WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

Kanun'un 19/2. maddesi gereği tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın beyanlar hanesinde yer alan kullanıcı şerhi ve muhdesat beyanının sicilden terkini talebi yönünden reddine, davanın muhdesatın ayrıntılı olarak beyanlar hanesinde gösterilmesi talebi yönünden kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki muhdesat şerhinin iptali ile beyanlar hanesine, taşınmaz üzerinde bulunan ve 29.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda yaş ve cinsleri belirtilen 5 adet 20-25 yaşındaki zeytin ağacının Yusuf oğlu ...'e ait olduğu şerhinin yazılmasına, taşınmazın tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "3402 ......

Davalı vekili, icra müdürlüğüne verdiği 07.02.2011 tarihli beyanında ... plakalı araç kaydı üzerindeki haciz ve yakalama şerhinin kaldırılmasını talep etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının takibe devam ettiği gerekçesiyle aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedildiği belirtilmişse de, takip dosyasının tamamı getirilerek davacı hakkında davalının takibe devam edip etmediğinin araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....

ın kullanımdadır" şerhinin bulunduğunu, ormanlar üzerinde kişi ve kurumlar lehine hiç bir şekilde şerh konulamayacağını iddia ederek, tapu kaydındaki davalı lehine bulunan şerhin iptali istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne; çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesindeki "1979 yılından beri...oğlu ...'ın kullanımda olduğu ve üzerindeki iki katlı kargir evin davalı ...oğlu ...'a ait olduğuna" dair şerhlerin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir Dava, tapulu taşınmaz üzerinde bulunan şerhlerin terkini istemine ilişkindir....

ın zilyetliğinde olduğunun şerh verildiğini, zilyetlik şerhinin iptaliyle adına şerh verilmesini talep etmiştir. Çekişmeli 2391 ada 3 parsel sayılı 316 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, yörede 1995 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 2/B maddesi ile orman sınırları dışına çıkarıldığından Hazine adına tespit edilmiş olup, tapuda arsa vasfıyla Hazine adına tapuda kayıtlıdır ve tapu kaydı 10.11.1998 tarihinde hükmen oluşmuş olup beyanlar hanesine 2/B madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarıldığı ve üzerindeki su basmanın ...’a ait olduğu şerh verilmiştir. Mahkemece, 2391 ada 3 parsele ilişkin kadastro tutanağı düzenlenmediğinden mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Menderes Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava zilyetlik şerhinin iptali ve adına zilyetlik şerhi verilmesine ilişkindir....

E. sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının ..., borçlunun ..., borç miktarının 300.000.000.000,00-TL, takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip olduğu, ödeme emrinin borçluya 07/08/2003 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 11/08/2003 tarihli dilekçesi ile yetki ve esas yönünden borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği belirlenmiştir. İzmir ... İcra Müd.' nün ... E. sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının ..., borçlunun ..., borç miktarının 2.000.000.000.000,00-TL, takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip olduğu, ödeme emrinin borçluya 07/08/2003 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 11/08/2003 tarihli dilekçesi ile yetki ve esas yönünden borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği belirlenmiştir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 24.04.2007 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkinin istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 145 parsel sayılı taşınmaz kaydındaki “.... Vakfı” şerhinin terkini istemi ile açılmıştır. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, şerhin kayda işlendiği tarihe göre 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden söz edilerek istem kabul edilmiştir. Hükmü, davalı ... idaresi temyiz etmiştir. 5737 Sayılı ... Kanunu 27.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir....

in borcundan dolayı anılan icra müdürlükleri tarafından İstanbul gemi sicil müdürlüğüne haciz yazılarının gönderildiği, gemi sicil müdürlüğü tarafından da haciz şerhinin geminin tamamı üzerine işlendiği tespit edilmiştir. Oysaki belirtilen icra dosyalarının borçlusu ... olup haciz kararlarıda bu kişi hakkında verilmiş olduğundan haciz şerhinin yalnızca ...'e ait olan hisse üzerine konulması gerektiği halde tüm hisseler üzerine haciz şerhi konulduğu tespit edilmiştir. Davacının kendi hissesinin satışı için gemi sicil müdürlüğüne yaptığı müracat üzerine de gemi sicil müdürlüğünün 18.02.2012 tarihli kararı ile sözkonusu icra dosyalarından hacizlerin kaldırıldığına dair karar yada satışa muvafakat yazısının sunulması istenmiş isede Oysaki yukarda açıklandığı üzere bahsedilen icra dosyalarında davacının değil ...'in hissesi haczedilmiştir. Açıklanan bu durum karşısında, ... İcra Müdürlüğünün 2020/... E. ....icra Müdürlüğünün 2020/... E. ... İcra Müdürlüğünün 2020/......

Ancak; dava 6831 sayılı Kanunun 11. maddesi (1) fıkrası hükmü uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tapuya dayalı açılan ... kadastrosuna itiraz davası olup mahkemece ... niteliğinde olmadığı belirlenen bölümlerin ... sınırları dışına çıkarılması kararı ile yetinilmesi gerekirken ve bu bölümler tapuda davacılar adına kayıtlı olduğu gözardı edilerek mükerrer tapu kaydı oluşacak şekilde yeniden tescil hükmü kurulması doğru değil ise de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haciz şerhlerinin terkini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Haciz, kesinleşmiş icra takibinin konusu olan bir alacağın ödenmesini teminen borçluya ait ve haczi kabil bulunan mallara bir bakıma takibi yapan icra müdürlüğünün el koyması işlemidir. İcra ve İflas Kanunu'nun 91 inci maddesi hükmü gereğince, gayrimenkulün haczi ile takip konusu borç ve eşya arasında ilişki kurulur ve tasarruf yetkisi ... Medeni Kanunu'nun 1010 uncu maddesi anlamında kısıtlanmış olur. Bu tür kişisel haklar tapu kütüğüne şerh verilmekle hak sahibine eşya üzerinde dolaylı da olsa hâkimiyet kurma ... sağlamaz ise de tasarruf yetkisinin dar anlamda kısıtlanması sonucunu doğurduğundan taşınmaz üzerinde sonradan bu hakla bağdaşmayan hak kazanan kişilere karşı da ileri sürülebilir hale gelir. Haciz şerhinin usulsüz konulduğunun saptanması veya lehtarın talebi üzerine kaldırılması mümkün olduğu gibi ......

Tapu kaydına konulan zilyetlik şerhinin hukuki dayanaktan yoksun, yok hükmünde bir şerh olduğu hiç bir hüküm ve sonuç doğurmayacağı, devamında yasal bir zorunluluk ve davalıların korunması gerekli yararlarının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Gerek yürürlükten kalkmış bulunan 766 sayılı Tapulama Kanununun 31/2 ve gerekse halen yürürlükte bulunan 3402 Kadastro Kanununun 12/3 maddelerine göre tespit tutanağında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. O hakkın sicilin mülkiyet şerhler veya beyanlar hanesinde gösterilmesi de sonuca etkili değildir (HGK 31.01.1996 1995/l-1004 E. 1996/21 K.). Davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir....

UYAP Entegrasyonu