WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/12690 E.  ,  2024/792 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1329 E., 2020/1838 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/484 E., 2020/31 K.

Taraflar arasındaki davacının davalı işveren yanında 06.10.2005-25.09.2013 tarihleri arasında kalan sürenin 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında geçtiğinin tespiti ve buna göre itibari hizmet süresi ile fiili hizmet süresi zammının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın tüm taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalılar vekillerinin başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının davalı işyerinde 06.10.2005 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını ve 1.200 TL net ücret ile çalıştığının asgari kısım bankaya yattığını, kalan kısmını elden aldığını, ART Televizyonunda yayın yönetmeni, ana kumanda, ses, up-link gibi personel yokluğundan birçok işi yaptığını, sigortasının normal çalışan gibi yapıldığını, ücretini alamadığı için haklı olarak işten ayrıldığını belirterek 5953 sayılı Kanun uyarınca basın çalışanı olarak hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının 06.10.2005 tarihinde çalışmaya başladığını, yayın departmanında görevli olup belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, 5953 sayılı Kanun şartlarına uymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle, işverenin bildirimi ile davacının sigortasının yapıldığını, Kurumun dava açılmasına sebep olmadığını, davanın husumetten ve esastan reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu ancak, geçiş hükümlerini içeren aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesi hükmünde "Bu Kanun'un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanun'lar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler" hükmü ve genel olarak Yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, 506 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesi ile 5953 sayılı Kanun'dur.

506 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesinde, 212 sayılı Kanun'la değiştirilen 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetleri düzenleyen Kanun kapsamına tabi olarak çalışan sigortalıların 5953 sayılı Kanun'u değiştiren 212 sayılı Kanun'un birinci maddesi kapsamına giren işyerlerinde geçen çalışmalarının ve basın kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalıların basın müşavirliklerinde geçen çalışmalarının itibari hizmeti gerektiren çalışmalar olduğu belirtilmiştir.

Diğer taraftan; 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun'un 1 inci maddesinde, bu Kanun hükümlerinin Türkiye'de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan ve İş Kanunundaki "işçi" tarifi kapsamı dışında kalan kimselerle bunların işverenleri hakkında uygulanacağı, bu Kanun'un kapsamına giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci deneceği belirtilmiş, 2 nci maddesinde, birinci maddenin kapsamı içerisinde bulunup da Devlet, il ve belediyeler ve İktisadi Devlet Teşekkül ve kurumlarıyla sermayesinin yarısından fazlası bu teşekküllere ait şirketlerde istihdam edilen memur ve hizmetliler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür.

Şu durumda; itibari hizmet süresi hakkındaki yasal düzenlemelerin, ancak, ilgili maddelerde sayılı ve sınırlı olarak öngörülen “Hizmetin geçtiği yer – Kapsamdaki İşler/İşyerleri - Kapsamdaki Sigortalılar” yönünden belli çalışma şartlarının gerçekleştiği durum için uygulama olanağı bulunmaktadır.(Yargıtay 10.Hukuk Dairesi 2017/4588 Esas, 2018/760 Karar sayılı ilamı)

Fikir ve sanat işlerinde çalışma ölçütü; gazetecilik mesleğinin yerine getirilmesine dair ve doğrudan doğruya söz konusu alanlarda çalışmayı ifade eder. Buna göre; yazar, muhabir, redaktör, düzeltmen, çevirmen, fotoğrafçı, kameraman, ressam, karikatürist gibi çalışanlar gazetecilik mesleği ile doğrudan doğruya ilgili olup gazeteci olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, gazete, mevkute, haber ve fotoğraf ajanlarının dışında 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanunun 23 üncü maddesinde de, radyo ve televizyonların haber birimlerinde çalışanların "13.06.1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkındaki Kanuna tabi" olduğu hükmü getirilmiştir.

Somut olayda, davacının ... Radyo ve Televizyon Tamtım Hizmetleri A.Ş.'de çalıştığı ve tanık beyanlarında davacının bu Kurumda yayın yönetmeni olarak, rejide haber ve ana haber bültenlerinde yönetmenlik yaptığı belirtilmektedir.

Mahkememizce hükme esas almaya yeterli, denetime açık ve elverişli bulunan ... Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi kurulunun düzenlediği 26.12.2019 tarihli raporda; "Radyo ve Televizyonlarda Yayın Yönetmenlerinin görevi; ilgili yayıncı kuruluşun ilke ve hedefleri doğrultusunda yayın planlamalarını yapmak, hazırlanan program içeriklerini (düzenleyip denetlemek) ve reji biriminde yayının sorunsuz ve planlanan bir biçimde sürdürülmesini sağlamaktır. Haber bültenleri ve ana haber bültenlerinde yönetmenlik görevi ise; bültende yayımlanacak haberlerin, sunucunun metinlerinin, yapılacak ses ve görüntü bağlantılarının, kullanılacak grafiklerin hazırlanması vb. işlerin yürütülmesinden sorumludur. Ayrıca haberi hazırlayan muhabirin, görüntüleyen kameramanın ve habere son şeklini veren kurgu/montaj sorumlusunun birlikte hazırladıkları haber VTR'lerini, haber bülteninin yayın akışına göre düzenler. Bu kişilerin yapmış olduğu iş; görsel iletişime ve habercilik ilkelerine hâkimiyeti, görsel sanatların temel prensiplerini uygulama yeteneğini ve benzeri alanlarda becerileri gerektirir. Radyo, Televizyon, Gazete vb. mevkutelerde bu kişilerin dışında muhabir, kameraman, yayın yönetmeni dışında up-link sorumlusu, stüdyo görevlisi, şoför, muhasebeci vb. meslek erbabı da görev almakta ancak bu kişilerin yapmış olduğu işler İş Kanunun'da belirtilen işçi statüsüne girmektedir. 5953 sayılı Kanun'un linçi maddesi iki farklı çalışma biçimini birbirinden ayırmaktadır. Yargıtay kararlarında da kanunun bu şekilde yorumlandığı yönündedir (Bkz. Yargıtay 9. HD. 2011/16228 E., 2013/16418 K.-Yargıtay 9. HD 2006/33909 E., 2007/11104 K.)." şeklindeki görüş benimsenmek suretiyle; davacının çalıştığı Kurumun 5953 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki istisnaları belirtilen kamu kuruluşu olmaması sebebiyle sözkonusu kanunun kapsamına girdiği; Kurumda haber bültenlerinin yayınlandığı, tanık beyanlarına göre davacının bir haber biriminin mutlak elemanları olan muhabir, kameraman ve kurgucu ile birlikte çalıştığı ve bunların hazırlamış olduğu içerikleri düzenleyip denetlediği Yayın Yönetmeni olarak çalıştığı anlaşılmakla, davacının yapmış olduğu iş, 5953 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde belirtilen "fikir ve sanat işi" olarak değerlendirilmiş; 506 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesinin 3 nci fıkrasının “… Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülü uygulanır.” hükmü gereği, davacının 06.10.2005-30.09.2008 tarihleri arasında davalı işyerindeki geçici ve daimi kadroyla çalıştığı sigorta primi ödenmiş günleri x 0,25 formülüyle hesaplanan itibari hizmet süresi bulunduğunun ve bu sürenin sigortalılık süresine itibari hizmet süresi olarak eklenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekmiştir.

Öte yandan, davacının, 5510 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesine 6385 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi ile eklenen hükme göre, Basın Kartı Yönetmeliği uyarınca basın kartı sahibi olmadığından ve anılan madde 01.02.2013 tarihinden itibaren geçerli olduğundan, 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında bildirimi yapılan 01.10.2008-25.09.2013 tarihleri arasında fiili hizmet süresi zammından yararlanamayacağı kanaati ile davanın kısmen kabulüne davacının 06.10.2005-30.09.2008 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığı ve sigorta primleri ödenmiş günleri x0,25 formülüyle hesaplanan 1.076x0,25=269 gün itibari hizmet süresi bulunduğunun ve bu sürenin davacıya ait sigorta süresine itibari hizmet süresi olarak eklenmesi gerektiğinin tespitine, 01.10.2008-25.09.2013 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilen çalışmaları 212 sayılı Basın İş Kanununa tabi olmakla birlikte, 5510 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesine 6385 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi ile eklenen hüküm uyarınca, basın kartı sahibi olmadığından fiili hizmet zammından yararlanamayacağının tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, yayın yönetmeni olarak çalışan müvekkilinin "fikir ve sanat işçisi" olduğu dosya içerisinde deliller ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu, değerlendirmenin hatalı bulunduğunu beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak tüm talepler yönünden davanın kabulünü istemiştir.

2.Davalı şirket vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, davacının basın kartı olmadığı gözetilmeksizin iş bu dava ile aynı istemlerle davalı şirket aleyhine açılan husumetli tanık beyanlarına göre hazırlanan rapor esas alınarak verilen kararın kabul edilemeyeceğini hatalı olduğunu beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

3.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, söz konusu davaların kamu düzenini ilgilendirdiğini, tanık beyanlarının ve toplanan delillerin hüküm kurmaya yeterli olmadığını beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm bu deliller ve değerlendirmeler ışığında dava dosyası incelendiğinde; davacının 06.10.2005-30.09.2008 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığı ve sigorta primleri ödenmiş günleri x0,25 formülüyle hesaplanan 1.076x0,25=269 gün itibari hizmet süresi bulunduğunun ve bu sürenin davacıya ait sigorta süresine itibari hizmet süresi olarak eklenmesi gerektiğinin tespitine; 01.10.2008-25.09.2013 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilen çalışmaları 212 sayılı Basın İş Kanununa tabi olmakla birlikte, 5510 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesine 6385 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi ile eklenen hüküm uyarınca, basın kartı sahibi olmadığından fiili hizmet zammından yararlanamayacağının tespitine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararı yerindedir.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin, davalı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, tüm taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, yayın yönetmeni olarak çalışan müvekkilinin "fikir ve sanat işçisi" olduğu dosya içerisinde deliller ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu, değerlendirmenin hatalı bulunduğunu beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak tüm talepler yönünden davanın kabulünü istemiştir.

2.Davalı şirket vekilinin dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, davacının basın kartı olmadığı gözetilmeksizin iş bu dava ile aynı istemlerle davalı şirket aleyhine açılan husumetli tanık beyanlarına göre hazırlanan rapor esas alınarak verilen kararın kabul edilemeyeceğini hatalı olduğunu beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

3.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, söz konusu davaların kamu düzenini ilgilendirdiğini, tanık beyanlarının ve toplanan delillerin hüküm kurmaya yeterli olmadığını beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı işveren yanında 06.10.2005-25.09.2013 tarihleri arasında kalan sürenin 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında geçtiğinin tespiti ve buna göre itibari hizmet süresi ile fiili hizmet süresi zammının tespiti gerekip gerekmediği hususundadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, mülga 506 sayılı Kanun'un 79 ve ek 5 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ve 40 ıncı maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.İtibari hizmet süresi, ağır ve yıpratıcı işlerde çalışanların erken yıpranmaları nedeniyle daha erken emekli olabilmeleri için kanun koyucu tarafından belirlenmiş erken emeklilik sağlayan düzenlemelerden biridir. İtibari hizmet süresi fiilen olmayan ancak kanun koyucu tarafından verilen imkân nedeniyle varsayılan bir sürenin sigortalılık süresine eklenmesi şeklinde ortaya çıkmış ve 506 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmiştir.

2.506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Ek 5 inci maddesinde:

“506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir

Sigortalılar Hizmetin Geçtiği Yer Eklenecek Süre
I-a) 212 sayılı Kanunla değiştirilen 5953 sayılı Kanunu Değiştiren
5953 sayılı Basın Mesleğinde 212 sayılı Kanunun birinci maddesi 90 gün,
Çalışanlarla Çalıştıranlar kapsamına giren,
Arasındaki Münasebetleri
düzenleyen Kanun kapsamına
tabi olarak çalışan sigortalılar.

b) Basın kartı yönetmeliğine göre Basın müşavirlikleri 90 gün,
basın kartına sahip olmak suretiyle
gazetecilik yaparken, kamu
kurumlarına giren ve bu kurumlarda
meslekleriyle ilgili görevlerde
istihdam edilen sigortalılar.

...Kesirlerin hesaplanmasında tam yıl 360 gün olarak alınır. Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülü uygulanır.” düzenlemesini içermektedir.

3. Görüldüğü üzere Kanunun uygulanması bakımından, ancak, ilgili maddelerde sayılı ve sınırlı olarak öngörülen “Hizmetin geçtiği yer – Kapsamdaki İşler/İşyerleri - Kapsamdaki Sigortalılar” yönünden belli çalışma şartlarının tümünün gerçekleştiği durum için uygulama olanağı bulunmaktadır.

4.Buna göre, 506 sayılı Kanun bakımından, “a-) 212 sayılı Kanunla değiştirilen 5953 sayılı Kanun kapsamına tabi olarak çalışan sigortalılar. b-) Basın kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalılar.” ek 5 inci maddenin 1 inci bendi kapsamında itibari hizmetten faydalanabilecektir.

5. 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun'un 1 inci maddesinde, bu Kanun hükümlerinin Türkiye’de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan ve İş Kanunundaki "işçi" tarifi kapsamı dışında kalan kimselerle bunların işverenleri hakkında uygulanacağı, bu Kanun'un kapsamına giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci deneceği belirtilmiş, 2 inci maddesinde, birinci maddenin kapsamı içerisinde bulunup da Devlet, il ve belediyeler ve İktisadi Devlet Teşekkül ve kurumlarıyla sermayesinin yarısından fazlası bu teşekküllere ait şirketlerde istihdam edilen memur ve hizmetliler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür.

6.Ayrıca belirtilmelidir ki, 20.04.1994 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 1 inci maddesine göre amacı, radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesine ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olan 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun “Radyo ve Televizyon Kuruluşlarının Haber Birimlerinde Çalışanlar” başlığını taşıyan 38 inci maddesinde, radyo ve televizyon kuruluşlarının haberle ilgili birimlerinde çalışanların da 5953 sayılı Kanun'a tabi oldukları açıklanmış olup, bu Kanunun yürürlükten kaldırılmasından sonra 03.03.2011 tarihi itibari ile yürürlüğe girmiş olan 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun
un "Haber birimlerinde çalışanlar" başlıklı 23 üncü maddesinde de medya hizmet sağlayıcılarının haber birimlerinde çalıştırılacak basın kartlı personelin 13.06.1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanuna tabi olduğu belirtilmiştir.

7.Anlaşılacağı üzere, Kanun koyucu tarafından 5953 sayılı Kanun kapsamına tabi olarak çalıştırılanlara itibari hizmet süresi hakkı tanınmış olmakla birlikte, bu haktan yararlanma “Her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışma” koşuluna bağlanmıştır. Anılan kavram, gazetecilik mesleğinin yerine getirilmesine ilişkin olarak ve doğrudan doğruya ilgili alanlarda çalışmayı ifade etmekte olup, buna göre, yazar, muhabir, editör, redaktör, düzeltmen, çevirmen, sayfa sekreteri, fotoğrafçı, kameraman, ressam, karikatürist vb. çalışanların, bu meslekle doğrudan doğruya ilgili olduklarından gazeteci olarak kabul edilmeleri gerekmekte, buna karşın, aynı tür işyerlerinde teknik sorumlu, şoför, sekreter, muhasebe elemanı, satış, pazarlama vb. işlerde çalışanların ise söz konusu Kanuna tabi gazeteci olarak değerlendirilmeleri olanaklı görünmemektedir.

8. 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun
bakımından ise, radyo ve televizyon kuruluşlarının haberle ilgili birimlerinde çalışma kavramının, haberin oluşumuna doğrudan katkı sağlama olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre; haber müdürü, editör, prodüktör, muhabir, foto muhabiri, haber spikeri, haber kameramanı vb. çalışanların 5953 sayılı Kanuna tabi oldukları belirgin ise de, uplink görevlisi, şoför, diğer teknik ve idari personel, vb. çalışanların, haberin oluşumuna doğrudan katkısı olmadıklarından kapsam dışı tutulmaları zorunludur.

9. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu bakımından irdeleme yapılacak olursa; itibari hizmet kavramı yerine fiili hizmet süresi zammı kavramı kullanılmış ve 5510 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinde fiili hizmet süresi zammından kimlerin hangi şartlarla faydalanabileceği hususu düzenlenmiş olup, basın ve gazetecilik mesleğinde olanlar ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda haber hizmetinde çalışanlar bakımından, 19.01.2013 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6385 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi ile eklenen düzenleme ile, basın ve gazetecilik mesleğinde Basın Kartı Yönetmeliğine göre basın kartı sahibi olmak suretiyle fiilen çalışanların ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda Basın Kartı Yönetmeliğine göre basın kartı sahibi olmak suretiyle; Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda haber hizmetinde fiilen çalışanların bu çalışma sürelerinin fiili hizmet süresi zammının hesabında gözetileceği hüküm altına alınmış, 6385 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde de, bu düzenlemenin 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren geçerli olacağı belirtilmiştir.

10. Ne var ki, 5510 sayılı Kanun'a, 6385 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi ile eklenen 16 ncı Alt bendinde yer alan, "basın ve gazetecilik mesleğinde olan kişilerden,-"Basın Kartı Yönetmeliğine göre basın kartı sahibi olmak suretiyle- fiilen çalışanların- itibari hizmetten faydalandırılması gerektiğine ilişkin Kanun maddesine karşı somut norm denetimi yolu ile Anayasaya aykırılık iddiası ileri sürülmüş ve Anayasa Mahkemesi’nin 25.12.2019 gün ve 2019/62 Esas, 2019/98 Karar sayılı kararı ile 16 numaralı bendin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline dair karar verilmiş olup, karar 14.02.2020 tarih ve 31039 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

11.Diğer taraftan, 7256 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi ile benzer mahiyette bir bent 13.11.2020 tarihi itibari ile yürürlüğe girmiş olup, bent hükümleri;

Kapsamdaki işler/işyeri Kapsamdaki sigortalılar Eklenecek Gün sayısı
"16) Basın ve 14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine göre basın 90
gazetecilik kartı sahibi olmak suretiyle fiilen çalışanlar.
Mesleğinde"

şeklinde iken,; bu bent üzerinde bir değişiklik de, 13.10.2022 tarihli ve 7418 sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunun 24 üncü maddesiyle bu sırada yer alan “14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine” ibaresi “09.06.2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununa” şeklinde değiştirilmiştir.

12. Sonuç olarak maddenin son hali;
Kapsamdaki işler/işyeri Kapsamdaki sigortalılar Eklenecek Gün sayısı
16) Basın ve 09.06.2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununa 90
gazetecilik Mesleğinde göre basın kartı sahibi olmak suretiyle fiilen
çalışanlar.

şeklini almıştır.

13. Görüldüğü üzere Basın Kanunu kapsamında geçen çalışmalar nedeniyle itibari hizmet süresinin tespiti/fiili hizmet süresi zammından faydalandırılması amacıyla açılan davalarda; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi hükmünde yer alan "Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanun'la mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler" hükmü ve genel olarak Kanun'ların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, Mahkemece, öncelikle talep konusu dönem ve bu döneme göre davacı hakkında uygulanması gereken yasal mevzuat ve şartları ayrı ayrı tespit edilmeli ve 01.10.2008 tarihi öncesindeki dönem bakımından 506 sayılı Kanun'un ek 5 inci maddesinde yer alan itibari hizmetin, 01.10.2008 tarihi ve sonrası dönem bakımından ise 5510 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi hükümleri kapsamında hak kazanılan fiili hizmet süresi zammının şartları irdelenerek, yasal çerçevede bir karar verilmelidir.

14.Yapılacak irdelemede, davalı iş yerinin kapsam ve kapasitesi ile gerçekleşen çalışmanın niteliği irdelenmeli, bu bakımdan davalı iş yeri hakkında, öncelikle Kanun kapsamına alınıp alınmadığı hususu ile itibari hizmet kapsamında olup olmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumunca veya İş Müfettişlerince denetim yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, iş yerinde itibari hizmete tabi olarak bildirim yapılan kişilerin varlığı ile birlikte, davacının nerede, iş yerinde hangi bölümde, ne surette çalıştığı, tüm bilgi ve belgeler ile bordrolu tanıklar dinlenildikten sonra net olarak belirlenmeli, çalışmanın 5953 sayılı Kanun kapsamına girip girmediği hususunda, davacının yaptığı işin fikir ve sanat işi niteliğinde olup olmadığının tespitinde iletişim fakültelerinde görevli bilirkişi yada bilirkişi heyetinden rapor alınarak, dinlenilen bordrolu tanıklar ile davacı hakkında iş yerinde tutulan tüm belgeler ve kayıtlar dikkatle incelendikten sonra, sonucuna göre bir karar verilmeli, ulusal veya yerel televizyon veya radyolarda geçtiği iddia edilen çalışmalar bakımından da haberle ilgili birimlerinde ve haber program kayıtlarına ilişkin cd çözümleri ile birlikte RTÜK kayıtlarının istenmesinden sonra yapılan işin fikir ve sanat işi niteliğinde olup olmadığı tespit edilmeli ve 30.09.2008 tarihinden önceki çalışmalar yönünden 506 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında yer alan "...Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0.25) formülü uygulanır." hükmü ile Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.2000 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 18.02.2000 gün ve 1997/1 Esas - 2000/1 Karar sayılı kararında, itibari hizmet süresinin, salt sigortalılık süresine eklenmesi gerekeceği, ayrıca bu sürenin fiili prim ödeme gün sayısına eklenmesinin söz konusu olamayacağına ilişkin kararı dikkate alınmalı ve 01.10.2008 tarihi ve sonrası geçen çalışma dönemleri bakımından fiili hizmet süresi zammından faydalanabilmek için 40 ıncı maddede aranan "basın kartı sahibi olmak suretiyle" ibaresi ile getirilmiş olan basın kartının varlığına ilişkin koşul da araştırılmalı ve oluşacak sonuca göre infaza elverişli şekilde bir karar verilmelidir.

15. Eldeki dava bakımından ise, davacının yayın yönetmeni olarak çalışmalarının geçtiği iddiası bakımından, tüm dönemde hangi işlerle ve nerede çalıştığının tespit edilmesi ve özellikle davalı iş yerinde haber bölümünde çalışma olgusu üzerinde durulmalı, buna göre, öncelikle bordrolu tanıkların varlığının araştırılması ve iddia konusu dönemde davacının fiilen yaptığı işin belirlenmesi, bu yönde davacı hakkında kayıtların varlığı gerek RTÜK ve gerekse davalı iş yerinden araştırılmalı, davacının adının geçtiği program ve diğer videoların bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve 506 sayılı Kanun'un ek 5 inci maddesinin I-a bendi kapsamında 06.10.2005-01.10.2008 tarihleri arasında kalan dönemde çalışmalarının geçip geçmediği hususunun netleştirilmesi gereklidir.

16. Diğer taraftan, davacının talebinin 01.10.2008 tarihi ve sonrasındaki süreleri de kapsadığı anlaşılmakta olduğundan, anılan tarih sonrasında yapılan yasal düzenlemeler ile birlikte basın kartının olmadığı hususunun dikkate alınması ile bu dönem bakımından talebin reddi gerektiği dikkate alınmalıdır.

17.Kabule göre de, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinin (2) nci fıkrasında "hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir", hükmü öngörülmüş olup, mahkemece, kabule konu olunan 30.09.2008 tarihinden önceki çalışmalar yönünden davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesi olduğu anılan maddenin 3 üncü fıkrasının "... Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0.25) formülü uygulanır." hükmü gereği, hüküm kurulması gerekmekte olduğu, yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.2000 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 18.02.2000 gün ve 1997/1 Esas - 2000/1 Karar sayılı kararında, anılan Kanunun Ek 5 inci maddesinde öngörülen itibari hizmet süresinin, salt sigortalılık süresine eklenmesi gerekeceği, ayrıca bu sürenin fiili prim ödeme gün sayısına eklenmesinin söz konusu olamayacağına ilişkin kararı dikkate alınmaksızın, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.