"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :İştirak Nafakası - Velayetin Değiştirilmesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle *......
(Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2006, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma-2, s. 843) Temsil kayyımı ise bir kimseyi belirli bir iş ya da birden fazla işte “temsil etmesi” için atanan kişiyi ifade eder.(OĞUZMAN/DURAL, Aile Hukuku, İstanbul-1994, s. 510) 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 183 hükmüne ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re'sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alacağı gibi çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 348 hükmünde yer alan hâllerde velâyetin kaldırılmasına da karar verir. Velâyet, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme hükümleri ile de ana baba yararına değil “çocuk yararına” bir hak olarak kabul edilmiştir....
İşte boşanma veya ayrılık davasının açılma tarihinden, dava sonuçlanıncaya kadar devam edecek olan bu nafakaya tedbir nafakası denilmektedir. Boşanma kararının kesinleşmesi ile bu nafakalar koşulları var ise eş için yoksulluk, çocuk için ise iştirak nafakası olarak devam eder. 32. Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi; yasal gerekçesinde de açıklandığı üzere 743 sayılı Medeni Kanun’un 137. maddesinin sadeleştirilmiş şekli olup, herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Dolayısıyla evvelden beri uygulanan bu hükme göre hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri bu konuda bir talebin varlığını aramaksızın kendiliğinden almakla yükümlüdür. Geçici bir önlem niteliğindeki talebe bağlı olmaksızın takdir edilen tedbir nafakası kural olarak davanın başından itibaren, karar kesinleşinceye kadar hüküm altına alınır....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ereğli Aile Mahkemesi'nin 2018/512 esas sayılı davanın önlem nafakasına ilişkin olduğu, işbu boşanma davası ile yargılama usullerinin farklı olduğu, Ereğli Aile Mahkemesi'nin 2019/225 esas sayılı dosyanın ise ziynet alacağı talebine ilişkin olduğu, işbu eldeki davanın ise boşanma ve fer'îlerine ilişkin olduğu, her iki davanın işbu dava ile birleştirilmemesinin doğru ve yerinde olduğu, davalı kadın tarafının bildirdiği ... ... hariç diğer tanıklarının dinlendiği, ancak davalı tarafın tanık ... ... 'ın dinletilmesini birleşen dava dilekçesinde istemişse de 26.08.2019 tarihli birleşen davaya cevaba cevap dilekçesinde ... ...'...
(Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2006, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma-2, s. 843) Temsil kayyımı ise bir kimseyi belirli bir iş ya da birden fazla işte “temsil etmesi” için atanan kişiyi ifade eder.(OĞUZMAN/DURAL, Aile Hukuku, İstanbul-1994, s. 510) 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 183 hükmüne göre ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re'sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alacağı gibi çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 348 hükmünde yer alan hâllerde velâyetin kaldırılmasına da karar verir....
Hukuk Genel Kurulunda uyuşmazlığın esasının görüşülmesinden önce mahkemece davacı kadın lehine ara kararla TMK'nın 169. maddesi uyarınca hükmedilen tedbir nafakası yönünden 22.04.2014 tarihli ilk kararın hüküm kısmında olumlu-olumsuz bir ibare bulunmamasına rağmen, direnmeye konu 30.06.2015 tarihli kararda “Mahkememizin 21/07/2013 tarihinde hükmettiği tedbir nafakasının karar tarihi olan 30/06/2015 tarihinden olmak üzere 250,00 TL'ye indirilmesi ile; hükmün kesinleşmesi tarihine kadar bu bedelin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine” şeklinde hüküm kurulduğu, bu suretle önceki kararla direnme kararının hüküm fıkralarındaki uyumsuzluğun usuli bir sorun teşkil edip etmediği ön sorun olarak tartışılmış, direnme hükmünün davanın reddine ilişkin olduğu, tedbir nafakası hususunu kapsamadığı, en önemlisi TMK’nın 169. maddesi uyarınca hükmedilen tedbir nafakasının talebe bağlı olmaksızın (re’sen) takdir edilmesi ve geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren, karar kesinleşene kadar...
II) İkinci bentte gösterilen uyuşmazlık yönünden yapılan temyiz incelemesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Geçici Önlemler” başlıklı 169. maddesi; “Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır.” hükmünü içermektedir. Bu hükme göre hâkimin, bu konuda bir talebin varlığını aramaksızın, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemleri resen alması gerekir. Bu geçici önlemlerden birisi de tedbir nafakasıdır. Tedbir nafakası talebe bağlı olmaksızın (resen) takdir edilir ve geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren, karar kesinleşene kadar hüküm altına alınır....
Boşanma kararının kesinleşmesi ile bu nafakalar koşulları var ise eş için yoksulluk, çocuk için ise iştirak nafakası olarak devam eder. 15. Türk Medeni Kanunu’nun 169 uncu maddesi; yasal gerekçesinde de açıklandığı üzere 743 sayılı Medeni Kanun’un 137 nci maddesinin sadeleştirilmiş şekli olup, herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Dolayısıyla evvelden beri uygulanan bu hükme göre hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri bu konuda bir talebin varlığını aramaksızın kendiliğinden almakla yükümlüdür. Geçici bir önlem niteliğindeki talebe bağlı olmaksızın takdir edilen tedbir nafakası kural olarak davanın başından itibaren, karar kesinleşinceye kadar hüküm altına alınır. Dolayısıyla, tedbir nafakası takdirine ilişkin kararın, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin araştırma sonuçlarının dosyaya gelişini takiben hemen verilmesi gerekir....
, kadının yasal koşulları oluşmayan tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine, yine erkeğin kabul edilen boşanma davası yönünden erkek lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine, kadının kabul edilen boşanma davası ile birleşen velâyetin kaldırılması davası yönünden kadın lehine ayrı ayrı yargılama gideri ve vekâlet ücretine karar verilmiştir....
nın velâyetinin davacı anneye verilmesine, davacı için aylık 1.000,00 TL yoksulluk nafakası, ortak çocuklar için ayrı ayrı aylık 1.000,00'er TL iştirafak nafakası ile 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı erkek cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların 01.06.1994 tarihinde evlendikleri, evliliklerinden iki müşterek çocuklarının bulunduğu, reşit olmayan müşterek çocuk ... G.'nin 14.03.2003 doğumlu olduğu, davacı vekilince davalının müvekkilinden ve ailesinden ayrı yaşadığı, ailesi ile ilgilenmediği, saygı ve sevgiden yoksun tavırlar sergilediği, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, müvekkiline şiddet uyguladığı, müvekkilinin ihtiyaçlarını karşılamadığı yönünde kusur isnadında bulunulduğu, tarafların müşterek çocukları olan tanıklar ... G.'nin ve ... G.'...


