Şikayet eden hissedara satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir. Ayrıca bilirkişi raporunda üç kata kadar inşaat ruhsatı alınabilineceği belirtilmesine rağmen satış ilanında inşaat yaptırılamaz şeklinde açıklama yapılmış olup bilirkişi raporu ile satış ilanı arasındaki bu çelişki talep ve talibi azaltıcı niteliktedir. O halde mahkemece, ihalenin feshi isteminin yukarıda belirtilen nedenlerle kabulü gerekirken aksi yönde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Somut olayda, taşınmazın satış ilanı, şirket yetkilisi bulunmadığından daimi çalışan ... imzasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğü'nün 18. maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına şerh edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan tebligat usulsüzdür. İİK'nun 127. maddesi uyarınca borçluya satış ilanının tebliğinin yapılmamış ya da usulsüz yapılmış olması başlı başına fesih sebebidir. Öte yandan satışın ulusal bir gazetede ilan yapılması halinde ilan yapılan gazetenin satış talep tarihinde tirajının 50.000 üzerinde olması zorunludur. Bu durumda mahkemece satış ilanının yapıldığı gazetenin tiraj durumu araştırılmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi satış ilanının tebliğ işlemi usulsüz olduğu halde ihalenin feshi isteminin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
DAVA Şikayet eden üçüncü kişi vekili dilekçesinde; 89/1 haciz ihbarnamesinin şirket çalışanı olmayan ... isimli kişiye usulsüz tebliğ edildiğini, 89/1 haciz ihbarnamesi usulüne uygun olmadığı nedenle 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin gönderilemeyeceğini ileri sürerek 89/1 haciz ihbarnamesinin öğrenme tarihinin 09.07.2019 olarak düzeltilmesini ve hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin şirket çalışanlarına usulüne uygun tebliğ edildiğini beyan ederek şikayetin reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayet edene gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ evrakında adı geçen ... isimli şahsın Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yazılan müzekkere cevabı ile Kolluk araştırması neticesine göre şirket çalışanı olmadığı tespit edildiğinden tebligatın usulsüz olduğu gerekçesiyle şikayetin kabulüne, ... 3....
İcra İflas Kanunu 355. ve 356. maddesi maaş ve ücretlerin kesilmesinde usul başlığı ile '' Devlet işlerinde veya hususi müesseselerde bulunan borçlu memur veya müstahdemlerin maaş ve ücretlerinin kesilmesi '' işlemini düzenlemektedir. Somut olayda; takibin dayanağı ilamda borçlu ... Belediye Başkanlığı olup, ilgili belediye başkanlığında çalışan belediye başkanı yada diğer memurların borçla ilgisi bulunmamaktadır. Borçlu belediye başkanlığına gönderilen haciz müzekkeresinden sonra uygulama yeri bulunmadığı halde İİK 356 ve devamı maddeler uyarınca işlem yapılacağı şeklinde tekit yazılmasının bu nedenle usulsüz olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece şikayet kabul edilip muhtranın iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi doğru değildir....
Somut olayda, borçlu şikayet dilekçesinde, tebliğ usulsüzlüğü şikayetinin yanı sıra ödeme emrinde belirtilen 30 günlük ödeme süresi dolmadan araçların kaydına konulan hacizlerin usulsüz olduğunu, bu nedenle haczin kaldırılmasını ve takibin iptalini talep ettiği halde, mahkemece bu yöndeki şikayetlerin değerlendirilmediği görülmektedir. O halde, mahkemece, borçlunun usulsüz tebliğ şikayeti dışında kalan itiraz ve şikayetleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi isabetsiz olup kararın belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Dairemizin 09.03.2015 tarih v 2014/31178-2015/5170 sayılı kararı ile TK. 21/2. maddesinde düzenlenen mernis şerhinin tebliğ çıkaran mercii tarafından tebligat üzerine şerh edilmediğinden tebligatın usulsüz olduğu gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuştur. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince tebligatın usulsüz olması halinde, muhatabı tebliğinden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Borçlunun şikayeti, ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğüne yönelik şikayet niteliğinde olup, İİK'nun 16/1. maddesi gereğince bu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde icra mahkemesine yapılması zorunludur. Hukuk Genel Kurulu'nun 05.06.1991 tarih ve 1991/12-258 Esas-1991/344 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, seçilen takip şekline göre, borçlunun, icra dairesine itiraz etmesinden ayrı olarak yedi günlük şikayet süresi içinde tebliğ tarihinin düzeltilmesi için icra mahkemesine başvurması zorunludur....
ın mernis adresine İİK.89/1., 2. ve 3. haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiğini, alacaklının üçüncü kişinin zimmetinde sayılan borcun tahsili için araç ve tapu kayıtları üzerine kayden haciz konulmasını icra müdürlüğünden talep ettiğini, fakat bu taleplerinin icra müdürlüğü tarafından üçüncü kişiye çıkarılan haciz ihbarnameleri tebligatının Tebligat Kanununun 21. maddesine aykırı ve usulsüz olduğu nedeniyle reddedildiği, alacaklının icra müdürlüğünün bu red kararının kaldırılmasını şikayet yoluyla icra mahkemesinden talep ettiğini ve mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İcra müdürlüğünün 3. kişiye çıkarılan haciz ihbarnamelerinin tebligatlarının usulsüzlüğünü re'sen gözönüne alarak işlem yapma yetkisi bulunmamaktadır. Tebligat usulsüz dahi olsa Tebligat Kanunu'nun 32. maddesine göre muhatabın tebliği öğrendiği tarih sayılır....
Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Borçlular vekili takip dosyasına sunduğu 22.03.2016 tarihli itiraz dilekçesinde, tebligatın usulsüz olduğunu, usulsüz tebligattan 15.03.2016 tarihinde haberdar olduklarını ifade ettiğine ve mahkemece, borçlulara yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu kabul edildiğine göre, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebligat tarihinin öğrenme tarihi olan 15.03.2016 olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, şikayet tarihinin öğrenme tarihi olarak kabulü isabetsiz olup, kararın belirtilen nedenle bozulması gerekir ise de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile... 2....
Somut olayda, borçluya satış ilanı tebliğ edilmediği dosya kapsamı ile sabittir. Ne var ki, şikayet konusu 730.800,00 TL muhammen bedelli taşınmazın ihale gününde 1.100.500,00 TL bedelle satıldığı, dolayısıyla satış bedelinin taşınmazın muhammen bedelinin üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, borçlu şikayet dilekçesinde kıymet takdir raporu tebligatının usulsüz olduğunu ileri sürmüş ise de; kıymet takdirine itiraz etmediği görülmektedir. Bu durumda, zarar unsuru gerçekleşmemiş olup; borçlu ..., İİK'nun 134/8. maddesi kapsamında kendi menfaatinin muhtel olduğunu ispatlayamadığından adı geçen borçlunun ihalenin feshini istemekte hukuki yararı yoktur....
İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Çünkü satışa hazırlanabilmesi, kendince gerekli duyuruları yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesi, borçlunun satıştan makul bir süre önce haberdar olmasını gerektirir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince tebliğ işlemi, usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatap tebliğden haberdar olmuş ise, tebliğ işlemi geçersiz olmayıp muhatabın usulsüz tebliği öğrendiği tarih tebliğ tarihi kabul edilir. Bu nedenle borçluya satış ilanı tebliği usulsüz olsa bile, borçlu satış gününden makul süre önce satışı öğrenmiş ise, öğrendiği tarih, kendisine satış ilanı tebliğ edilen tarih kabul edilmelidir. Böyle bir durumda, salt tebliğ işleminin usulsüz olduğu gerekçesi ile ihalenin feshi yoluna gidilemez....


