Mahkemece, yoksulluk ve iştirak nafakasının hakkaniyete uygun olarak davalının boşandıktan sonra gelirinde oluşan büyük artış nedeniyle TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmadığı, daha fazla artırım yapıldığı tespit edilmiş ise de dosya içerisinde bulunan davalının sosyal ve ekonomik durum araştırmasının tam olarak gerçeği yansıtmadığı, araştırmada bilgisindan yararlanılan kişilerin kim oldukları anlaşılmadığı görülmektedir. Hal böyle olunca mahkemece, davalının sosyal ekonomik durumunun kolluk aracılığıyla, tam olarak tespit edilmesi, söz konusu bölgede bulunan benzer işletmelerin gelirlerininde araştırılarak, gerekirse işletmenin vergi kayıtları da getirtilerek sonucu dairesinde yoksulluk ve iştirak nafakası takdiri gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KIRŞEHİR AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 08/01/2015 NUMARASI : 2014/650-2015/17 Taraflar arasındaki nafakanın arttırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçeşinde; daha önce hükmedilmiş olan yoksulluk ve iştirak nafakasının ihtiyaçlarının artmış olduğunu ileri sürerek kendisi için takdir edilen 320,00 TL yoksulluk nafakasının aylık 500,00 TL'na, müşterek çocuk Begüm için takdir edilen aylık 220,00 TL iştirak nafakasının da aylık 500,00 TL'na çıkarılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı, davanın reddi ile bundan sonraki nafaka arttırımlarının da enflasyon oranında yapılmasını istemiştir....
davalının ekonomik durumundaki düzelme nedeniyle hükmedilen nafakaların yetersiz kaldığını belirterek, aylık 150'şer TL'lik iştirak nafakalarının aylık 250'şer TL'ye; aylık 300 TL'lik yoksulluk nafakasının ise aylık 500 TL'ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir....
KARŞI OY YAZISI Toplanan delillerden; davalı kocanın daha önce kardeşinin koltuk döşeme işinde çalışırken; işyerinin 2010 yılında kapandığı ve işsiz kaldığı anlaşılmaktadır. Davacı kadın ise, ev hanımıdır. Davalı kocanın ayrıca borç içinde olduğu görülmektedir. Nitekim bu hususu davalı kadın da velayet düzenlemesi için verilen uzman raporundaki anlatımında doğrulamaktadır. Bu durumda, davacı için 300 TL. yoksulluk nafakası üç çocuğun her biri için ayrı ayrı 300 TL. iştirak nafakası olmak üzere toplam 1.200 TL. nafakaya karar verilmiş olması gözönüne alındığında; hükmedilen toplam nafaka miktarı davalının ekonomik gücünün üzerinde olmuştur. Davacı kadın için hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı uygundur. Ancak, çocukların her biri için hükmedilen iştirak nafakaları fazla olmuştur. Kaldı ki, iştirak nafakasının çocukların ihtiyaçlarına göre her zaman ileri dönemlerde de arttırılması mümkündür....
Somut olayda; davacılar ... ve ... dava dilekçesinde, kendileri için aylık 300,00'er TL yardım nafakası talep etmişlerdir. Ancak mahkemece kurulan hükümde talep aşılarak, davacılar ....ve .... lehine 350'şer TL yoksulluk nafakasına karar verilmiştir. Bu durumda, mahkemece; taleple bağlılık kuralına aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca; olayları izah taraflara, hukuki niteleme hakime ait bir görevdir. Somut olayda, davacılar ....ve .... tarafından istenilen nafaka mahiyeti itibariyle TMK'nun 364/1. maddesi yardım nafakası niteliğindedir. Bu nedenle, davacılar ....ve .... lehine hükmedilen nafakaların gerekçe kısmında "iştirak nafakası", hüküm kısmında ise "yoksulluk nafakası" olarak nitelendirilmesi doğru görülmemiştir....
Asliye(Aile) Mahkemesinin 2015/1639-1644 e.k. sayılı 08/12/2015 tarihli ilamıyla boşandıklarını, protokol gereği 1.250,00 TL yoksulluk nafakası ödemeyi kabul ettiğini, boşanma sürecinde çalıştığı şirketin iflası nedeniyle işten çıkarıldığını, daha sonra çalıştığı yerdeki maaşının daha düşük olduğunu, anlaşmalı boşanma sırasındaki maaşına güvenerek nafaka miktarını taahhüt ettiğini, kredi borçlarının bulunduğunu, ödeme gücünün olmadığını belirterek yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, mümkün olmadığı takdirde aylık 250,00 TL’ye indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, yoksulluk nafakasının kaldırılma şartlarının oluşmadığını, anlaşmalı boşanma nedeniyle yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, velayeti kendisine bırakılan müşterek çocuklar lehine iştirak nafakası talep edilmediğini, davacının işten ayrıldığı tarihte boşanma davasının açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir....
ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ TARİHİ : 27/01/2015 NUMARASI : 2014/346-2015/39 Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki boşanma davası ile hüküm altına alınan yoksulluk ve iştirak nafakalarının yetersiz kaldığını ileri sürerek, davacı için hükmedilen 100 TL yoksulluk nafakasının 500 TL'ye, müşterek çocuklar Damla ve Ulaş için hükmedilen iştirak nafakalarının 100'er TL'den 500'er TL'ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; talep edilen nafakanın fahiş olduğunu ve bu miktarı ödeyecek ekonomik gücü bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir....
O halde mahkemece; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle nafaka takdiri sırasında kurulan dengenin yeniden sağlanması gerekirken; yanılgılı değerlendirme sonucu yüksek oranda nafaka takdiri doğru görülmemiş, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiştir. Kabule göre de, taraflar boşanmış olup davacı kadın için arttırılması talep edilen nafaka, mahiyeti itibariyle yoksulluk nafakası niteliğindedir. Buna göre, mahkemece; davacı için hükmedilen nafakanın tedbir nafakası olarak nitelendirilmesi doğru değildir; ayrıca hükmün 1.fıkrasında davacı kadının davalı olarak geçmesi de yanlış olmuştur....
AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 19/02/2015 NUMARASI : 2014/649-2015/159 Taraflar arasındaki iştirak ve yoksulluk nafakalarının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacı için hükmolunan aylık 180 TL yoksulluk nafakasının, aylık 500 TL'ye, müşterek çocuk için hükmolunan aylık 130 TL iştirak nafakasının ise, aylık 500 TL' ye çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile aylık 400 TL yoksulluk nafakasına ve aylık 350 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
"İçtihat Metni" Y A R G I T A Y İ L A M I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : CEYLANPINAR ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2014 NUMARASI : 2014/1-2014/195 Taraflar arasındaki yoksulluk ve iştirak nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında görülen Ceylanpınar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/168 Esas, 2010/28 Karar sayılı nafaka artırım ilamı ile davacı kadın ve müşterek çocuklar Ömer ve Medine için hükmedilen ayrı ayrı 100,00 TL yoksulluk ve iştirak nafakasının yetersiz kaldığını, davacının ev hanımı olduğunu, başka geliri bulunmadığını belirterek yoksulluk nafakasının 400,00 TL'ye, müşterek çocuklar için iştirak nafakasının ayrı ayrı 300,00...


