Şti. vekilinin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşmesi ve davaya istirdat davası olarak devam edilmesi İİK'nın 72/VI. maddesinde düzenlenmiş olup, bu madde hükmüne göre borçlu, açtığı menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı almamış veya verilen ihtiyati tedbir kararının herhangi bir sebeple kaldırılmış olması nedeniyle dava konusu borcu ödemek zorunda kalmış olursa menfi tespit davası yasa gereği kendiliğinden istirdat davasına dönüşür ve davaya istirdat davası olarak devam edilir. Buna göre menfi tespit davasının devamı sırasında borcun herhangi bir nedenle ödendiği iddiası üzerine mahkemece bu iddia araştırılıp ödemenin kanıtlanması halinde, talep olmasa dahi dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceğinden açılan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir. (Emsal Y. 15. ....'...
in menfi tespit, istirdat ve ADSL fatura ödemelerine yönelik istirdat davalarına yönelik davalarının reddine karar verildiği halde, bu ret hükümlerine dair gerekçe yazılmamıştır. Bu haliyle karar yeterli gerekçeden yoksun olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-e maddesindeki unsurları içermemektedir. Hüküm bu haliyle Yargıtay denetimine elverişli değildir. Gerekçesiz şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, davacı-davalı ...'in menfî tespit, istirdat ve ADSL fatura ödemelerine yönelik istirdat davalarına yönelik hükümlerin bu sebeple bozulması gerekmiştir. 3-Mahkemece davacı-davalı yararına asıl dava olan nafakanın uyarlanması davasının maktu vekalet ücreti, davalı-davacı yararına karşı dava olan yine nafakanın uyarlanması davası için nispi vekalet ücretine hükmedilmiş ise de bu vekalet ücretlerine yönelik hesaplamaların neye göre yapıldığına ilişkin gerekçeye yer verilmemiştir. Bu haliyle vekalet ücretlerine yönelik hükümler Yargıtay denetimine elverişli değildir....
Şahıs aleyhine istirdat davanın açılmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 818/1-s maddesinin yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken 758. maddesi uyarınca dava sırasında çeki elinde bulunduranın bilinmesi halinde mahkemece bu kişi aleyhine istirdat davası açmak üzere süre verilip, dava açılmaması halinde davanın reddine, dava açılması halinde ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir. Yine dava konusu ---- edildiği ve çek hakkında davacı vekilinin--- tarihinde ---- sayılı dosyası ile istirdat dava açtığına ilişkin tevzi formunu mahkememize ibraz ettiği anlaşılmakla numarası -- olan çek yönünden talebin konusuz kaldığı , numarası ------ ve ibraz eden aleyhine istirdat davası açmak üzere süre verilmesine rağmen istirdat davası açılmadığından söz konusu çek yönünden zayi talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre; dava konusunun istirdat talebine ilişkin olup, İİK'nun 72/7. maddesi uyarınca davanın ödeme tarihinden itibaren 1 (bir) sene içinde açılması gerektiği, davalı şirkete istirdat davasına konu paranın 357.651,00 TL'sinin 06.11.2008 tarihinde, 42.000,00 TL'sinin ise 21.11.2008 tarihinde ödendiği, temlik sözleşmesinin tarihinin ise 02.07.2009 olduğu, istirdat davası açma süresinin ödeme tarihinden itibaren işlemeye başladığı, bu sürenin hak düşürücü süre olup, re'sen nazara alındığı, somut olayda davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 04.05.2010 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık, davanın İİK'nun 72/7 maddesine dayalı istirdat davası mı yoksa sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı bir dava mı olduğu yönünde toplanmaktadır. 6100 sayılı HMK'nun 331....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tesbit istemine ilişkin davada Bodrum 1.Asliye Hukuk ve Bodrum Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, menfi tespitle birlikte açılan istirdat davası niteliğindedir. Asliye Hukuk Mahkemesi, kira tespiti ile birlikte açılan alacak, tazminat ve istirdat davalarında miktar ya da değere bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir. Sulh Hukuk Mahkemesi ise, açılan davada menfi tespitin yanı sıra 26.796,00.-TL ödenmiş kira bedeli ile ilgili istirdat talebinin de bulunduğunu, bu durumda görevli Mahkeme’nin dava değerine göre Asliye Hukuk Mahkemesi olması gerektiğini belirterek görevsizlik kararı vermiştir....
Yargılama devam ederken davacı vekili dosyaya sunduğu ... tarihli dilekçe ile çek hamilini bildirerek istirdat davası açmak üzere süre talep etmiş, davacı vekiline çeki elinde bulundurana karşı istirdat davası açması için süre verilmiş, davacı vekili İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile istirdat davası açtıklarını bildirmiştir. Davacı vekili ... tarihli duruşmadaki beyanında " Çek kötü niyetli 3. Kişilerin eline geçmiştir. İstirdat davası açtık. İstirdat davası halen devam etmektedir. Davanın konusuz kaldığını düşünüyoruz. Önceki beyanlarımız doğrultusunda karar verilmesini talep ediyoruz." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tüm dosya kapsamına göre; yargılama sırasında zayi olduğu bildirilen çekin ortaya çıktığı, Mahkememizce verilen süre içerisinde davacı vekili tarafından İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......
İSTİRDAT DAVASI 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 72 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı B… …. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Dava, takibe konu 2.300.000.000.TL. bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Davacı vekili, 14.9.1999 tarihli dilekçesi ile çek bedeli karşılığında 2.584.000.000.TL: ödediklerini belirterek davanın istirdat davası olarak devamını talep etmiştir. Davalı vekili cevabında davanın reddi gerektiğini savunmuştur....
İş Mahkemesinin 2015/143 Esas sayılı dosyası getirtilip incelenmeden istirdat davası sonucuna göre iş bu davanın konusuz kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmeden Mahkemece yazılı şekilde sonuca gidilmiş olması hatalıdır. Yapılacak iş; dava dışı asıl borçlu ... Tic. A.Ş.'nin Kurum'a karşı açtığı istirdat davasına ilişkin dosyayı araştırmak, davacı tarafa bildirmesi için ihtar da bulunmak... I. İş Mahkemesinin 2015/143 Esas sayılı dosyanın getirtilerek incelemek gerektiğinde istirdat davasını bekletici mesele yaparak, kesinleşecek sonuca göre davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunu değerlendirip karar vermekten ibarettir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Kanunda öngörülen 1 yıllık süre, hak düşürücü süre olduğundan taraflarca ileri sürülmese bile, mahkemece re’sen göz önüne alınır.İcra İflas Kanununun 72.maddesinde öngörülen ve yukarıda özellikleri açıklanan istirdat davası, BK.m.61 (TBK'nun 77) ve devamı maddelerinde öngörülen istirdat davasının özel bir türü olup, bu nedenle kendine has özellikler taşır....
"Menfi tespit davasının yargılama sırasında istirdat davasına dönüşmüş olması (m.76/2), menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğunun anlaşılması halinde davacı borçlunun talebi üzerine davalı alacaklının tazminata mahkum edilmesine engel olmaz. İstirdat davası, menfi tespit davasının devamı olup, cebri icra tehdidi altında gerçekleşen ödeme sebebiyle borçlunun serbest iradesi dışında, kanun hükmü gereği kendiliğinden bu dönüşüm vuku bulduğundan, davacı borçlu istirdat davasına dönüşüm olmasaydı alacağı tazminattan, yoksun bırakılmamalıdır." (Prof. Dr. Timuçin Muşul, İcra ve İflas Hukukunda, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, 2014, Ankara, s.404-405) "İİK m.72, VI gereğince istirdat davasına dönüşmüş olan davanın borçlu lehine hükme bağlanması halinde de, m.72, V c.3 ve 4 hükümlerine göre, borçlu lehine tazminata hükmedilmesi gerekir kanısındayım....


