WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Temmuz 2026

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

1. Hukuk Dairesi         2023/2578 E.  ,  2024/1004 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/68 E., 2022/505 K.
HÜKÜM/KARAR : Asıl Dava Kabul-Birleştirilen Dava Ret /Asıl ve Birleştirilen Davanın Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/103 E., 2018/94 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali ve tescil-bedel-tenkis davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı- birleştirilen davada davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl davada davacı ..., mirasbırakan annesi ...’nin 479 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki payının tamamını ölünceye kadar bakma aktiyle, mirasbırakan babası ...’in ise 298 ada 2 parsel sayılı taşınmazının yarısını ölünceye kadar bakma akdiyle diğer yarısını da satış suretiyle, davalı ...’a temlik ettiklerini, ayrıca mirasbırakan ...’in 1175 ada 3 parseldeki 4 nolu bağımsız bölümünü de diğer davalılar ... ve ...’a satış yoluyla devrettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, saklı payının ihlal edildiğini ileri sürerek miras payı oranında iptal – tescile, mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemiştir.

2. Birleştirilen davada davacı ..., mirasbırakan babası ...’in 445 ada 6 parsel sayılı taşınmazını kızı davalı ... ve damadı davalı ...’e yarı yarıya; 445 ada 7 parsel sayılı taşınmazını da davalı ...’ye satış suretiyle temlik ettiğini, davalıların mirasbırakandan intikal eden taşınmazları 3. kişiye devrettiklerini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek taşınmazlardan payına isabet eden değerden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 20.000,00 TL’nin davalılardan tahsilini istemiş, yargılama sırasında ıslahla istem sonucunu fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 55.000,00 TL’ye çıkartmıştır.

II. CEVAP
1.Asıl davada davalılar...ve ... (isim değişikliği öncesi “...”), bakım borcunun yerine getirildiğini, temliklerde muvazaa bulunmadığını, davacıya, onun eşine ve kızına da taşınmaz veren mirasbırakanın mirasını paylaştırma amacıyla hareket ettiğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.

Asıl davada davalı ..., taşınmaz karşılığında bedel ödenmediğini, alım gücünün bulunmadığını beyan etmiştir.

2. Birleştirilen davada davalılar ... ve ..., taşınmazları mirasbırakandan satın aldıklarını, satış bedellerini aralarındaki anlaşmaya göre mirasbırakana peyder pey ödediklerini, muvazaa bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Kastamonu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.02.2018 tarih ve 2016/103 E -2018/94 K sayılı kararıyla ; muvazaa iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, taşınmazın bedel karşılığında temlik edildiği, muvazaa bulunmadığı gerekçesiyle birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli ve 2018/971 Esas, 2020/889 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın kabulünün doğru olduğu, ancak birleştirilen davada da, mirasbırakanın çekişme konusu taşınmazları temlikinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, satış bedelinin ödendiği savunmasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, asıl davada davalılar ... ve ...'nin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine; birleştirilen davada HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusu kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp birleştirilen davanın kabulü ile 55.000,00 TL bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine ilişkin yeniden karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Dairenin 13.10.2021 tarihli ve 2021/212 E- 2021/5520 K sayılı kararıyla ; " ...Somut olayda; dinlenen davacı tanıkları, mirasbırakanın mirasçılardan mal kaçırmasını gerektiren bir olgu bildirmemişler, temliklerin muvazaalı olduğuna dair hükme yeterli bir açıklamada bulunmamışlardır. Çocukları ile arasında herhangi bir husumet de bulunmadığı anlaşılan mirasbırakanın, her bir çocuğuna da süreç içerisinde temliklerde bulunduğu gözetildiğinde, dava konusu devirlerin mal kaçırma amacıyla yapıldığı iddiasının usulüne uygun şekilde ispatlandığını söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dinlenen davacı tanıklarının, mirasbırakanın mirasçılardan mal kaçırmasını gerektiren bir olgu bildirmedikleri, temliklerin muvazaalı olduğuna dair hükme yeterli bir açıklamada bulunmadıkları, çocukları ile arasında herhangi bir husumet de bulunmadığı anlaşılan mirasbırakanın, her bir çocuğuna da süreç içerisinde temliklerde bulunduğu gözetildiğinde, dava konusu devirlerin mal kaçırma amacıyla yapıldığı iddiasının usulüne uygun şekilde ispatlandığını söyleyebilme imkanı bulunmadığından asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleştirilen davada davalı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı/birleştirilen davada davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma gerekçesinin dosya durumundaki somut delillere uygun olmadığını, Yargıtay değerlendirmesinin kendi içerisinde çelişkili olduğunu, somut olgu ve tanık beyanlarına göre market işi ile uğraşan mirasbırakanın alışveriş bedellerini dahi davalıdan tahsil ettiği ve dava dosyasına sunulan defter örnekleri dikkate alındığında evin bedelini de tahsil edeceği, davalılara taşınmazı bila bedel vermeyeceğinin sabit olduğunu, bu sebeple, mirasbırakanın müvekkili ... ve ...'e kazandırmayı bedel karşılığında yaptığı halde,esas dava davalılarına da mal vererek paylaşım iradesini güttüğü tespitinin hatalı olduğunu, temyiz edilebilirlik sınırı 2021 yılı itibariyle davacının payına düşecek ve her bir davalıya karşı dava değerine göre belirlenmesi gerekirken ve belirlenen bu miktarda kesinlik sınırının altında kaldığı halde temyiz incelemesi yapılmış olmasının hatalı olduğunu, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de hatalı belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tenkis; birleştirilen dava ise, aynı hukuki nedene dayalı bedel isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci ve Tapu Kanunu'nun 26 ncı maddeleri.

Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190 ıncı maddeleri.

3. Değerlendirme
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...'nin 479 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki payının tamamını 07.03.2000 tarihinde ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle, mirasbırakan ...'in de, tamamı adına kayıtlı 298 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payını 09.01.1996 tarihinde ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle, geriye kalan 1/2 payını da 28.03.2014 tarihinde satış suretiyle asıl davada davalı ...'a temlik ettikleri, diğer taraftan mirasbırakan ...'in, 1175 ada 3 parseldeki 4 nolu bağımsız bölümünü 13.08.2014 tarihinde asıl davada davalılar...ve ...'a; 445 ada 6 parsel sayılı taşınmazını ise 23.03.1983 tarihinde birleştirilen davada davalılar ... ve ...'e yarı yarıya olacak şekilde satış yoluyla devrettiği, ayrıca mirasbırakan ...'in 13.09.1988 tarihinde 445 ada 7 parsel sayılı taşınmazını da birleştirilen davada davalı ...'ye satış suretiyle temlik ettiği, 1921 doğumlu mirasbırakan ...'in 10.02.2016 tarihinde, 1925 doğumlu mirasbırakan ...'nin ise 07.03.2006 tarihinde öldüğü, geriye mirasçıları olarak müşterek çocukları asıl davada davacı ... ile birleştirilen davada davacı ...'in kaldığı, başkaca mirasçılarının bulunmadığı, davalı ...'ın, ...'in; davalı ...'ın, ...'nin ilk eşinden olma çocuğu olduğu, davalı ...'in ise ...'nin eşi olduğu anlaşılmaktadır.

Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı/birleştirilen davada davalı ... ve ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Somut olayda, asıl davada dava konusu edilen dava konusu taşınmazların dava tarihi itibarıyla keşfen saptanan değerleri toplamının 245.987 TL, davacının 1/2 miras payına düşen değerin ise 122.948,50 TL olduğu, bu değer üzerinden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.

Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Asıl davada davacı/birleştirilen davada davalılar vekilinin işin esasına yönelik sair temyiz itirazlarının reddine,

2. Asıl davada davacı/birleştirilen davada davalılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile;

Bölge Adliye Mahkemesi kararının, (A) bendinin vekalet ücretine ilişkin 3 üncü fıkrasının hükümden çıkarılmasına, yerine 3 üncü fıkra olarak " Asıl davada davalılar ... ve ... kendisini vekille temsil ettirdiklerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap edilen 15.630,10 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan ... ve ...'e verilmesine, (6.451,03 TL sinin ...'a, 9.179,07 TL sinin ...'e olmak üzere)" cümlesinin yazılmasına, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının yatıranlara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.