İcra ve İflas Kanunu'nun 269/2. maddesi hükmü gereğince ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini aynı yasanın 62. maddesi hükümleri dâhilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Somut olayda davaya dayanak olan icra takip dosyası içeriğinden anlaşılacağı üzere ödeme emrinin borçlu şirkete 06.07.2015 tarihinde tebliğ edildiği, itirazın 21.07.2015 tarihinde yapıldığı görülmekte olup İcra ve İflas Kanunu 62. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz yapılması gerekirken yasal süre geçtikten sonra yapılan itiraz takibi durdurmaz. Bu durumda icra takibi kesinleştiğinden geçerli bir itiraza dayalı açılmayıp, hukuki yarar bulunmayan itirazın kaldırılması talebinin kabul edilmesi doğru değildir....
İTİRAZ SÜRELERİÖDEME EMRİNE İTİRAZ 6183 S. AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN [ Madde 58 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki "itiraz,borçlu olmadığının tesbiti.ödeme emrinin iptali"davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Zonguldak 3.İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabul-kısmen reddine dair verilen 28.12.1999 gün ve 1998/966 E. 1999/1838 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10.Hukuk Dairesi'nin 1.5.2000 gün ve 2000/3002 E. 2000/3055 K.sayılı ilamiyle; (....1-Dosyadaki yazılara,toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre,davacıların temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-İcra takibi 6183 sayılı Yasaya göre yapılmıştır.Bu Kanunun 58.maddesine göre ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde itiraz davası açılması gerekir....
Bu karara davacı 03.07.2020 tarihli dilekçeyle itiraz edilmiştir. Adli Yardım 6100 sayılı HUMK’nın 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelerde adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olunması ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olunmamasıdır. Adli yardım isteğinde bulunan kimsenin kendisi ile ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olması gerekir (m. 334/1). Adli yardım isteğinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı belgelendirilerek belirlenecektir. Somut olayda hükmü temyiz eden davacı kendisi ile ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu yönünde kanaat oluşmadığından davacının adli yardım talebi hakkında verilen ret kararında bir isabetsizlik bulunmadığından itiraz eden davacının itirazının reddine karar vermek gerekmiştir....
Ödeme emri davalı borçluya 27.08.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 03.09.2015 tarihli itiraz dilekçesi ile takibe kısmi itirazda bulunmuştur. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davalı tarafından dosyaya sunulan ödeme belgeleri gereğince, davalının eksik ödemelerinin olduğu görüldüğü gerekçesi ile davanın kabulü ile tahliyeye karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir. Somut olayda, ödeme emrinin davalı borçluya 27.08.2015 tarihinde tebliği üzerine, davalı 03.09.2015 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve takibe kısmi itirazda bulunmuş, kabul ettiği kısmı yasal 30 günlük süre geçmeden ödemiştir....
İcra Müdürlüğü'nün 2011/279 sayılı icra takip dosyasından çıkartılan ödeme emri davalıya 15.03.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili 21.03.2011 tarihli dilekçe ile icra takibine itiraz etmiş, itirazında davaya konu diğer takip dosyası olan aynı icra müdürlüğü'ne ait 2011/278 sayılı takip dosyasından çıkartılan ödeme emrinin müvekkiline gönderildiğini, ancak 2011/279 sayılı icra takip dosyasındaki ödeme emrini inceleyip bu ödeme emrine itiraz ettiklerini 2011/279 sayılı icra takip dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde belirtmiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere icra hukuk mahkemesince, usulsüz tebligata rağmen davalı vekilinin 2011/279 sayılı icra takip dosyasındaki ödeme emrini inceleyerek içeriğini öğrendiği, icra takibine itirazda bulunduğu gerekçesiyle 2011/279 sayılı icra takip dosyası üzerinden çıkartılan ödeme emrinin iptaline ilişkin şikayeti reddedilmiştir....
Borçlunun çek tazminatından sorumlu olmadığına dair iddiası da, İİK.nun 168/5. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğinde olduğundan ödeme emri tebliğ tarihinden itibaren yasal 5 günlük itiraz süresinde ileri sürülmesi gerekirken, Dairemizin 04.07.2017 tarihli düzelterek onama kararı ile, ödeme emri tebliğ tarihinin 05.09.2014 olarak düzeltilmesine karar verilmekle, borçlunun 12.09.2014 tarihindeki borca itiraz niteliğindeki çek tazminatına ilişkin itirazının 5 günlük itiraz süresi geçtikten sonra yapılmış olduğu anlaşılmakla, mahkemece, ödeme emri tebliğ tarihinin 05/09/2014 olarak tesbitine, çek tazminatına yönelik borca itirazın ise süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, ödeme emri tebliğ tarihinin 08/09/2014 olarak belirlenmesine ve çek tazminatına ilişkin itirazın kabulüne hükmolunması isabetsiz olup, Dairemizce kararın belirtilen nedenlerle bozulması gerekirken, maddi hata sonucu düzeltilerek onandığı anlaşılmakla alacaklının karar düzeltme isteminin kısmen kabulü gerekmiştir...
Dava konusu ödeme emirleri, 2014/12116 (prim), 12117(işsizlik sigortası primi), 12122 (damga vergisi) dışındaki 2014/12118, 12119, 12120, 12121 nolu ödeme emirlerinin idari para cezalarına ilişkin olup, bozma sonrası mahkemece idari para cezalarına ilişkin ödeme emirleri yönünden dayanak işlemin kesinleşen İdare Mahkemesi kararıyla iptaline karar verilmesi, prim borçlarına ilişkin ödeme emirlerinin ise, davalı kurum tarafından aylık prim ve hizmet belgelerinin re’sen düzenlenip muhteviyatı sigorta primlerini davacıya tebliğ etmeden ve davacının itiraz etme hakkını kullanmasını sağlamadan doğrudan icra takibi yoluna gitmesi nedeniyle, iptaline (kısa kararda sehven “idare mahkemesi görevli olmakla davanın reddine” denilmiştir.) karar verilmiştir....
Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Kanun koyucu tarafından, tahsil edilmesi istenen alacak, kamusal nitelikte imtiyazlı olduğundan sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsilinin sağlanması istenmiş, bu nedenle kamu alacağına ilişkin takip kesinleştikten sonra, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılması yönünde herhangi bir hüküm öngörülmemiştir....
İİK.nun 269/c-1. maddesi uyarınca da borçlu akdi reddetmeyip kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini bildirerek itiraz etmiş ise itiraz sebeplerini ve isteğini noterlikce re'sen tanzim veya imzası tastik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya vesika ile ispat etmeye mecburdur. Davacı, ... 5. icra müdürlüğünün 2010/12180 esas sayılı takip dosyasında, 27.12.2010 tarihli takip talebi ile, başlangıcı ve süresi açıklanmayan sözlü kira akdine dayanarak 2010 Mart ayı ile Kasım ayı arası kira parası olan 4500 TL’sının tahsili isteminde bulunmuştur. Ödeme emri davalı borçlu ...’ye 4.1.2011 tarihinde tebliğ olunmuş, borçlu 6.1.2011 tarihinde süresi içinde vermiş olduğu itiraz dilekçesinde, açıkça kira akdine ve kiracılığa itiraz etmediği gibi açık bir miktar bildirerek kira miktarına da itiraz etmemiştir....
Maddesine göre ise, “ Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu (İş Mahkemesi) nezdinde itirazda bulunabilir. Ödeme emrinin iptali istemine ilişkin olarak anılan maddeye dayalı olarak açılacak dava “menfi tespit” niteliğinde olup,”böyle bir borcu olmadığı” veya “kısmen ödendiği” veya “zaman aşımına uğradığı” iddiaları dışında başka bir itiraz nedeni ileri sürülemeyecektir. İtiraz davası için öngörülen 7 günlük sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.4.2001 gün ve 2002/21-201-297, 24.3.2004 gün ve 2004/10164-170 sayılı kararları). Hak düşürücü süre, niteliği itibariyle bir itiraz olup sonuçlarını kendiliğinden meydana getirir, resen göz önünde tutulmalıdır....


