WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

DAVA 1.Asıl ve birleşen 2020/287-288-289-290 Esas sayılı dosyalarda, şikayetçiler vekili; şikayet dışı borçluya ait taşınırların satılarak paraya çevrildiğini ve sıra cetveli düzenlendiğini, düzenlenen sıra cetvelinde şikayet olunan ... ve ...'ye ait alacağa öncelik tanındığını ancak bu alacaklıların icra dosyasından gönderilen ödeme emirlerinin usulsüz tebliğ edildiğinden bahisle takiplerinin ve hacizlerinin kesinleşmediğini öne sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir. 2. Birleşen 2020/301 Esas sayılı dosyada şikayetçiler vekili; sıra cetvelinde kendi alacaklarıyla garameten pay alan ... Şirketinin ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğundan bahisle takibinin ve haczinin kesinleşmediğini öne sürerek sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen dosyalarda şikayet olunanlar ayrı ayrı cevap dilekçelerinde; şikayetin reddine karar verilmesini istemiştir. III....

- K A R A R - Şikayetçi vekili, sıra cetvelinde yer alan üç dosyanın ihtiyati haciz kararı ile açıldığını ve kesin haciz tarihlerine göre sıralama yapıldığının belirtildiğini, usulsüz tebligatlar nedeniyle kesin haciz tarihlerinde hataya düşüldüğü gibi, yapılan işlemin takip hukukuna da aykırı olduğunu, sıra cetvelinde birinci sırada ve ikinci sırada yer alan şikayet olunanın takip dosyalarında yapılan tebligatın ....isimli kişiye yapılması nedeniyle usulsüz olduğunu, usulsüz tebligatlara göre oluşturulan kesinleşme tarihleri baz alınmak sureti ile sıra cetvelinin oluşturulduğunu, usulüne uygun tebligatın bulunmadığı bu iki dosyada tebliğ ve kesinleşme tarihlerinden söz etmenin hukuken mümkün olmadığından şikayete konu sıra cetvelinin de hukuki kıymetinin bulunmadığını ileri sürerek, şikayet olunan dosyalarının sıradan çıkarılmasına, bir an için aksinin düşünülmesi halinde ihtiyati haciz olduğundan alacağın garameten dağıtılmasına karar verilmesini talep ve şikayet etmiştir....

Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Görüldüğü üzere, usulsüz yapılan tebliğ, mutlaka batıl olmayıp, muhatap tarafından öğrenildiği tarihte geçerli olacaktır (HGK'nun 05.06.1991 tarih, 1991/12-258 E.-1991/344 K. sayılı kararı). Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için ise usulsüz de olsa bir tebligatın varlığı ön koşuldur. Somut olayda, borçluya tebliğ edilen ödeme emri tebliğ mazbatasının incelenmesinde; muhatabın tevziat saatlerinde bulunmaması nedeniyle tebligatın muhtara bırakıldığının bildirildiği, ancak Tebligat Kanunu 21. maddesi gereği gerekli araştırmaların yapılmadığı anlaşıldığından, tebliğ işleminin usulsüz olduğu görülmektedir. Öte yandan, tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiasının yasal dayanağı İİK'nun 16. maddesi olup, bu yöndeki şikayetin, aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde icra mahkemesine yapılması zorunludur....

Davalılar vekili, çağrı merkezi müşteri temsilcisi olarak çalışan davacının "VLR Reset" işlemini usulsüz şekilde kullanarak abone görüşmelerini sonlandırdığını, vardiya dönüşümlerinde mola ve yemek çıkışlarında da abonenin şikayet edeceğini beyan etmesi halinde müşteri hizmetlerine yeniden bağlanmasını engellemek amacıyla tekraren kendisi ya da iş arkadaşları tarafından, prosedüre aykırı şekilde ve keyfi olarak ''VLR Reset" işlemi uyguladığının tespit edildiğini, davacının haklı feshe yol açan ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı bu eylemini 58 defa gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 3050 adet çağrıdan 90 adet çağrının resetlenmesi işleminin davalılarca tespit olunan ölçülere tekabül ettiği, resetlemenin usulsüz olduğuna ilişkin müşteri şikayeti de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir....

icra emri tebliğ işleminin usulsüz yapıldığı yönündeki şikayet kabul edilmiş, diğer şikayetler ise reddedilmiştir....

Ancak, kendisine satış ilanı tebliği gerekip de, satış ilanı tebliğ edilmeyen veya usulsüz tebliğ edilen ilgili açısından şikayet süresi, ihaleyi öğrendiği tarihten başlar. Somut olayda, şikayete konu edilen taşınmazın ihalesinin 13.11.2015 tarihinde gerçekleştirildiği, borçlu vekili Av....’in 26.01.2016 tarihinde asıl icra dosyasından fotokopi aldığı, icra dosyası kapsamında, şikayet konusu ihalenin sonucuna dair talimat dosyasından yazılmış 30.11.2015 tarihli cevabi yazının bulunduğu, borçlunun ihalenin feshi istemi ile 04.02.2016 tarihinde icra mahkemesine başvurduğu, borçlu vekilinin temyize cevap dilekçesinde, esas dosyadan fotokopi almakla, satışın yapıldığını 26.01.2016 tarihinde öğrendiklerini beyan ettiği anlaşılmaktadır....

Bu kurallar ışığında, ihalenin feshini isteyen borçlunun, diğer borçluya satış ilanı tebliğ edilmediğinden bahisle ihalenin feshini isteme hakkının bulunmadığının kabulü gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Bir başka anlatımla, icra takibinin diğer borçlusuna satış ilanının tebliğ edilmemiş olması, kendisine usulüne uygun tebligat yapılan borçluya değil, tebligat yapılmayan ilgilisine şikayet hakkı verir. Bu nedenle, mahkemece icra takibinin diğer borçlusu ya satış ilanı tebliğinin usulsüz olduğundan bahisle ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir.SONUÇ  : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 24.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Borçlunun kendisine gönderilen ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürmesi, İİK'nun 16. maddesi anlamında bir "şikayet" olup, aynı maddenin 1. fıkrası gereğince borçlunun bu şikayetini, işlemi öğrenme tarihinden itibaren 7 günlük sürede icra mahkemesine yapması gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 05.06.1991 tarih ve 1991/12-258 Esas - 1991/344 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, seçilen takip şekline göre, borçlunun, icra dairesine itiraz etmesinden ayrı olarak yedi günlük şikayet süresi içinde tebliğ tarihinin düzeltilmesi için icra mahkemesine başvurması zorunludur. Somut olayda borçlunun, şikayet dilekçesinde, ödeme emrine dair tebligattan 07.08.2014 tarihinde haberdar olduğunu bildirdiği görülmekte olup, 25.08.2014 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvurunun, İİK'nun 16/1. maddesinde öngörülen yedi günlük süreden sonra olduğu anlaşılmaktadır....

Borçlunun kendisine gönderilen ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürmesi, İİK'nun 16. maddesi anlamında bir "şikayet" olup, aynı maddenin 1. fıkrası gereğince borçlunun bu şikayetini, işlemi öğrenme tarihinden itibaren 7 günlük sürede icra mahkemesine yapması gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 05.06.1991 tarih ve 1991/12-258 Esas - 1991/344 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, seçilen takip şekline göre, borçlunun, icra dairesine itiraz etmesinden ayrı olarak yedi günlük şikayet süresi içinde tebliğ tarihinin düzeltilmesi için icra mahkemesine başvurması zorunludur. Somut olayda borçlunun, şikayet dilekçesinde, ödeme emrine dair tebligattan 25.11.2013 tarihinde haberdar olduğunu bildirdiği görülmekte olup, 04.12.2013 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvurunun, İİK'nun 16/1. maddesinde öngörülen yedi günlük süreden sonra olduğu anlaşılmaktadır....

Borçlunun kendisine gönderilen ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürmesi, İİK'nun 16. maddesi anlamında bir "şikayet" olup, aynı maddenin 1. fıkrası gereğince borçlunun bu şikayetini, işlemi öğrenme tarihinden itibaren 7 günlük sürede icra mahkemesine yapması gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 05.06.1991 tarih ve 1991/12-258 Esas - 1991/344 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, seçilen takip şekline göre, borçlunun, icra dairesine itiraz etmesinden ayrı olarak yedi günlük şikayet süresi içinde tebliğ tarihinin düzeltilmesi için icra mahkemesine başvurması zorunludur. Somut olayda borçlunun, şikayet dilekçesinde, ödeme emrine dair tebligatın 05.05.2015 tarihinde yapıldığını beyan ettiği, icra dairesine ise 12.05.2015 tarihinde itiraz ettiği görülmekte olup, 05.08.2015 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvurunun, İİK'nun 16/1. maddesinde öngörülen yedi günlük süreden sonra olduğu anlaşılmaktadır....

UYAP Entegrasyonu