Gerçekleşen bu durum karşısında, usulünce ileri sürülmeyen ve dava tarihinden sonra gerçekleştiği anlaşılan bu vakıalar davalı erkeğe kusur olarak yüklenemez, ancak ne var ki mahkemece erkeğe yüklenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre, yine de erkeğin tam kusurlu olduğu anlaşılmakla, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece tarafların, 2014 doğumlu ortak çocuğunun velayeti anneye verilmiş, baba ile kişisel ilişki kurulmuştur. Mahkemece, baba ile çocuk arasında kurulan kişisel ilişkiye dayanak uzman raporu, çocuğun anne bakım ve şevkatine muhtaç olduğu yaş itibariyle 2015 yılında hazırlanmış, bu raporda mevcut durumda baba ile ortak çocuğun yatılı olmayacak şekilde kişisel ilişki kurulması tavsiye olunmuş, ancak çocuğun 3 yaşını doldurduktan sonra yatılı ilişki konusunun değerlendirilebileceği de öngörülmüştür....
Değerlendirme Çocuk ile ana ve babası, düzenli kişisel ilişki elde etme ve bu ilişki sürdürme hakkına sahiptir. Ana ve babası ayrı olan çocuğun ebeveynleriyle düzenli kişisel ilişki kurması ve bu ilişkiyi sürdürmesi çocuk için bir hak olduğu gibi, ana ve baba için de haktır. Kişisel ilişki sadece çocuğun yüksek yararı gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir veya kaldırılabilir. Kişisel ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun bedeni ve fikri gelişimi yanında ana ve/veya babalık duygularını tatmin de önemlidir. Çocuk ile babası arasında yeterli kişisel ilişki kurulamadığı taktirde güven duygusunun oluşamayacağı açıktır. Somut uyuşmazlıkta, dosya içerisindeki bilgi ve beyanlar birlikte değerlendirildiğinde baba ile ortak çocuklar arasında babalık duygularının tatmini ve güven duygusunun gelişmesi açısından "uygun süreli" kişisel ilişki tesisi gerekirken talebin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1....
Hukuk Dairesince yapılan yargılama sonunda; hükmün evlat edinmeye yönelik kısmının istinaf edilmediğinden bahisle bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, kişisel ilişki tesisine yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu kısmının kaldırılmasına ve "Davaya konu çocuk ile genetik anne olan davalı ... arasında; Her ayın birinci ve üçüncü haftası ... günü saat 10.00 ile 15.00 saatleri arasında ebeveynlerden biri eşliğinde kişisel ilişki kurulmasına," karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Ana ve babanın yararları, boşanmadaki kusurları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur.Uzman bilirkişi velayete dair anne ile görüşerek raporunu hazırlamış, baba ve babanın yanında kalan velayete konu çocuklar ile bizzat görüşmemiş ve çocuklar dinlenilmemiştir.Bu sebeple mahkemece, uzman bilirkişiden ortak çocukların velayetine ilişkin, baba ve yanında kalan çocuklar ile görüşmek suretiyle sosyal inceleme raporu alınarak, ortak çocuklar idrak çağında olduklarından mahkemece de bizzat dinlenildikten sonra, toplanan deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle velayet hakkında düzenleme yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır....
Dava dilekçesi ile; velayetin, babadan kaldırılması istenmiştir. Dava, Yargıtay'ın bozma kararı gereğince, çocuğun annesine "ihbar" edilmiş, anne velayeti üstlenmek istemediğini ifade etmiştir. Mahkemece, Türk Medeni Kanununun 348/2'nci maddesi gereğince, velayetin babadan kaldırılmasına karar verilmiş, velayetin anneye verilmesi de uygun bulunmamış, çocuğa vasi atanması için yetkili vesayet makamına ihbarda bulunulmasına karar verilmiştir. Kararla birlikte, çocukla ebeveynleri arasında re'sen kişisel ilişki tesis edilmiştir. Velayetin, Türk Medeni Kanununun 348'nci maddesinde öngörülen hallerde kaldırılabilmesinin ana koşulu, çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerin uygulanmış ve bunlardan bir sonuç alınamamış ya da bu önlemlerin daha başlangıçta yetersiz kalacağının anlaşılmış olmasıdır....
Mahkemece yapılacak iş; ortak çocuklar olası sonuçları hakkında bilgilendirilerek velayeti ile ilgili tercihinin sorulması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, çocukların üstün yararının velayetinin ebeveynlerden hangisine bırakılmasında olduğunun saptanması, hasıl olacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Açıklanan hususların üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre baba ile çocuklar arasında kişisel ilişki kurulmasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21.02.2017 (Salı)...
nin cezaevinde olduğunu ve davalı ile aralarında husumet olduğunu, davacıların torunu olan Elif hakkında telefonla dahi kendilerine bilgi verilmediğini, boşanma dosyasında anne ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmadığı gibi anneanne ve dede ile de kişisel ilişki kurulma talebinin reddedildiğini belirterek torunları Elif ile davacılar arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kusur, nafakalar, kişisel ilişki, tazminatlar ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle hükmedilen vekalet ücretlerinin davacı-davalı kadın yararına verildiğinin anlaşılmış bulunmasına göre davalı-davacının tüm, davacı-davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Müşterek çocuk Sezin 23.7.2007 doğumlu olup karar tarihinde henüz iki yaşındadır ve okul çağında değildir. Yaşı nedeniyle de anne bakımına muhtaç olması sebebiyle baba yanında uzun süreli kişisel ilişki kurulması doğru olmamış ise de; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir....
Taraflar mevcut duruma göre aynı şehirlerde yaşıyor olmakla birlikte, günümüzdeki ulaşım olanaklarında ki kolaylık gözetildiğinde, kişisel ilişkiye dair düzenleme yapılırken, taraflar bu hususun dikkate alınmasını açıkça talep etmemişlerse, “ayrı şehir, aynı şehir ayrımına" gidilmesinin de önemi bulunmamaktadır. Bu bakımdan, aynı şehir-ayrı şehir ayırımına gidilmeksizin babalık duygularının tatminine elverişli , çocukların da anne sevgisi ve şefkatini tatmasına yeterli, daha uygun süreyle yarıyıl tatilinde de görüşmeyi sağlayacak şekilde kişisel ilişki tesisi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkeme hükmünün açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde kurulması gerekir. Tarafların müşterek çocukları 25.09.2006 doğumlu Yener ile davacı anne arasında 15 Temmuz ile 30 Temmuz tarihleri arasında kurulan kişisel ilişkinin başlangıç ve bitiş saatleri belirtilmediğinden infazda tereddüt doğuracak niteliktedir....


