"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, maddi tazminat, manevi tazminat ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, hafta tatil ücreti, yakacak yardımı, giyecek yardımı, yıllık izin ücreti, sözleşmeden doğduğu halde ödenmeyen ücret alacağı, ikramiye alacağı, diğer kanuni işçilik alacağı, asgari geçim indirimi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir....
Öte yandan, davalı vekilince cevap dilekçesinde; işçilik alacağı dosyasında dinlenilen tanıklar tarafından davacının düz işçi olduğunun beyan edildiği bildirilmiş ve yine aynı dilekçe içerisinde davacının aşçı olarak çalıştığına dair beyanda bulunulmuştur. Tüm bu hususlar dikkate alındığında; davacının yaptığı işin kapsamı ve fiili çalışmanın varlığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya konulmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; davacının davalı şirkete karşı açtığı işçilik alacağı dosyasını ya da onaylı bir suretini dosya arasına almak, re'sen seçilecek başkaca bordro tanıklarını dinlemek, böylece; davacının davalı işyerinde yaptığı işin kapsamını ve çalışma süresini belirleyerek varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir....
Şöyle ki, işçilik alacağı dosyasında mevcut, davacının, 28, 29 ve 31 Ocak 2000 tarihlerinde işe gelmediğine dair devamsızlık tutanakları ile 01.02.2000 tarihinde iş akdinin sona erdirildiğine dair fesih tutanağını dikkate alarak bu tarih itibariyle işe ara verildiği bu sebeple de yazılı şekilde 02.02.2000-30.06.2005 tarihleri arasının hak düşürücü süreye uğradığı yönündeki mahkemece hüküm tesis edilmiş isede, gerek davacının, kesintisiz çalıştığı yönündeki beyanı, gerekse, tanıkların bu yöndeki beyanları göz önüne alındığında hak düşürücü sürenin söz konusu olmayacağı değerlendirilerek işçilik alacağı dosyasının da güçlü delil olduğu hususları gözetilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, tüm taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....
ya karşı açılan işçilik alacağı davası yönünden davanın husumetten reddine, davalılar A. B.ve Ö.. K..'e karşı açılan işçilik alacağı davası yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Karar süresinde davalı Ö.. K.. vekili tarafından temyiz edilmiştir. E) Gerekçe: Davacı, davalılardan A.. Ş.. işçisi olarak çalışmış olup, kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret alacağı taleplerinde bulunmuştur. Davacı vekili, davalı şirkete ilaveten davalı şirketin ortağı olan Ö.. K..'e husumet yöneltmiş ise de; davalı şirket ortağının şahsen işveren olmadığı, tüzel kişiliği bulunan şirket aleyhine açılan davada şirket ortağı gerçek şahıslara husumet yöneltilemeyeceği, bu nedenlerle davalı Ö.. K.. aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken, işçilik alacaklarından davalı şirket ile birlikte sorumlu tutulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/190 KARAR NO: 2021/424 DAVA: ŞİRKETİN İHYASI DAVA TARİHİ : 25/03/2021 KARAR TARİHİ: 26/05/2021 Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasında yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ----- nezdinde çalışmakta iken iş akdinin ---- haksız ve hukuka aykırı olarak feshedilmesi sebebiyle işçilik alacaklarının tahsili amacıyla ---- tarihinde ------ dava dosyası ile işçilik alacağı davası ikame ettiğini, ---- arasında -----sayılı dosyasında görülen işçilik alacağı davasında ----- tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ----- tarihli kararında, müvekkil lehine davalı ---- aleyhine, --- net kıdem tazminatı,---- net ihbar tazminatı, --- izin ücreti alacağı, ---- net fazla mesai ücreti alacağı, ----net milli bayram ücreti alacağına, ---- dava vekalet ücretine, ---- harç gideri ve ---- yargılama giderine hükmedildiğini, --------- tarihli kararı taraflarca temyiz edildiğini...
Fakat işçilik alacağı davası açılmasına sadece asıl işveren davacı sebebiyet vermemiş, söz konusu alacaklardan sorumlu olan davalılar da bu ücret ve tazminatları işçinin kendi şirketlerindeki çalışması sona ererken ödemediği için işçilik alacakları davası açılmasına sebebiyet vermişlerdir. Hal böyle olunca davacının ödediği yargılama ve icra giderleri, faiz ve vekalet ücreti açısından da, davacının davalılara rücu edebileceği işçilik alacağı miktarına göre, bir oranlama yapılarak davacının, davalılardan bu alacağını da talep edebileceği gözetilerek yapılacak inceleme sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi....
İşçilik alacağı davasına gelince; bu tür davalar 4857 sayılı Yasa'dan kaynaklanmaktadır. İşçilik alacağına esas alınacak hizmet saptandıktan sonra talep edilen işçilik alacağının türüne göre manevi tazminat davasındaki kıstaslardan farklı kıstaslara dayanan ayrı bir hesap yapılması gerekir. Bu durumda; her iki dava için izlenecek yöntem ve esas alınacak kıstaslar birbirinden tamamen farklıdır. Her iki davanın tefrik edilmesi yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için gereklidir. Ayrı ayrı açılıp görülmeleri gerekli bu tür davaların birlikte görülmeleri doğru görülmemiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2007/21-69 Esas ve 2007/55 Karar sayılı ve 07.02.2007 tarihli kararı da bu yöndedir. Mahkemenin bu maddi ve hukuksal olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı iki davayı bir arada görmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş; her iki davayı ayırmak ve yargılamayı birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırmaktan ibarettir....
İşçilik alacağı davasına gelince; bu tür davalar 4857 sayılı Yasa'dan kaynaklanmaktadır. İşçilik alacağına esas alınacak hizmet saptandıktan sonra talep edilen işçilik alacağının türüne göre manevi tazminat davasındaki kıstaslardan farklı kıstaslara dayanan ayrı bir hesap yapılması gerekir. Bu durumda; her iki dava için izlenecek yöntem ve esas alınacak kıstaslar birbirinden tamamen farklıdır. Her iki davanın tefrik edilmesi yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için gereklidir. Ayrı ayrı açılıp görülmeleri gerekli bu tür davaların birlikte görülmeleri doğru görülmemiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2007/21-69 Esas ve 2007/55 Karar sayılı ve 07.02.2007 tarihli kararı da bu yöndedir. Mahkemenin bu maddi ve hukuksal olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı iki davayı bir arada görmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş; her iki davayı ayırmak ve yargılamayı birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırmaktan ibarettir....
İşçilik alacağı davasına gelince; bu tür davalar 4857 sayılı Yasa'dan kaynaklanmaktadır. İşçilik alacağına esas alınacak hizmet saptandıktan sonra talep edilen işçilik alacağının türüne göre manevi tazminat davasındaki kıstaslardan farklı kıstaslara dayanan ayrı bir hesap yapılması gerekir. Bu durumda; her iki dava için izlenecek yöntem ve esas alınacak kıstaslar birbirinden tamamen farklıdır. Her iki davanın tefrik edilmesi yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için gereklidir. Ayrı ayrı açılıp görülmeleri gerekli bu tür davaların birlikte görülmeleri doğru görülmemiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2007/21-69 Esas ve 2007/55 Karar sayılı ve 07.02.2007 tarihli kararı da bu yöndedir. Mahkemenin bu maddi ve hukuksal olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı iki davayı bir arada görmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş; her iki davayı ayırmak ve yargılamayı birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırmaktan ibarettir....
İşçilik alacağı davasına gelince; bu tür davalar 4857 sayılı Yasa'dan kaynaklanmaktadır. İşçilik alacağına esas alınacak hizmet saptandıktan sonra talep edilen işçilik alacağının türüne göre manevi tazminat davasındaki kıstaslardan farklı kıstaslara dayanan ayrı bir hesap yapılması gerekir. Bu durumda; her iki dava için izlenecek yöntem ve esas alınacak kıstaslar birbirinden tamamen farklıdır. Her iki davanın tefrik edilmesi yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için gereklidir. Ayrı ayrı açılıp görülmeleri gerekli bu tür davaların birlikte görülmeleri doğru görülmemiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2007/21-69 Esas ve 2007/55 Karar sayılı ve 07.02.2007 tarihli kararı da bu yöndedir. Mahkemenin bu maddi ve hukuksal olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı iki davayı bir arada görmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş; her iki davayı ayırmak ve yargılamayı birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırmaktan ibarettir....


