Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle şikayet olunanın icra takibinin kambiyo senetlerine özgü icra takibi olmasına, İİK'nın 168. maddesi uyarınca bu takip yolunda ödeme emrine karşı itiraz ve şikayet süresinin 5 gün, ödeme süresinin 10 gün olmasına, bu takip şeklinde ödeme süresi geçmeden kesin haciz (İİK m.78/1) konulamayacağından, henüz kesin haciz yetkisine sahip olmayan alacaklının ihtiyati haczinin 5 günlük itiraz ve şikayet süresinin geçmesiyle değil, İİK'nın 264. maddesi uyarınca 10 günlük ödeme süresinin geçmesiyle kesinleşerek, 3. kişiler açısından kesin haczin hüküm ve sonuçlarını doğuracağına, buna göre şikayetçinin alacaklı olduğu takip dosyasında ödeme emrinin borçluya 07.06.2011 tarihinde tebliğ edilip ihtiyati haczinin 17.06.2011 Cuma günü mesai bitiminde kesinleşmesine rağmen mahkemece 13.06.2011 tarihinde kesinleştiğinin kabul edilmesi doğru olmamış ise de bu hususun...
İcra mahkemeleri, önlerine gelen takip hukukuna ilişkin şikayet, itiraz ve itirazın kaldırılmasına yönelik başvuruları takip hukuku çerçevesinde incelemekle görevli olup, aynı uyuşmazlığa ilişkin olarak genel yetkili mahkemede davanın görülmekte olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı veremezler. O halde, icra mahkemesince, borca itirazın takip hukuku açısından esasının incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, genel yetkili mahkeme olan.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesi ile istemin görev yönünden reddi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Ancak davalı şirket vekilinin 08.12.2014 tarihli itiraz dilekçesi ile borca itiraz edildiği halde tebligatın usulsüzlüğünden bahsedilmediği gibi bu yönde icra mahkemesine şikayet başvurusunun da bulunduğundan bahsedilmemiştir. Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabın tebligatı öğrenmesi halinde usulsüz tebligatın geçerli hale geleceğine amirdir. Davalı tarafın tebliğe haberdar olmasına rağmen bu yönde şikayet başvurusunun olmaması nedeniyle tebligat mazbatası üstündeki tarihin iflas ödeme emri tebliğ tarihi olarak kabulü gerekir. Dolayısı ile davalı tarafın vaki itirazının süresinde olmadığından hukuki sonuç doğurmayacağı ve iflas takibininkesinleştiğinin kabul edilmesi gerekirken, yerel mahkemece takibin kesinleşmediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesi isabetsizdir....
İcra Müdürlüğü'nde kalması ve alacaklılara ödenmemesi gerektiğini, aksi takdirde telafisi güç zararların doğacağını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini ve ihale bedelinin paylaştırılmamasını talep ve şikayet etmiştir. Şikayet olunan .....Hiz. San. Tic. A.Ş. vekili, şikayetçinin takip dosyasında borçlu olduğunu, bu nedenle sıra cetveline itiraz yoluna başvuramayacağını savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Diğer şikayet olunanlar, şikayete cevap vermemişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; şikayetçi hakkındaki icra takibinin kesinleşmesinin ardından, şikayetçiye ait taşınmazın ihale ile satıldığı, ihalenin feshine yönelik davanın reddedildiği, kararın kesinleştiği, .......
Bu nedenle mahkemece, takdiri delil niteliğinde bir belge olan bilirkişi raporuna sadece atıf yapılmak suretiyle gerekçe oluşturulması usul ve yasaya aykırıdır. 2-Kambiyo senetlerinde ödeme emrine karşı itiraz ve şikayet süresi 5 gün, ödeme süresi ise 10 gündür (İİK. m 168, II-III-IV). Bu takip şeklinde ödeme süresi geçmeden kesin haciz konulamayacağından (İİK m.78/I), henüz kesin haciz yetkisine sahip olmayan alacaklının ihtiyati haczi de 5 günlük itiraz ve şikayet süresinin geçmesiyle değil, 10 günlük ödeme süresinin geçmesiyle kesinleşerek, sıra cetveli açısından kesin haczin hüküm ve sonuçlarını doğurur. Yukarıda açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda anılan kanun hükümlerinin gözetilmemesi de doğru değildir....
ŞİKAYET Borçlu şikayet dilekçesinde; takip dayanağı çeklerin, Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ile iptal edilmesi nedeniyle kambiyo vasfı bulunmadığını, keşide tarihlerinde tahrifat yapıldığını ve tahrifattan önceki gerçek keşide tarihlerine göre 3 yıllık çek zamanaşımı süresinin dolduğunu, savcılık soruşturmasının devam ettiğini, çeklerdeki imzalara da itirazı bulunduğunu, alacaklı ile borçlu arasında hiç bir ticari ilişki bulunmadığından borca ve fer'ilere de itiraz ettiğini, çek asıllarının icra kasasında bulunmadığını ileri sürerek takibin iptali ile borçlu aleyhine takip konusu alacağın en az %20'si oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. II....
Şikayet olunan ... vekili, 6183 sayılı Yasa'nın .... maddesi gereğince müvekkili kurumun ilk hacze iştirak etmesi gerektiğini savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Şikayet olunan ... vekili, takip borçlusunun şikayetçinin talep ettiği miktarın üzerindeki borca itiraz ettiğini, itirazın halen kaldırılmamış olduğunu, sıra cetvelinin itiraz edilmeden kesinleşen alacak üzerinden düzenlendiğini savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Şikayet olunan ..., şikayete cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; şikayetçi bankanın takip başlattığı ... ... Müdürlüğü'nün 2004/160 Esas sayılı dosyasında, takip borçlusunun kısmi itirazında; 55.200,00 TL anaparayı kabul ederek, %47 faiz uygulanmasını talep ettiği ve fazlaya ilişkin istemlere itirazda bulunduğu, şikayetçinin bu itiraza yönelik açtığı iptal davasının halen devam ettiği, anılan ......
İİK'nun 170/a maddesi gereğince icra mahkemesi, müddetinde yapılan şikayet veya itiraz dolayısıyla usulü dairesinde kendisine intikal eden işlerde, takibin dayanağı olan kambiyo senedinin bu niteliği taşıyıp taşımadığı ve alacaklının kambiyo hukukuna göre takip hakkına sahip bulunup bulunmadığı hususlarını re’sen nazara almak zorundadır. İcra mahkemesi, süresi içinde önüne gelen böyle bir itiraz üzerine senet keşidecisinin protesto edilip edilmediğini re'sen nazara almak zorundadır.Bu durumda, yetkili hamil olan alacaklının, 2.ciranta hakkında takip yapabilmesi için, bonoyu düzenleyene ödememe protestosu göndermesi zorunludur. Somut olayda ise, keşidecinin protesto edilmediği anlaşıldığından, alacaklının itiraz eden 2. cirantaya karşı takip hakkı bulunmamaktadır. O halde, mahkemece, bu husus re'sen gözetilerek İİK.nun 170/a maddesi uyarınca itiraz eden borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....
Takip dosyasının incelenmesinde; muteriz borçlulara 15/04/2014 tarihinde örnek 10 nolu ödeme emrinin tebliğ edildiği, borçluların, 20/04/2015 tarihinde, yasal sürede icra mahkemesine başvurarak borca itiraz ettikleri, dosya borcunun ise itiraz tarihinden sonra yapılan kapak hesabına göre, diğer borçlu ... tarafından 03/06/2015 günü itirazi kayıt ile ödendiği görülmektedir. Her dava ve şikayet, davanın açıldığı (itirazın yapıldığı) andaki şartlara göre değerlendirilir. (Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/12-177 esas, 2011/300 karar sayılı 11.05.2011 tarihli kararı) Açıkça davadan vazgeçilmeksizin, borcun cebri icra tehdidi altında ödenmesi davayı konusuz kılmaz. Kaldı ki, somut olayda, borçluların rızaen yaptığı bir ödeme bulunmayıp, takibe konu borç diğer borçlu ciranta tarafından ödenmiştir....
İİK'nun 170/a-2. maddesi gereğince; icra mahkemesi, yasal sürede yapılan itiraz veya şikayet nedeniyle icra mahkemesine intikal eden işlerde, öncelikle, takip dayanağı senedin kambiyo vasfında olup olmadığını veya alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip hakkının bulunup bulunmadığını re'sen inceleyerek takibin iptaline karar verebilir. Takip dayanağı senedin tanzim tarihi itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nun 688/6. maddesine göre; bononun, kambiyo senedi vasfını taşıyabilmesi için, tanzim yeri unsurunu ihtiva etmesi gereklidir. Aynı Kanun'un 689/son maddesine göre ise, tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bononun, tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. HGK'nun 02.10.1996 tarih ve 1996/12-590 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tanzim yeri olarak idari birim adının yazılması yeterli ve zorunlu olup, ayrıca adres gösterilmesi mecburiyeti bulunmamaktadır....


