Dava trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Borçlar kanunu hükümlerine göre tazminatın saptanması için öncelikle zararın belirlenmesi gerekir. Bu kapsamda, zarara uğrayanın zararın artmasına sebep olması halinin de zararı etkileyeceği dikkate alındığında 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesinde düzenlenen hatır taşımacılığından kaynaklanan indiriminin nazara alındıktan sonra sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödemenin güncellenerek mahsubunun yapılması neticesinde zarar tespiti edilmelidir. Somut olayda, 06/02/2018 tarihli aktüerya raporunda sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenerek mahsubu neticesinde 155.810,81 TL zararın tespit edildiği, İHH tarafından hesap raporundaki tespit edilen zarar üzerinden davacının sürücünün arkadaşı olduğundan bahisle %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır....
Dava trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Borçlar kanunu hükümlerine göre tazminatın saptanması için öncelikle zararın belirlenmesi gerekir. Bu kapsamda, zarara uğrayanın zararın artmasına sebep olması halinin de zararı etkileyeceği dikkate alındığında 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 44. maddesi) düzenlenen müterafik kusur indiriminin nazara alındıktan sonra sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödemenin güncellenerek mahsubunun yapılması neticesinde zarar tespiti edilmelidir....
Mahkemece, maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden davaya konu kazanın 09/01/2004 tarihinde meydana geldiği, Kurum tarafından maluliyetinin gerekmediği sonucuna varıldığı, favacı tarafın itirazı üzerine SSYSK tarafından da iş gücü kaybının % 0 olarak belirlendiği, davacının açtığı maluliyetin tespiti davası sonucunda iş gücü kayıp oranının % 10,3 olarak tespit edildiği ve hükmün kesinleştiği anlaşılmaktadır. İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında; zamanaşımı süresi gerek olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 146. maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır. Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır....
- K A R A R - Davacı vekili,davacının alt kiracı ve franchise alan olarak işlettiği pastanede davalı çalışanının pastanenin mutfağında tüp değiştirdiği esnada yangın çıkmasına neden olduğunu, yangın sonucu davacının zararının ... 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/252 D.iş sayılı delil tespiti dosyası ile tespit edildiğini, zararın bir kısmının davalının sigorta şirketinden tahsil edildiğini ancak gerçek zararın henüz tazmin edilemediğini,itfaiye yangın raporunda açıkca yangının tüp değişimi esnasında tüp vanasının arızalı olması nedeniyle sızan gazın yoğunlaşarak patlaması sonucu meydana geldiğinin tespit edildiğini,davacının uğradığı zararın uzun süre tazmin edilememesi nedeniyle franchise veren tarafından pastanedeki faaliyetine son verildiğini ve mecurdaki bayilik imkanını kaybettiğini ayrıca ticari itibarının zedelendiğini belirterek davacının faaliyet gösteremediği sürenin tespiti ile uğradığı ciro kaybı olarak şimdilik 1.000 TL, boya bedeli olarak 1.000 TL,kamera ve alarm sisteminin...
Yine, aynı yasada karşılanacak zararlar ve zararın tespiti ilkeleri şu şekilde kabul edilmiştir: Madde 7-Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar. b) Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri. c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar. Zararın tespiti Madde 8- 7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir....
Bu anlamda zararın öğrenilmesine ilişkin iş kazasının tespiti davası zamanaşımını kesen bir dava niteliğindedir. Bu davayı işçinin veya işverenin açması, kesme açısında fark teşkil etmez. Kısaca zararın varlığının tespitine ilişkin her yargılama işlemi, zamanaşımının işlemesine engel teşkil eder. 7.7.2. İşçinin açtığı tazminat davasında, iş kazasının tespiti amacıyla açılan bir diğer dosyanın bekletici mesele yapılması neticesinde, işçi kesin bir şekilde sorumluların, failin kim olduğunu bilmediği için tazminat miktarını tespit dosyası kesinleşinceye kadar öğrenemeyecektir. Diğer taraftan işçinin meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi iş kazasından dolayı talep ettiği maddi tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gerekli olup, bu oranı bilmeden talep edebileceği maddi tazminatı bilmesi beklenemez....
Bu anlamda zararın öğrenilmesine ilişkin iş kazasının tespiti davası zamanaşımını kesen bir dava niteliğindedir. Bu davayı işçinin veya işverenin açması, kesme açısında fark teşkil etmez. Kısaca zararın varlığının tespitine ilişkin her yargılama işlemi, zamanaşımının işlemesine engel teşkil eder. 7.7.2. İşçinin açtığı tazminat davasında, iş kazasının tespiti amacıyla açılan bir diğer dosyanın bekletici mesele yapılması neticesinde, işçi kesin bir şekilde sorumluların, failin kim olduğunu bilmediği için tazminat miktarını tespit dosyası kesinleşinceye kadar öğrenemeyecektir. Diğer taraftan işçinin meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi iş kazasından dolayı talep ettiği maddi tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gerekli olup, bu oranı bilmeden talep edebileceği maddi tazminatı bilmesi beklenemez....
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili davasının maddi tazminat istemi yönünden zararının bilirkişi hesaplaması sonucu belirlenebileceğini ve şimdilik 5000 TL maddi zararın tahsilini talep etmiş olup davacının, davalının eylemleri nedeniyle zararının oluşup oluşmadığı ve davalı eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturulmadığının tespiti tarafların ticari defter kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edilebilecek olup mahkememizce teknik bilgi gerektiren bu hususta bir inceleme yapılması mümkün olmayıp davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırması için usulüne uygun olarak süre verilmiş olmasına rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı dolayısıyla davacının davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunu ve bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığının ve maddi zararın miktarını ispat edemediği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
Ancak burada söz konusu olan, kişilerin mülkiyet hakları üzerinde süresi belli olmayan sınırlama şeklindeki idarenin işlem ve eyleminden doğan zararın tazmini olup mülkiyetin bedele çevrilmesi ise idari yargıda açılan tazminat davasının değil, adli yargıda açılacak bedel tespiti ve tescil davasının konusuna girer. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları, taşınmaz mülkiyetinin bedeli karşılığında kamuya aktarılması yoluyla mülkiyete yapılan fiili müdahaleyi sonlandırmayı hedeflemesiyle, sadece idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararın tazminini sağlayan, mülkiyete ilişkin herhangi bir sonuç doğurmayan idari yargıda açılan tam yargı davalarından farklılaşmaktadır. Mülkiyetin bedele çevrilmesi ise, idari eylem ve işlem nedeniyle doğan bir zarar niteliğinde olmadığından idari yargıda görülen tazminat davasının konusuna girmez....
Dosya kapsamından,Davacı davasında,Türk Medeni Kanununun 24.ve 25.maddesinde sözü edilen "kişilik haklarına saldırıda bulunanlara karşı korunma, saldırı tehlikesinin önlenmesi, sürmekte olan saldırıya son verilmesi ve sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti istemediği,"asıl isteminin davalıya ait Web sitesindeki kişilik haklarına saldırı oluşturan yayın nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Prof Dr. Baki Kuru,Prof Dr. ... ...,Prof Dr. ... ...'ın Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı nın 140.ncı sayfasında "şahsiyet haklarına tecavüzün önlenmesi davası (MK m.24,1) asliye hukuk mahkemesinde görülür. Buna karşılık, şahsiyet haklarına yapılan tecavüz nedeniyle açılan maddi veya manevi tazminat davaları (MK m.24,ll),mamelek hukukundan doğan davalardır; bu nedenle bu maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme,m.8,1'deki ana kurala göre belirlenir." şeklinde belirttiği görülmüştür....


