NÜFUS KANUNU (MÜLGA) [ Madde 4 ] "İçtihat Metni" Davacı Aysun vekili, davalı Ali aleyhine 19.12.2004 gününde verilen dilekçe ile ziynet eşyasının ya da parasının istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair verilen 25.2.2005 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor İle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Davacı, aralarında boşanma davası bulunan davalı eşinde kalan ziynet eşyasının aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde parasının ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Davalı İse, tarafların adreslerinin Zeytinburnu-İstanbul olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuştur. Yerel mahkemece, davanın yetki yönünden reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir....
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir. Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını ispat yükü altındadır. Davacının diğer ziynet eşyalarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davacı kadın 23.5.2011 havale tarihli dava dilekçesi ile 11 adet Adana burması bileziğin, 1 adet zincirin, 1 adet bilekliğin, 16 adet küçük altın, 1 adet yüzük ve küpenin aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsilini istemiştir....
Davacı, davalı ile gayri resmi olarak evlendiklerini, düğün yaptıklarını, davalının kendisini evlenme vaadi ile kandırdığını, davalının başka bir bayanla yaşamaya başladığını, yaşananlar nedeni ile psikolojisinin bozulduğunu, ayrıca evden ayrılırken altınlarını ve çeyiz eşyalarını alamadığını belirterek ziynet ve çeyiz eşyasının iadesini ve uğramış olduğu manevi zararın tazminini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının talep ettiği ziynet eşyaları ile düğün CD'sinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu takılan takıların birbirini tutmaması nedeni ile ziynet eşyalarının iadesi talebinin reddi ile davacının davalı ile düğün yaparak resmi nikah olmaksızın beraber yaşamayı kendisinin tercih ettiği belirtilerek manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir....
Dava, çeyiz eşyası ve ziynet eşyasının aynen iadesi mümkün olmaması halinde bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, talep edilen çeyiz eşyalarının iade edildiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, ziynet eşyaları yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalının, davacıya ait 120 gram altını ailesine verdiğine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davalı, 12.03.2010 tarihli dava dilekçesinde, şiddetli geçimsizlik sebebiyle eşi olan davacıdan boşanmayı istemiş, davalı (dosyamız davacısı) açtığı karşı dava ile düğünde takılan ve düğünden sonra müvekkilinden alınarak davalının ailesine verilen 120 gram altının davalıdan tahsilini talep etmiştir....
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının evlilik birliği içinde davalı koca tarafından alınıp bir daha iade edilmediğini iddia etmektedir. Olayda ispat yükü davacıda olup, davacı ziynet eşyalarının davalı tarafından alındığını ve kendisine iade edilmediğini kanıtlamak durumundadır. Davacı tarafından sunulan deliller davanın ispatı için yeterli değildir. Bununla birlikte davacı, '' her türlü yasal delil '' ifadesiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya ziynet eşyalarının elinden alınarak iade edilmediği konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet Eşyalarının İadesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, nafakalar ve ziynet eşyalarının iadesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı kadın, dava dilekçesinde davaya konu ziynet eşyalarının, davalı erkek tarafından kuyumcu bir arkadaşının olduğu ve kasasında saklanmak üzere alındığını, ancak geri vermediğini iddia etmiş, davalı erkek ise süresinde verdiği cevap dilekçesinde, ziynet eşyalarının kadında bulunduğunu savunmuştur....
eşyasının iadesi davasının reddini, karşı davalarının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, müvekkili lehine 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki ziynet-çeyiz eşyasının iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalı ile 2013 yılında boşandığını, boşanmaya sebep en son olay tarihi olan 29/07/2012 tarihinde çıkan tartışma sonrasında yalnızca kıyafetleri ile ziynet olarak alyansı, bir adet yüzüğü ve bir çift küpesini alarak müşterek evden ayrıldığını, tüm şahsi eşyaları ile çeyiz eşyalarının davalı tarafta kaldığını, düğünde takılan 10 adet bilezik, 1 adet künye, 62 adet çeyrek altın, 3 adet yarım altın, 1 adet tam altının ileride tekrar yapılarak kendisine iade edileceği sözü ile davalının gireceği kooperatifin peşinatı olmak üzere davalı tarafça bozdurulduğunu, davalının...
Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda; davacı, ziynet eşyalarının davalıda kaldığını iddia etmekte, davalının tanığı da eşyaların iade edildiğini beyan etmektedir. Bu durumda davalı kadın, dava konusu ziynet eşyasının iade edildiğini ispat yükü altındadır. Bunu da her türlü yasal delil ile ispat edebilir. Somut olayda; dosyaya bakıldığında davalının tanığı olarak yalnızca ...'nın ziynet eşyalarının iade edildiğini savunduğu, davacı tanıkları olan ..., ..., ... ve ...'ın birbirlerini doğrulayan beyanlarında ise ziynet eşyalarının iade edilmediğini belirttikleri görülmektedir. Eşyaların iade edildiğini beyan eden davalı tanığı davalının annesi olup, tarafsızlığından bahsedilemeyeceği gibi bu yönde beyanda bulunan başkaca davalı tanığı da bulunmamaktadır. Bu haliyle, davalı taraf tanık beyanı ile ziynet eşyalarının iade edildiği iddiasını ispat edememiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki ziynet ve çeyiz eşyasının iadesi davasında verilen ve kesinleşen kararın davalılar vekilinin talebi üzerine mahkemece tashihi üzerine, davacı vekili tarafından bu karar temyiz edilmiş olmakla, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28/11/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi....


