10. Hukuk Dairesi 2023/13514 E. , 2024/1022 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/1100 E., 2022/550 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasında görülen 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresinin geçerli olduğunun tespiti ile talebini takiben yaşlılık aylığı tahsisi davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresinin geçerli olduğunun tespiti ile talebini takiben yaşlılık aylığı tahsisini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 27.12.2013 tarihli, 2012/353 E., 2013/1500 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının Bağ-Kur sigortalılığının 05.10.1987 den başladığı için başlangıç tarihine yönelik talebin reddine, davacının Kurumca kabul edilmeyen 01.02.1988-15.09.1989, 01.01.1991-09.05.2003 tarihleri arasında Bağ-Kur'lu olduğunun tespitine, davacının prim borcu kalmadığı anlaşılan 01.05.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Daire kararında, "... uyuşmazlık konusu olan dönemden 01.02.1988–15.09.1989 ve 01.01.1991–31.12.1991 tarihleri arasına ilişkin primlerin 1992 affı ile tahsil edilip edilmediği araştırılarak, tahsil edildiğinin tespit edilmesi halinde davacının primleri tahsil edilen ve Kurum tarafından uzun süre kullanılan uyuşmazlık konusu olan 01.02.1988–15.09.1989 ve 01.01.1991–31.12.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalı olduğunun tesbitine karar verilmelidir.
1479 sayılı Kanun'un 79 uncu ve Bağ-Kur İsteğe Bağlı Sigortalılık Yönetmeliğinin 5 inci maddelerine göre, isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olmak için Kuruma yazılı başvuru ya da isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koyacak şekilde Kuruma prim ödemesinin varlığı koşul olup, davacının geçmişe yönelik prim ödemelerinin varlığı araştırılarak, prim ödemelerinin ihtilaf konusu olan 01.01.1992–09.05.2003 tarihleri arasındaki sigortalılık sürelerini kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, Medeni Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralları çerçevesinde, Kurumun geçmişe yönelik prim borçlarını tahsil edip uzun süre nemalandırmasından sonra, anılan döneme yönelik sigortalılığın iptalinin iyiniyetle bağdaşmayacağı gözetilerek, geçmişe yönelik prim ödemelerinin kapsadığı sürenin isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak kabulü gerektiği göz önünde bulundurularak, bu çerçevede, yaşlılık aylığı tahsisi şartları irdelenerek, süre yönünden tahsis şartlarının varlığı halinde, 1479 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin yaşlılık aylığı tahsisi için “… sigortalının; … talepte bulunduğu tarihte prim ve her türlü borçlarını ödemiş olması … şarttır.” hükmü gözetilerek, yaşlılık aylığı tahsisinde esas alınacak sürelere yönelik prim borcunun bulunup bulunmadığı araştırılarak, varlığı halinde, usul ekonomisi gözetilerek davacıya anılan borcu ödemesi için makul süre verilerek, prim borcunun ödenmesi halinde, ödeme tarihini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı tahsisinin gerektiği göz önünden bulundurularak, varılacak sonuca göre karar verilmesi..." gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 01.04.2015 tarihli, 2014/1131 E., 2015/345 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne, davacının 05.10.1987 tarihinden itibaren kesintisiz Bağ-Kur sigortalısı olduğunun, Kurumca kabul edilmeyen 01.02.1988-15.09.1989 ve 01.01.1991-09.05.2003 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, davacının 13.04.2012 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığı ve talep tarihini takip eden ay başı olan 01.05.2012 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve ödenmemiş aylıklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
C. 2 nci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Daire kararında, "...Somut olayın incelenmesinden, bozma nedenlerine ilişkin bir araştırma yapılmamış, bozma öncesi rapor düzenleyen bilirkişiye dosya tevdi edilmiş, bilirkişi ise davacının 1992 yılı affından faydalandığına ilişkin resmi işlemlerde kullanılamayacağına ilişkin ifade bulunan 1479 sigortalı bilgilerine ilişkin hesap dökümündeki 1992 yılı affından faydalandığına ilişkin bilgi, yine anılan sigortalılık bilgilerine ilişkin hesap dökümündeki 2003 yılındaki prim ödemesi ve 5510 sayılı Kanun kapsamında borcunu bitirdiği ibareleri dikkate alınarak önceki kanaat bildirildiği ve bozma öncesindeki sigortalılık süresi kabul edilerek, prim borcu bulunup bulunmadığı, Ostim Sosyal Güvenlik Merkezinin 08.05.2013 tarihli evraka istinaden fazla ödemesi olduğu değerlendirilmesine rağmen anılan evraktaki fazla prim ödemesinin, Kurumca, davacının 05.10.1987–31.01.1988, 15.09.1989–31.12.1990 ve 09.05.2003 tarihinden devam eden sigortalı olduğu dikkate alınmaksızın ve ayrıca bu hususta bir araştırma yapılmaksızın, bilirkişinin 16.03.2015 tarihli kanaati esas alınarak hüküm kurulması, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu..." gerekçesi ile karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 26.09.2017 tarihli, 2016/1166 E., 2017/553 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak davacının 05.10.1987 tarihinden itibaren zorunlu sigortalılığının başlandığı ve dava konusu dönemde kesintisiz devam ettiğinin tespitine, 13.04.2012 tarihi itibarı ile prim borcunu ödeme tarihini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğine karar verilmiştir.
E. 3 üncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Daire kararında, "...Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olduğunun tespitini ve tahsis talebini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davacının 05.10.1987 tarihinden itibaren zorunlu sigortalılığının başlandığı ve dava konusu dönemde kesintisiz devam ettiğinin ve 13.04.2012 tarihi itibarı ile prim borcunu ödeme tarihini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine yönelik davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu bağlamda; uyuşmazlık davacının, vergi ve oda kaydı bulunmayan 01.02.1988-15.09.1989, 01.01.1991–09.05.2003 dönemlerde Bağ-Kur sigortalılığının bulunup bulunmadığı ve akabinde de tahsis şartlarının oluşup oluşmadığıdır.
Davaya konu somut olayda, 13.01.1988 varide tarihli giriş bildirgesine istinaden 05.10.1987 tarihinden itibaren Bağ-Kur zorunlu sigortalılığına ilişkin kayıt ve tescili yapılan davacının, 05.10.1987–31.01.1988, 15.09.1989–31.12.1990 ve 09.05.2003 tarihinden itibaren devam eden vergi kaydı bulunduğu, davacının 14.01.1975–28.10.1983 tarihleri arasında oda kaydı bulunduğu, Kurumun, davacının Bağ–Kur sigortalılığını 05.10.1987 tarihinden itibaren kabul etmiş iken, 2012 yılında davacının vergi kaydı dönemleri dikkate alınarak 05.10.1987–31.01.1988, 15.09.1989–31.12.1990 ve 09.05.2003 tarihinden devam eden sigortalılığı kabul edildiği, davacının Bağ-Kur hesap dökümlerinin incelenmesinde ise 1992 yılında 5 adet, 31.03.2003 tarihinde 5 adet prim ödemesi bulunduğu, davacının, 1992 yılındaki aftan yararlandığı görülmüştür.
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinde; “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, Kurumun kabulü dışında davacının kuruma yaptığı prim ödemelerinin karşıladığı sigortalılık sürelerini de gösterir şekilde infaza uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde infazında tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
2- Kurum cevabı yazısından davacı, 1992 affından yararlanarak yaptığı prim ödemelerinin 05.10.1987-31.12.1991 tarihleri arası süreyi karşıladığının belirtildiği, tahsil edilen primler davalı Kurum tarafından uzun süre kullanılmış olacağından Kurumun bu süreyi iptal etmesi Medeni Kanun’un 2 nci maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından bu süreyi de sigortalılık süresi olarak kabul etmek gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.10.1997 gün ve 1997/10-578 Esas, 1997/758 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Bu nedenle, uyuşmazlık konusu olan dönemden 01.02.1988–15.09.1989 ve 01.01.1991–31.12.1991 tarihleri arasına ilişkin primlerin 1992 affı ile tahsil edilip edilmediği araştırılarak, tahsil edildiğinin tesbit edilmesi halinde davacının primleri tahsil edilen ve Kurum tarafından uzun süre kullanılan uyuşmazlık konusu olan 01.02.1988–15.09.1989 ve 01.01.1991–31.12.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalı olduğunun tesbitine karar verilmelidir.
Ne ki, davacının sonraki prim ödemelerinin 31.03.2003 tarihinde yapılmış olup, bu primlerin Kurum tarafından uzun süre kullanıldığından bahsedilemeyeceğinden, anılan ödemeler nedeniyle Medeni Kanun'un 2 nci maddesinden hareketle geçmişe yönelik 31.12.1991-09.05.2003 tarihleri arası sigortalılık verilmesi mümkün bulunmayıp, sigortalıların amacının uzun vadeli sigorta kollarından sağlanacak haklara ulaşmak olduğu değerlendirildiğinde, talebin varlığı halinde ödenen primlerin ödeme tarihinden itibaren karşıladığı süreye isteğe bağlı sigortalılık verilmelidir. Davacının zorunlu sigortalılık süresi haricinde 31.03.2003 tarihli prim ödemelerinin fazla gelen kısmı var ise 31.03.2003-09.05.2003 tarihleri arası dönem yönünden isteğe bağlı sigortalılık süresi verilebilir. Yaşlılık aylığı talebiyle ilgili olarak da, sigortalılık süresi yukarıda belirtilen şekilde infaza uygun belirlenip, sonucuna göre karar..." verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 22.10.2019 tarihli, 2019/85 E., 2019/467 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak, davanın kabulüne, 05 Ekim 1987 tarihinden itibaren davacının Bağ-Kur'lu olduğunun tespitine, 01 Ekim 2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisi yapılması gerektiğine karar verilmiştir.
G. 4 üncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Daire kararında, "...Davaya konu somut olayda, 13.01.1988 varide tarihli giriş bildirgesine istinaden 05.10.1987 tarihinden itibaren Bağ-Kur zorunlu sigortalılığına ilişkin kayıt ve tescili yapılan davacının, 05.10.1987-31.01.1988, 15.09.1989–31.12.1990 ve 09.05.2003 tarihinden itibaren devam eden vergi kaydı bulunduğu, davacının 14.01.1975–28.10.1983 tarihleri arasında oda kaydı bulunduğu, Kurumun, davacının Bağ–Kur sigortalılığını 05.10.1987 tarihinden itibaren kabul etmiş iken, 2012 yılında davacının vergi kaydı dönemleri dikkate alınarak 05.10.1987–31.01.1988, 15.09.1989–31.12.1990 ve 09.05.2003 tarihinden devam eden sigortalılığı kabul edildiği, davacının Bağ-Kur hesap dökümlerinin incelenmesinde ise 1992 yılında 5 adet, 31.03.2003 tarihinde 5 adet prim ödemesi bulunduğu, davacının, 1992 yılındaki aftan yararlandığı görülmüştür.
Mahkemece, uyulan bozma ilamına aykırı olarak 31.3.2003 tarih ve sonraki tarihlerde ödenen prim ödemelerinin vergi, oda ve sicil kaydı olmayan dönemlere teşmil edilmek üzere sigortalılık ihyası ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, Mahkemece, vergi kayıtları ve af kapsamında yapılan prim ödemeleri dikkate alındığında 05.10.1987-31.12.1991 ve 09.05.2003-13.04.2012 tarihleri arası dönem zorunlu sigortalı olarak kabul edilip bu çerçevede tahsis talebi irdelenerek sonucuna göre karar..." verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
H. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 15.11.2022 tarihli, 2021/1100 E., 2022/550 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak, davanın kabulüne, davacının 15.10.1987-31.12.1991 ve 09.05.2003-13.04.2012 tarihleri arası dönem zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun kabulü ile 01.10.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisi yapılması gerektiğine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresinin geçerli olduğunun tespiti ile talebini takiben yaşlılık aylığı tahsisi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 1086 HUMK’un 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 1479 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!