DAVA Şikayetçi borçlu şikayet dilekçesinde; yetkilisi olduğu şirketinin resmi ve özel kurumlardaki işleri için dilekçeye dönüştürülmek suretiyle kullanılması amacıyla açığa imza atılan boş kağıtların avukat olan alacaklıya verildiğini, boş kağıtlardan birinde bulunan imzanın görüntüsünün alacaklı tarafından veriliş amacına aykırı olarak bilgisayar ortamında kopyalanarak kullanıldığını, senet içeriğinin de bilgisayar ortamında sahte bir şeklide oluşturulduğunu, bu nedenle senetteki keşideciye atfen atılmış imzaya itiraz ettiğini, sahte senetten dolayı borcu olmadığını bu nedenle borca, imzaya, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiğini belirterek takibin İİK’nın 170/3 hükmü gereğince durdurulmasına ve alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II....
Davalıların ödeme emrine karşı sundukları itiraz dilekçesinin içeriğinden itirazın sadece icra dairesinin yetkisine yönelik olduğu, borçluların takip konusu borca dair itirazlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Haciz yoluyla ilamsız icra takibinde ödeme emrini alan borçlu icra dairesinin yetkisine, takip konusu borca ve takip dayanağı belgedeki imzaya itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde yetkiye, borca ve imzaya itirazını açıkça belirtmesi gerekir. Borçlu sadece icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş ise görevli mahkeme icra mahkemesidir. (Yargıtay 19. HD. 29.03.2012 T. 13640/5218; 21.02.2011 T. 8115/2209, ) Somut olayda borçlular 15/10/2019 tarihli itiraz dilekçesinde , takip yapılan Bursa 13. İcra Müdürlüğü'nün yetkisiz olduğunu, Bandırma Nöbetçi İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğunu belirterek bu sebeple yetkiye itiraz ettikllerini bildirmişlerdir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Saray (Tekirdağ) İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/02/2015 NUMARASI : 2013/26-2015/18 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından, çeke dayalı olarak borçlu aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takipte; borçlu şirket vekilinin yetkiye, imzaya ve borca itiraz ettiği, mahkemece; dosyanın iki kez takipsiz bırakılması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Borçlu vekilinin, katılmadığı 16/02/2015 tarihli celseden önce UYAP vasıtası ile mazeret dilekçesi gönderdiği, ancak mazeretin mahkemece değerlendirilmediği görülmüştür....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, borçlunun ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süre içerisinde icra mahkemesine yaptığı başvuruda; sair şikayet ve imzaya itirazının yanı sıra, borca ve takipte talep edilen avans faiz oranına da itiraz ettiği, mahkemece, borçlunun imzaya itirazının feragat nedeni ile, diğer itirazlarının ise esasa ilişkin nedenlerle reddine karar verildiği görülmektedir....
Borçlular tarafından İİK'nun 265. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı veren mahkemeye yetki itirazında bulunulmuş, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.09.2013 tarihli ek kararı ile yetki itirazının kabulüne ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Borçluların kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte süresinde imzaya ve borca itiraz etmesi takibin kesinleşmesine ve hacze engel değildir. Bu sebeple asıl icra takibine başlanmış olduğundan yapılan hacizler artık ihtiyati haciz değil kesin haciz niteliğindedir. İhtiyati haciz kararının yetkisizlik sebebiyle kaldırılması kesin hacizlerin kaldırılması sonucunu doğurmaz. Bu sebeple İcra Müdürlüğü'nün borçluların hacizlerin kaldırılması talebini reddine dair işlemi yasaya ve usule uygundur. Belirtilen sebeplerle, mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir....
kaldırılması talebi doğrultusunda icra müdürlüğünce hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, alacaklı vekilinin hacizlerin fekki işleminin iptalini talep ettiği, icra müdürlüğünce talebin reddi üzerine alacaklı vekilinin mahkemeye şikayet yoluna başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Tedbir kararı ile haciz tarihi aynı tarihli olmasına rağmen, uyap kayıtlarından haciz saatinin 09.30, icra mahkemesinin tedbir kararı saatinin ise 16.01 olduğu, bu hususun icra müdürlüğünün de kabulünde olduğu görülmüştür.Borçlu tarafından imzaya itiraz davası ilk açıldığında mahkemece tedbir kararı verilmediğinden, alacaklının haciz talebi üzerine icra müdürlüğünce haciz uygulanmış olup, hacizlerin uygulanmasından sonra tedbir kararı verildiğinden icra müdürlüğünce hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.O halde mahkemece, haciz saati ile tedbir kararı saati nazara alınarak şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.SONUÇ...
İcra Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Kambiyo senetlerine mahsus yolla hakkında yapılan icra takibine itiraz eden borçlu şirket vekili takip dayanağı bononun şirket yetkilisi tarafından düzenlenmediğini ve şirketin borç nedeniyle sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür. Bu hali ile, itiraz İİK.nun 168/5 maddesine göre borca itiraz niteliğindedir. İİK.nun 169/a-6.maddesi; borçlunun itirazının İcra Mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde, kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklının, takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edileceği hükmünü içermektedir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Borçlu vekilinin icra mahkemesine başvurusunda, borçluya yapılan ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek, tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 19.09.2014 tarihi olarak düzeltilmesini istediği ve ayrıca imzaya ve borca itiraz ederek takibin iptali talebinde bulunduğu; mahkemece, ödeme emri tebligatının usulsüz olduğu karar gerekçesinde belirtildikten sonra, imzaya itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.İİK.nun 168/4-5.maddesi hükmü gereği borçlunun, borca ve imzaya itirazını ödeme emri tebliğ tarihinden itibaren 5 gün içinde icra...
Aleyhine itiraz edilen alacaklı vekili, müvekkilinin talep konusu senedin meşru hamili olduğunu, ihtiyati hacze konu senet üzerinde keşide tarihi ile ödeme tarihinin farklı olmasının senedi geçersiz kılmayacağını, borçlunun senetteki imzaya itirazda bulunmadığını, bu nedenle senedin alacak yönünden kesin delil teşkil ettiğini, karşı tarafın yetki itirazının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, itirazın reddine karar verilmesini istemiştir....
un örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine yasal sürede icra mahkemesine yaptıkları başvuruda, sair şikayet ve itirazlarının yanısıra senetlerdeki keşideci imzalarının muris Sabit Kurtul'a ait olmadığını da ileri sürerek imzaya itiraz ettikleri, mahkemece Adli Tıp Kurumunca düzenlenen rapor esas alınarak imzaya itirazın kabulüne karar verildiği görülmektedir. Mahkemece hükme esas alınan 26.06.2014 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda; "senetlerdeki imzaların Sabit Kurtul 'un eli ürünü olup olmadığı hususunun tespit edilemediğinin" bildirildiği, bu rapora karşı alacaklının hüküm kurmaya elverişli olmadığı ve yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğini ileri sürerek itiraz ettiği belirlenmiştir. Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, imzanın borçlu eli ürünü olup olmadığı hususunda net bir görüş bildirilmemiştir....


