukları resmi kayıtlarla teyit edilen ...,...,ve bordro tanığı...'nın beyanları ile doğrulandığı, ihtilaflı dönemde davacının tespite engel sigortalılığının da bulunmadığı anlaşılmakla sübuta eren davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı işyerinde 01.01.1987 - 01.03.1989 tarihleri arasında asgari ücret karşılığı hizmet akdine tabi olarak sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talebi haksız olup Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, eksik inceleme ile karar verildiği, bilirkişi raporunun yetersiz olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının 01.01.1987 - 01.03.1989 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde hizmet akdine tabi çalıştığının tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79 uncu maddesi ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.