ne takipte ödeme emrinin tebliği sağlanarak süresinde itiraz etmediği taktirde, takip şartı yerine gelmiş olacağından takibe itiraz eden yönünden davaya devam olunması, ödeme emrine süresinde itiraz edilmesi halinde ise onun aleyhine itirazın iptali davası açılıp, bu dava ile birleştirilmek suretiyle mecburi dava arkadaşlığı şartının gerçekleşmesinin sağlanması üzerine davaya devam edilmesi, aksi takdirde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle hükmün bozulması gerekirken ilamda yazılı nedenlerle onandığı anlaşılmakla karar düzeltme talebinde bulunan ... vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü gerekmiştir....
Davalı borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edilememiştir. Borçlu şirket vekili, 19/04/2013 tarihinde İcra Müdürlüğüne ibraz ettiği dilekçe ile borca itiraz etmiştir. İ.İ....'nun 269.maddesinde ödeme emrinin tebliğinden sonra borçlunun itiraz sebeplerini icra dairesine bildirip yasal ödeme süreleri geçtikten sonra alacaklının merciden itirazın kaldırılması ve tahliye isteyebileceği öngörülmüştür. Tahliye itirazlı ödeme emri tebliğ edilmediğinden henüz itiraz hakkı doğmamış olup anılan maddedeki itiraz ve ödeme süreleri işlemez. Borçlunun haricen icra takibini öğrenip, icra dairesine itiraz etmesi yasanın emredici hükümleri karşısında hukuki sonuç doğurmaz. Bu durumda mahkemece, istemin reddine karar verilmesi gerekirken davalı şirket yönünden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir....
Bu durumda ödeme emri borçluya 25/10/2020 tarihinde tebliğ edilmiş olmaktadır. Ayrıca borçlunun vekili aracılığıyla 20/10/2020 tarihinde borca itiraz ettiği görülmüş, Her ne kadar ödeme emri tebligatı yapılmadan itiraz edilmişse de, İstanbul BAM 22.HD 04/05/2017 tarih 2017/561 esas 2017/699 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere borçluya ödeme emri tebliğ edilmese de borçlunun itiraz hakkı doğduğundan ve ödeme emrinin tebliği halinde bu tebliğ ile İstanbul BAM 21.HD 19/02/2019 tarih 2018/2749 esas 2019/256 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ödeme emrinin tebliği ile başkaca itiraz ve şikayet sebepleri sunma imkanı doğduğundan, ödeme emrinin tebliğinden önce itiraz edilmesinde ve bu itiraz kapsamında değerlendirme yapılmasında engel bulunmamaktadır....
CEVAP : Davalı vekili mahkememize sunduğu 11/02/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle: Müvekkil şirket ile davacı şirket arasında süre gelen bir ticari ilişki olduğunu, müvekkil ---- tarihinde davacı şirketten ---n almış ve ödemenin iki taksit halinde yapılması konusunda anlaşıldığını, --- gerçekleşmiş ikinci taksit ödemesi de ---- ---- ödeme emri ekte ---- kayıtlarında da görüleceği üzere --- müdürlüğüne----- müvekkil tarafından ödeme emri henüz tebliğ alınmadan ve hatta daha ---- edilmeden önce ödendiğini, müvekkil şirketin ödeme yaptığı 08.11.2021 tarihinde kendisine açılmış bir icra takibi olduğunun bilgisine sahip olmadığı gibi bilebilecek bir konumda da olmadığını, ödeme yapıldıktan 4 gün sonra hali hazırda ödemesi gerçekleştirilen konuya ilişkin bir ödeme emri müvekkile ulaşmış ve müvekkil şirketin de borca itiraz ettiğini, davacı tarafça dava dilekçesinde belirtildiğinin aksine müvekkilin ödeme emrine itirazı kötü niyetli olmadığını, zira müvekkilin henüz ödeme emrinden haberdar...
Mahkemece, davalı borçlunun itirazının kısmi itiraz niteliğinde olduğu, İİK'nun 62/3 maddesinde düzenlenen "borca kısmen itiraz eden borçlunun, itiraz ettiği kısmı açıkça göstermesi gerekmektedir, aksi halde itiraz etmemiş sayılır" hükmü uyarınca, davalı borçlu itiraz dilekçesinde itiraz ettiği kısmı açıkça göstermediğinden itirazın yok hükmünde olduğu ve takibin kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Borçlu adresinde bulunamadığı için ödeme emri onun adına tebligatı kabule yetkili bir kimseye (örneğin, borçlunun eşine) tebliğ edilmiş ve borçlu bir seyahatte olduğu için eşi yedi gün içinde ödeme emrini borçluya verememişse borçlu, seyahatten döndükten sonra ödeme emrini öğrenince (üç gün içinde) gecikmiş itirazda bulunabilir. Buna karşılık, ödeme emri tebliği usulsüz ise örneğin ödeme emri borçlunun komşusuna tebliğ edilmiş ise, bu hâlde borçlunun gecikmiş itiraz yoluna gitmesine gerek yoktur. Borçlunun gideceği yol normal itiraz yoludur. Çünkü usulsüz tebliğde ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih, borçlunun usulsüz tebliği öğrendiğini bildirdiği tarihtir ve borçlu için yedi günlük normal itiraz süresi bu tarihten itibaren başlar (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara, İkinci Baskı, 2013, s.241-242, Arslan vd., s.206-207). 7. Gecikmiş itiraz yazılı veya sözlü olarak icra mahkemesine yapılır....
Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davacı tarafından davalıya 2013-2014 yılı kira bedelinin ödenmesi, aksi takdirde tahliye edileceğini bildirir ödeme emri gönderildiği, süresinde ödeme emrine itiraz edilerek takibin durdurulduğu, borçlunun İİK.269.md.ye göre itiraz sebeplerini ve isteğini noterlikçe tanzim veya imzası tasdik edilmiş alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya vesika ile ispat edemediği gerekçesiyle davacı tarafın açmış olduğu davanın kabulüne itirazın kaldırılarak kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir....
İcra Müdürlüğünün 2022/14955 Esas sayılı dosyası ile iflas yoluyla adi (ilamsız) takip başlatıldığını ileri sürerek mükerrerlik iddiası ile ikinci takibin iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği görülmektedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun iflas yoluyla adi takibe ilişkin 156. maddesinde; “Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir. Bu dilekçeye borçlunun ödeme emrine itiraz etmediğini mübeyyin ödeme emri nüshasının raptedilmesi lazımdır. Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir....
Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Kanun koyucu tarafından, tahsil edilmesi istenen alacak, kamusal nitelikte imtiyazlı olduğundan sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsilinin sağlanması istenmiş, bu nedenle kamu alacağına ilişkin takip kesinleştikten sonra, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılması yönünde herhangi bir hüküm öngörülmemiştir....
İcra Müdürlüğünün 20015/1/esas sayılı takip dosyasında, ödenmediği iddia olunan kira alacaklarının tahsili talebiyle başlatılan icra takibi sebebiyle İcra Müdürlüğünce düzenlenen ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ belgesi bulunmamakta olup, bila tebliğ iade gelen ödeme emri ekli tebligattan sonra, yeniden ikinci bir tebligatın çıkarılmadığı anlaşılmaktadır. Ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmediğinden, ödeme emrindeki yasal süreler işlemeye başlamaz. Ödeme emrine itiraz hakkı, kendisine ödeme emri tebliğ edilmiş kimseye aittir. Borçlunun haricen takibi öğrenip icra dairesine itiraz etmesi, yasanın emredici hükümleri karşısında duruma etkili değildir....


