un velayetinin ise davacıda kalmasını kabul etmişler; velayeti annede kalacak olan çocukla, davalının “her hafta sonu ve yarıyıl tatilinde bir hafta, yaz tatilinde ise kırkbeş gün” olmak üzere görüşebileceğini; velayeti babaya bırakılan ...'ın ise, kardeşlerin ayrılmamaları için hafta içinde annesiyle, hafta sonları babasıyla kalmasını” kararlaştırmışlar. Kardeşlerin ayrılmamaları için tarafların gerekli özeni göstereceklerine ilişkin “özen yükümlülüğü” de öngörmüşlerdir. Gerek velayete ilişkin taraflarca kabul edilen düzenleme, gerekse protokolde öngörülen kişisel ilişki, çocukların menfaatine uygun düşmemektedir. Çünkü, haklı ve kabul edilebilir sebepler ve gerekçeler bulunmadıkça, kardeşlerin birbirlerinden ayrılmaları onların “aile hayatına saygı gösterilmesi hakkına” müdahale oluşturur ve çıkarlarına aykırıdır....
Mahkemece davacıların yaşadığı Mersin’de düzenlenen sosyal inceleme raporunda, davacıların kişisel ilişki konusunda istekli oldukları ancak kişisel ilişki kurulduğu takdirde bu ilişkinin çocuğun ikametinin bulunduğu Malatya’da kurulmasının gerektiği belirtilmiş, çocuğun yaşadığı yer olan Malatya’da düzenlenen sosyal inceleme raporunda ise; çocuğun babaannesiyle ve dedesiyle görüşmek istemediği, yaşadığı korku ve kaygı nedeniyle yaşam kalitesinin düştüğü, kaçırılmaktan korktuğu için okula dahi gitmek istemediği, uyku düzeninin bozulduğu, akademik başarısının düştüğü, günlük yaşamsal rutinlerini aksatacak düzeyde korku ve kaygı yaşadığı göz önünde bulundurulduğunda çocuğun ruh sağlığını korumak amacıyla çocuğun da beyanları neticesinde davacılarla kişisel ilişki kurmamasının uygun olacağı yönünde görüş beyan edildiği anlaşılmıştır. Çocukla kişisel ilişki kurulmasında asıl olan çocuğun üstün yararıdır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, kadının boşanma davasının kabulü, tazminat taleplerinin reddi ve kişisel ilişki yönünden, davalı-karşı davacı kadın tarafından ise, erkeğin kabul edilen boşanma ve velayet davası ile kendi tazminat ve nafaka taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece, 2001 ve 2006 doğumlu müşterek çocuklar ... ve ... . velayetleri davacı- karşı davalı babaya verilmiştir....
Mahkemece; velayet ve kişisel ilişki tesisinde çocukların üstün yararının belirlenmesi bakımından anne ve babanın yaşam koşulları ve çocuklara bakım olanakları konusunda bir araştırma yapılmamıştır. Bu amaçla mahkemece 4787 sayılı kanunun 5. maddesi uyarınca görevlendirilecek uzman veya uzmanlar vasıtasıyla inceleme yapılması; anne ve babanın gerektiğinde mahkemece yeniden bizzat dinlenerek ekonomik ve sosyal durumları ile çocuğa bakım olanakları konusunda kendilerinden bilgi alınması, tüm deliller birlikte değerlendirilip, gerçekleşecek sonucuna göre çocukların velayetinin düzenlenmesi gerekir. Açıklanan yönler gözetilmeden, eksik inceleme ile velayet konusunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir....
Mahkemece; velayet ve kişisel ilişki tesisinde çocukların üstün yararının belirlenmesi bakımından anne ve babanın yaşam koşulları ve çocuklara bakım olanakları konusunda bir araştırma yapılmamıştır. Bu amaçla mahkemece 4787 sayılı kanunun 5. maddesi uyarınca görevlendirilecek uzman veya uzmanlar vasıtasıyla inceleme yapılması; anne ve babanın gerektiğinde mahkemece yeniden bizzat dinlenerek ekonomik ve sosyal durumları ile çocuğa bakım olanakları konusunda kendilerinden bilgi alınması, tüm deliller birlikte değerlendirilip, gerçekleşecek sonucuna göre çocukların velayetinin düzenlenmesi gerekir. Açıklanan yönler gözetilmeden, eksik inceleme ile velayet konusunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir....
KARŞI OY YAZISI Üçüncü kişilerin çocuk ile kişisel ilişki kurması olağanüstü hallere özgüdür. (TMK. m. 325) Ayrı şehirlerde yaşadıkları belli olan üçüncü kişilere ana ve babaya kişisel ilişki düzenlemesi yapar gibi on beş günde bir kişisel ilişki hakkı verilmesi çocuğun esenliği ve güvenliğini zedeler sıklıktadır. Ayda bir gün kişisel ilişki yeterlidir. Farklı düşünüyorum....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Bir çocuk ile ana ve babası düzenli şekilde kişisel ilişkiyi elde etme ve sürdürme hakkına sahiptir. Bu tür kişisel ilişki sadece çocuğun yüksek yararı gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir ve engel olunabilir. Çocuğun, gözetim olmaksızın ana veya babasından birisiyle kişisel ilişkinin sürdürülmesi, onun yüksek yararına değilse, ana veya babasıyla gözetim altında ya da diğer şekillerde kişisel ilişki kurma imkanı da öngörülebilir. Kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas alınır. Çocuk 22.10.2007 doğumludur....
uzun süreli kişisel ilişki kurulması gerektiği yönünde hüküm bozulmuştur....
ÇOCUKLA KİŞİSEL İLİŞKİ KURULMASIHISIMLARIN KİŞİSEL İLİŞKİ KURMA HAKKI 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 182 ] 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 325 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Olağanüstü haller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde, çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere ve özellikle hısımlarına da tanınabilir (TMK. md. 325/1). Kişisel ilişkinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle, sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur (TMK. md. 182/2). Küçük Sıla, 1999 doğumludur. Annesi ve babası boşanmışlardır, boşanma kararı ile velayeti annesine verilmiştir. Karar 10.12.2002 tarihinde kesinleşmiş, çocuğun babası 15.2.2003 tarihinde ölmüştür. Davacılar, çocuğun babaannesi ve dedesidir....
Bu bakımdan kişisel ilişki tesis edilirken çocuğun bedeni, fikri ve ruhsal gelişimi esas alınarak amacı gerçekleştirici bir düzenleme yapılmalıdır. Bu yön gözetilerek, velayeti annede bulunan çocukla baba arasında her ay iki hafta sonu, yaz tatilinde bir ay, dini ve milli bayramlarda, babalar gününde ve yılbaşında kişisel ilişki kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir....


