T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMES
ESAS NO: 2022/443 Esas
KARAR NO: 2023/464
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/06/2022
KARAR TARİHİ: 15/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı müvekkili arasında yapılan ticaret gereğince 2.600 adet ----- çivi, işçilik ve 1.000 adet seramik mal karşılığında da 21.04.2022 tarihinde KDV dahil 42.161,40 TL bedelli fatura kesildiğini, davalı tarafından iş başlangıcından önce 01.04.2022 tarihinde 30.000,00 TL ödendiğini, iş bitiminden sonra bakiye kalan bedelin tahsili için, sözlü ve ------ üzerinden, şirketten ilgili bakiye bedelin tahsili istenilmiş; fakat fatura bedeli bakiyesi olan 12.161,40 TL davalı tarafından ödenmediğini, ilgili ödemenin yapılmaması üzerine bakiye kalan bedel için 18.05.2022 tarihinde ------ Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, takip başlatıldıktan sonra, 20.05.2022 tarihinde, davacı müvekkilinin hesabına 8.984,25 TL ödeme yapıldığını, fakat 01.06.2022 tarihinde de dosyaya itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu, borçlu tarafından takip tarihinden sonra yapılan ödeme icra müdürlüğüne bildirildiğini ve tahsil harcı da yatırıldığını, ödenmeyen bakiye bedelin tahsili ile duran takibin devamı için 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca ------ Arabuluculuk Bürosunun ------ büro ve ------- dosya no'lu başvurusu yapıldığını fakat yapılan müzakereler neticesinde taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, davalı yan tarafından yapılan haksız ve kötüniyetli itirazının iptali ile takibin devamına, davalının takip çıkışındaki rakam üzerinden alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine ve mahkeme masrafları ile avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;01.04.2022 tarihinde müvekkili firma tarafından davacı firmaya 30.000 TL sipariş avansı ödendiğini, 21.04.2022 tarihinde davacı firma tarafından müvekkili firmaya 42.161,40 TL tutarlı fatura düzenlendiğini ancak sözleşme konusu malzemelerin eksik teslim edilmesi nedeniyle 10.05.2022 tarihinde müvekkili firma tarafından 3.177,15 TL tutarlı iade faturası düzenlenerek davacı firmaya gönderildiğini, 20.05.2022 tarihinde ise müvekkili firma tarafından davacı firmaya 8.984,25 TL ödeme yapıldığını, izah edilen nedenlerle müvekkili firmanın davacı firmaya borcu bulunmadığından davanın reddi ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yüklenmesi yönünde karar verilmesi beyan ve talep edilmiştir.
DELİLLER:------- Esas sayılı dosyası ------ içeriği , Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Dava Şartı Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, Vergi Dairesi Kayıtları ve BA-BS Formları, Ticari Defter ve Belgeler, Fatura, Banka Dekontu, Bilirkişi Raporu, dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ :Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali ve Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir.6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle usulü şartlar ve itirazlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sulh yoluna gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, deliller toplanıp incelenmiş ve değerlendirilmiş, karar duruşmasında da duruşmada hazır bulunan tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas ------- Esas sayılı dosyası Uyap sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi kayıtları ve uyuşmazlığa ait olduğu 2022 yılına ilişkin BA-BS formları celbedilmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin yerine getirildiği ve anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Uyuşmazlığa konu icra takibin dayanağı FATURA olduğu için faturanın hukuki niteliği, faturaya bağlanan hukuki sonuçlar ile fatura ve ticari defterler arasındaki ilişkiye dair bazı açıklamalar yapılması meselenin anlaşılması ve aydınlanması için faydalı olacaktır. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz . Malın tesliminin satıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Faturanın sadece satıcının ticari defterlerinde kayıtlı olması malın teslimi için de karine teşkil etmez .Öte yandan -------- sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Faturanın karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur. Faturaların tebliğ edildiğinin ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraza uğramadığının tespiti halinde, fatura içeriklerini taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğunun kabulü gerekli olup; bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin davacı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da iade edildiğinin davalı tarafça kanıtlanması halinde davalı tarafça davacının hizmet vermediği savunulduğuna göre, faturaya konu hizmetin verildiğinin davacı tarafça kanıtlanması; davalının faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın davalı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı davalının (faturayı defterine kaydetmemek ve sözleşme ilişkisini inkâr etmek suretiyle), kabul etmemesi halinde hizmetin verildiğini davacının kanıtlaması gerekeceği gözetilmelidir. 19/10/2019 tarihli ve ---- sayılı ---- yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ninde Arşiv Fatura Uygulaması : Bu Tebliğde yer alan şartlara uygun şekilde ve Başkanlık tarafından belirlenen standartlara uygun olarak e-Arşiv Faturanın elektronik ortamda oluşturulması, elektronik ortamda muhafazası, ibrazı ve raporlamasını kapsayan uygulamayı, Elektronik Arşiv Fatura (e-Arşiv Fatura): Bu Tebliğde yer alan şartlara uygun şekilde elektronik ortamda oluşturulan ve e-Fatura dışında kalan elektronik faturaları şeklinde tarif edilmiş devamında Tebliğ kapsamında Başkanlıktan e-Arşiv Fatura uygulamasına dahil olma izni alan mükellefler, e-Fatura uygulamasına kayıtlı olmayan kullanıcılara (vergi mükellefleri veya vergi mükellefi olmayanlar) düzenleyecekleri faturaları da elektronik ortamda e-Arşiv Fatura olarak oluşturur, alıcının talebine göre e-Arşiv Faturayı kağıt veya elektronik ortamda iletir ve düzenleyene ait nüshayı ise elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edecekleri Elektronik ortamda oluşturulan faturanın, alıcısına kâğıt olarak gönderilen veya elektronik ortamda iletilen şekli belgenin aslı, düzenleyen tarafından muhafaza edilen elektronik hali ise ikinci nüsha hükmünde olacağı, bu Tebliğde düzenlenen e-Arşiv Fatura belgesinin, yeni bir belge türü olmayıp, kağıt ortamdaki“Fatura” belgesi ile aynı hukuki niteliklere sahip olacağı, e-Arşiv Fatura uygulamasına kayıtlı mükelleflerin, bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde, eFatura uygulamasına kayıtlı mükelleflere gerçekleştirmiş olduğu mal satışları ile hizmet ifalarında faturayı e-Fatura olarak, e-Fatura uygulamasına kayıtlı olmayan vergi mükellefleri ile vergi mükellefi olmayanlara gerçekleştirmiş olduğu mal satışları ile hizmet ifalarında ise faturayı e-Arşiv Fatura olarak düzenlemeleri zorunlu olduğu düzenlenmiştir. ------ Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Tebliğiyle ----- Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine "V.10. e-Belgelere İlişkin İptal/İtiraz, İhbar ve İhtarların Bildirilmesi" başlıklı bölüm eklenmiş olup, söz konusu bölüm uyarınca, ----- Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ kapsamında düzenlenen e-Belgelere ilişkin olarak 6102 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak ------ sistemi ile yapılan ihbar veya ihtarlar ile e-Belge iptal işlemlerinin 01/05/2021 tarihinden itibaren, ------ adresinde yayımlanacak kılavuzda belirtilen usul, esas ve süreler içinde, elektronik ortamda ------- Başkanlığı bilgi işlem sistemine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiştir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; evvelin, ------- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında kesilen faturaya bağlı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanmış, ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Tahkikat kapsamında taraf vekillerince gösteriler deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken deliller toplanmış ve öncelikle 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 221,222 maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM -------- tarafından her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 12.02.2023 tarihli raporda özetle;İncelenen davacıya ait 2022 yılı ticari defterlerinden yevmiye defteri ,defteri kebir ve envanter defteri açılış tasdiklerinin yapıldığı, 2022 yılı yevmiye defteri kapanış tasdikinin de süresinin henüz gelmediği, bundan hareketle davacının 2022 yılı ticari defterlerinin Son Karar Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacı tarafın kendi lehine delil olma özelliğinin bulunduğu, İncelenen davalıya ait 2022 yılı ticari defterlerinden yevmiye defteri ,defteri kebir defterlerinin e-defter olarak ve envanter defterinin noter açılış tasdiklerinin yapıldığı, 2022 yılı yevmiye defteri kapanış tasdikinin de süresinin henüz gelmediği, bundan hareketle davacının 2022 yılı ticari defterlerinin Son Karar Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davalı tarafın kendi lehine delil olma özelliğinin bulunduğu, Davacı taraf 20.05.2022 tarihi itibari ile davalı şirketten 3.177,15 TL alacaklı olduğu, Davalı ------ şirketi eksik teslim edildiğini iddia ettiği emtia için davacı -------- 10.05.2022’de 3.177,15 TL iade faturası düzenlemiş davacı göndermiş, iş bu fatura davacı ticari defterlerinde yer almadığı ve davacı davalıdan 3.177,15 TL alacaklı olduğu tespit edildiği, davalı ticari defterlerinde malzemelerin eksik teslim edilmesinden 10.05.2022’de davalı tarafından 3.177,15 TL iade faturası düzenlenmiş ve ticari defterlerine kaydetmesi sonucu 30.05.2022 tarihi itibari ile cari hesap bakiyesi 00,00 TL olup borç ve alacak olmadığı, davacı taraf 23.05.2022’de 12.161,40 TL üzerinde takip yapmış ve davalı ------ takip başlatıldıktan sonra, 20.05.2022’de davacı hesabına 8.984,25 TL ödeme yaptığı, davacı tarafın 3.326,59 TL üzerinde 22.06.2022’de dava açtığı, davalı ------ Şti davaya konu (23.05.2022 tarihli icra takibindn evvel ) düzenlediği 10.05.2022 tarihli ve------- nolu ------- çivi ve seramik satış açıklamalı ve 21.04.2022 tarihli asıl fatura ile örtüşen e-arşiv iade faturasını davacı ------- firmasına 13.05.2022’de ------- aracılığı ile iadeli taahhütlü olarak gönderdiği ve alıcı davacı ------ takip nolu mektubu AB’’’ SA’’’ tarafından teslim aldığının tespit edildiği, davacı taraf iş bu faturaya ve içeriğine TTK 21 maddesine göre 8 gün içinde noterden ihtarname ile , posta ile veya elektronik ortamda itiraz ettiğine dair dava dosyasında bilgi ve belge olmadığı tespit edildiğinden davalı -------Şti. düzenlediği iade faturası dikkate alındığında davacı ------- Şti’ye herhangi bir borcu olmadığı tespit edildiği yönünde rapor verilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve özellikle davacı vekili tarafından yapılan itirazlar değerlendirilmiştir. Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede taraflar arasındaki hukuki ve akdi ilişkinin sabit olduğu, 21.04.2022 tarih 42.161,40 bedelli satış faturasının geçerli olduğu ve ticari defterlerde kayıtlı olduğu, sekiz günlük yasal süre içinde faturaya itiraz edilmediği ve içeriğinin kesinleştiği, davalı tarafından sonradan 10.05.2022 iade faturası düzenlenmesinin işbu sonucu değiştirmeyeceği, tacir olan tarafların satış sözleşmesi gereği süresi içinde eksik mal teslimi halinde bu durumu bildirmesi gerektiği ancak bu yönde bir işlem tesis edilmediği ,davalının fatura içeriğinin aksini ispat yükü altında olduğu fakat bu yönde hiçbir delile dayanılmadığı, bu durumda davalının yapmış olduğu kısmi ödeme ve fatura mündericatına göre bakiye borcu da ödeme yükümlülüğünün cari olduğu anlaşılmıştır. Bu yönüyle sadece ticari defterlere dayalı ve tek taraflı işlem tesis eden davalı işlemlerinden sadır ticari defter ve belgelere bağlı, asıl faturaya süresi içinde itiraz edilmesinini gerekmesi ve itiraz edecek tarafın belirlenmesi yerine aynı prosedürü iade faturasına bağlayan ve böylece tarafların rollerini ve hukuki sıralamayı karıştıran bilirkişi raporuyla bağlı kalınmamıştır. Binaenaleyh; TMK,6 ve HMK,190 maddeleri dava konusu edilen ve ispatlanan asıl alacak bakımından davanın kısmen kabulü ile, tarafların tacir sıfatına göre faiz türü ve takip tarihine göre oranı ile temerrüt olgusu da denetlenmek ve gözetilmek suretiyle davalı-borçlunun ------- Esas sayılı takip dosyasının 3.177,15 TL kısmına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa ( 3.177,15 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %18,25 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, temerrüt icra takibiyle oluştuğundan işlemiş faizden oluşan fazlaya ilişkin (149,44 TL) davanın/talebin ise reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tespit edilen asıl alacağın varlığı ve miktarının tartışmalı olması, yapılan ödemeler ve icra takip miktarı ile, dava edilen miktar arasındaki farklılıklar, davacının kısmen haklılığına toplanan deliller ve yargılama sonucunda hukuki yorumla belirlenmesi , davalının ödeme savunması ve bir miktar alacağın reddedilmesi karşısında davalı-borçlu yönünden icra takip dosyasına konu mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olmadığından İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak belirlenmiştir. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de kabul ve ret oranına göre karşılıklı olarak taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26 ve 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ------ Esas sayılı takip dosyasının 3.177,15 TL kısmına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa ( 3.177,15 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %18,25 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin (149,44 TL) davanın/talebin reddine,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 217,03 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın ve 129,54 TL tamamlama harcının mahsubuyla bakiye 6,79 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelin kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------ bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%0,96) üzerinden hesaplanan 1.489,92 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------- bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%0,04) üzerinden hesaplanan 70,08 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç ve 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 172,90 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)Davacı tarafından yapılan 109,00 TL posta ücreti ve 1.200,00 TL Bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.309,00 TL yargılama giderinden davanın kabul (%0,96) ve ret (%0,04) oranına göre 1.250,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
9-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 3.177,15 TL nispi vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 149,44 TL nispi vekalet ücretinin davalıcıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-)Davalı tarafından vekille temsil dışında (HMK.323/1/ğ) yapılmış başkaca yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
12-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar yönünden ayrı ayrı (Kabul: 3.177,15 TL / Ret: 149,44 TL < 17.830,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla, KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/06/2023
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!