WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/11740 E.  ,  2024/1005 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/1716 E., 2023/884 K.
KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasında Mahkemesinde görülen tıbbi malzeme satış bedellerinin faiziyle davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından temyizi neticesinde bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine, Mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyizi neticesinde bozulması üzerine önceki kararda direnilmesine davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyizi neticesinde Hukuk Genel Kurulu tarafından bozulması üzerine davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyizi neticesinde bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Mahkemesinde görülen 5434 sayılı Kanun iştirakçilerine yapılan protez, ortez ve tıbbi cihaz ve malzeme bedellerinin faturalarının arkasına sigortalıların isimlerinin yazılması suretiyle davacı şirketin davalı Kurum ile yaptığı 1999 yılından süre gelen sözleşme çerçevesinde Kurumdan tahsiline ilişkin yapılan uygulama sırasında davacı şirketin iki elemanı hakkında sahte reçete ve sağlık raporu tanzim edildiği iddiasıyla davalı Kurumca sözleşme kapsamında yapılması gereken ödemelerin yapılmaması nedeniyle kesilen fatura bedelleri toplamı 257.025,96 TL'nin davalı Kurumdan faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.11.2013 tarihli, 2012/102E., 2013/389 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne 244.351,89 TL alacağın temmerrüt tarihi olan 07.05.2007 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacı şirkete verilmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Daire kararında, "...Uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşmeye (protokol) aykırılıktan kaynaklandığı belirgin olup, bu yönde, davada 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın 5510 sayılı Kanun'un uygulanmasından kaynaklandığını ortaya koyacak yasada başka bir hüküm de mevcut değildir. Aksine, sözleşme hükümlerine aykırılıktan kaynaklanan bu davanın yasal dayanağının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112 nci maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96 ncı maddesi) ve devamı maddeleri olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle; davanın genel mahkemede görülmesi gerekeceğinden, görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi..." gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 03.05.2016 tarihli, 2016/54 E., 2016/274 K. sayılı kararı ile dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine, Mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Görevsizlik kararı üzerine yargılamayı yapan Mahkemenin 14.12.2017 tarihli, E.2017/167 K.2017/423 saylı kararı ile davanın kısmen kabulüne 244.280,60 TL alacağın 09 Mayıs 2007 temerrüd tarihini takip eden ayın başından işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

C. 2'nci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Daire kararında, "... 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun'a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceğinden bunların iptali için açılan davaların çözüm yerinin İdari yargı yeri olduğu açıktır. Uyuşmazlık Mahkemesinin 05.12.2012 gün 2012/251 E., 263 K. sayılı; 24.12.2012 gün 2012/536E, 433K sayılı kararları da bu yöndedir. Bu nedenle eğer reçete sahibi sigortalılar emekli sandığı iştirakçisi ise dava idari yargıda görüleceğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekecektir.

Ancak sigortalılar emekli sandığı iştirakçisi değil ise, bu durumda sigortalıların tabii olduğu Sosyal Güvenlik Kurumunun reçete tarihi itibariyle geçerli sağlık yardımlarının sağlanmasına ilişkin düzenlemeleri doğrultusunda ve genel olarak tıbbi malzemeyi satan şirketin, sigortalıların alması gereken reçete edilen malzeme bedellerinin, şirket tarafından doğrudan ilgili sosyal güvenlik kurumundan talep ve tahsil edebilme ve gerekirse dava edebilme ehliyetinin bulunup bulunmadığının bu anlamda alacağın temlikinin sözkonusu olup olmadığının, dosya içerisinde davalı Kurum tarafından adı geçen sigortalıların kimlik numarası belirtilmediği için malzeme bedelinin sigortalıya ödenip ödenmediğinin bildirilemediği belirtildiğinden, bu eksikliğin de giderilerek dava konusu malzeme bedellerinden ödenen var ise bu ödemelerin dikkate alınıp sonucuna göre karar verilmesi..." gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 11.02.2020 tarihli, E.2019/314, K.2020/37 sayılı kararı ile önceki kararda direnilerek davanın kısmen kabulüne, 244.280,60 TL alacağın 09 Mayıs 2007 temerrüd tarihini takip eden ayın başından işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

E. 3 'üncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Hukuk Genel Kurulu kararında, "...18. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince direnme karar gerekçesinde Özel Dairenin bozma kararına karşı, bozma kararının hangi nedenle doğru bulunmadığına, hangi gerekçeyle direnildiğine ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmemiş ve yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış, direnmeye ilişkin kısa kararda önceki karara atıf yapılarak sadece, “Mahkememizin önceki kararda direnilmesine” denilmekle yetinilmiş, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar kurulmamıştır.

19. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü ve gerekçesi de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır.

20. O hâlde Mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında belirtildiği, açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve özellikle Anayasa’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 6100 sayılı HMK’nın 297 nci maddesi gözetilerek ve bozma kararında yer verilen bozma gerekçelerine karşı, direnmenin gerekçesini de (gerekirse yeni bir hüküm oluşturmayacak şekilde yasal sınırlarda genişletilerek) açıkça kaleme alarak kararda göstererek gerekçeli karar oluşturulmasıdır.

21. Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kısa kararı ve gerekçeli kararı usule uygun değildir.

22. Direnme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir..." denilerek karar bozulmuştur.

F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 27.05.2021 tarihli, E.2021/14, K.2021/231 sayılı kararı ile bozmaya uyularak, davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

G. 4' üncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Daire kararında, "...O halde mahkemece esasa girilerek inceleme yapılması, delillerin toplanıp değerlendirilmesi ve talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle ve hangi yargı kolunun görevli olduğu hususu gerekçede belirtilmeksizin yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile usulden reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." denilerek karar bozulmuştur.

H. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 07.07.2023 tarihli, E.2022/1716, K.2023/884 sayılı kararı ile bozmaya uyularak, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine 244.280,60 TL alacağın 09 Mayıs 2007 temerrüd tarihini takip eden ayın başından işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun iştirakçilerine yapılan protez, ortez ve tibbi cihaz ve malzeme bedellerinin faturalarının arkasına sigortalıların isimlerinin yazılması suretiyle davacı şirketin davalı Kurum ile yaptığı 1999 yılından süre gelen sözleşme çerçevesinde Kurumdan tahsiline ilişkin yapılan uygulama sırasında davacı şirketin iki elemanı hakkında sahte reçete ve sağlık raporu tanzim edildiği iddiası ile davalı Kurumca sözleşme kapsamında yapılması gereken ödemelerin yapılmaması nedeniyle kesilen fatura bedelleri toplamı 257,025,96 TL’nin davalı Kurumdan faizi ile tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 1086 HUMK’un 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.