Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anne ile baba arasında ihtilaf olmasının baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına engel olamayacağı, kişisel ilişki tesisine dair kararların kesin hüküm oluşturmadığı ve değişen koşullara göre kişisel ilişki tesisinin yeniden düzenlenmesinin her zaman istenebileceği, İlk Derece Mahkemesince kişisel ilişki düzenlenmesi uygun olmakla birlikte 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'na (5395 sayılı Kanun) ilişkin kararlar dışında bir kuruma velâyet ve kişisel ilişki denetiminin verilemeyeceği, bu nedenle üçüncü bir kişinin denetiminde kişisel ilişki kurulmasının kanunlara aykırılık teşkil edeceği yönünde yapılan değerlendirmeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının kişisel ilişkiye ilişkin bendinin kaldırılmasına bu bent yerine geçmek üzere, velâyeti annede olan 30.11.2013 doğumlu ... ile davacı babanın her ayın l inci ve 3 üncü haftası Cumartesi günü saat 10:00'dan Pazar günü saat 17:00'ye kadar, dini...
anneler günü sabah saat 10.00'dan akşam saat 20.00’ye kadar kişisel ilişki kurulmasına ve kişisel ilişkinin karar kesinleşinceye kadar tedbiren uygulanmasına karar verilmiştir....
kabul edilip kısmen reddedilmiş, davalı baba ile ortak çocuk arasındaki kişisel ilişki sınırlandırılarak, her ayın ilk haftası pazar günleri saat 09:00 -17:00 saatleri arasında, dini bayramların 2. günü 09:00 - 17:00 saatleri arasında davalı baba ile müşterek çocuk ... arasında kişisel ilişki kurulmasına, küçüğün hastalığıda dikkate alındığında velayeti kendisinde bulunan anne ...'...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Çocukla Tedbiren Kişisel İlişki Kurulması ve Yurtdışı Çıkış Yasağı Konulması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı baba, evlilik birliği devam ederken, anne yanında bulunan müşterek çocuk ile tedbiren kişisel ilişkinin düzenlenmesi ve çocuğun yurt dışına çıkış yasağı konulması talebinde bulunmuştur. Talep Türk Medeni Kanununun 197. maddesine dayanmaktadır. Bu nitelikteki davaların esasa kaydedilip yargılamaya devam edilmesi gerekirken, değişik işe kaydedilip, sonuçlandırılması doğru değildir....
Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. 5-Velayeti anneye bırakılan 2011 doğumlu ortak çocuk ... ile davalı baba arasında çocuğun her doğum gününde kişisel ilişki kurulması, annenin velayet görevini gereği gibi yerine getirmesini engeller nitelikte olduğu gibi, her yıl sömestr tatilinin "ilk 5 günü 1 günü saat 9.00'dan şeklinde kurulan ilişki de infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. Bu hususlar gözetilerek küçüğün doğum günlerinde tek ve çift yıllarda anne yada baba yanında kalacak ve sömestr tatilinde infaza uygun olacak şekilde kişisel ilişki kurulmak üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir....
Çocuğun yaşı ve anne bakımına ihtiyacı gözetildiğinde; her yıl Temmuz ayında bir ay süreyle baba ile yatıya kalacak şekilde kişisel ilişki kurulması, çocuğun bedeni ve gelişmesine engel olacağı gibi; davalı-davacı annenin velayet görevini gereği gibi yerine getirmesine de engel olacaktır. Bu sebeple yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de; bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanması gerekmiştir (HUMK.md.438/7)....
Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. 3-Boşanma kararı ile birlikte velayeti davalı-karşı davacı babaya bırakılan ortak çocuklar ile davacı-karşı davalı anne arasında, kişisel ilişki "aynı yer", "ayrı yer" ayırımı esas tutularak farklı düzenlenmiştir. Tarafların ve ortak çocukların Bursa'da oturdukları anlaşılmaktadır. Kişisel ilişki düzenlenirken "aynı yer" ayrımı yapılması gerekli bir unsur değildir. O halde "aynı yer", "ayrı yer" ayrımına gidilmeksizin ortak çocukların yaşı da gözetilerek daha uygun süreyle kişisel ilişki tesisi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir....
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile davacıların kızı arasında boşanma davası var iken davacıların kızı Aytennur'un vefat ettiğini, kızları hayatta iken torununun anneanne ve dede yanında büyüdüğünü, boşanma davası devam ederken de kişisel görüş günleri anne tarafından hiç bir sıkıntı çıkarılmadan davalı babaya ortak çocuğun teslimi ile gerçekleştirildiğini, kızının vefatı sebebiyle, o günden beri dedi ve anneanne ile torunları arasındaki kişisel ilişkinin kesintiye uğradığını, şu anki durumda davalı, torun ...'ü davacılara göstermeye yanaşmadığından torunlarının sağlık durumunu dahi bilmediklerini ileri sürerek torunla kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesine, müvekkilleriyle torun arasında uygun görülecek ve yatılı kalmasına imkan verecek şekilde kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. II....
Davacı-karşı davalı baba ile çocuk arasında her ayın birinci ve üçüncü Cumartesi günü saat 09:00'da başlayıp, ertesi gün saat 17:00'de sona erecek şekilde, her yılın 1 Temmuz Saat 10:00'da başlayıp 31 Temmuz saat 17:00’de sona erecek şekilde, ayrıca okul yarı yıl tatilinin 2. günü saat 09:00'dan 9. günü saat 17.00'ye kadar, dini bayramların ikinci günlerinde saat 10:00’dan başlayıp, saat 17.00'de sona erecek şekilde kişisel ilişki kurulmuştur. Müşterek çocuğun yaşı nazara alındığında anne bakım ve şefkatine muhtaç olup bu şekilde bir düzenleme bedeni ve fikri gelişmesine engel olacağı gibi, davalı-karşı davacı annenin velayet görevini gereği gibi, yerine getirmesine de engel olacaktır. Şu halde daha uygun süreli kişisel ilişki kurmak gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır....
Müşterek çocuk ... ile baba arasında 1-31 Temmuz tarihleri arasında yatılı kurulan kişisel ilişki uzun olup, çocuğun bedeni ve fikri gelişmesine engel olacaktır....


