Dosyada borçlu adına çıkartılan kıymet takdiri raporu ve satış ilanı tebliğ işleminin incelenmesinde; Somut olayda, borçluya gönderilen kıymet takdiri raporu tebliğ işleminin 16.04.2015 tarihinde "gösterilen adresin muhatabın...' ndeki adresi olup tebliğ imkansızlığı nedeniyle TK'nun 21/2. maddesi gereğince ...muhtarlığına tebliğ edildiği, 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırıldı" şerhi ile Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre yapıldığı, ancak tebligatta Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesinde öngörülen; "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda tebligatın TK'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması"na dair meşruhat bulunmadığı, bu haliyle kıymet takdiri raporu tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmaktadır....
Somut olayda, satış ilânının; "Gösterilen adres muhatabın adres sistemindeki sistemindeki adresi olup tebliğ imkansızlığı nedeniyle TK’nun 21/1. maddesi gereğince bağlı bulunduğu mahalle muhtarlığına tebliğ edilmiş, 2 nolu haber kağıdı kapıya asıldı" şerhiyle tebliğ edildiği, ancak tebligatta Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesinde öngörülen; tebligat çıkarılan adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda tebligatın TK'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılmasına dair meşruhat bulunmadığı, bu haliyle satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Şikayet eden borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir....
Yargıtay’ca incelenmesi istenen karar bu maddelerle tespit edilen kararlar arasına girmeyip kesin nitelikte bulunduğundan temyiz dilekçesinin (REDDİNE), 2- Şikayetçi borçlunun icra emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 18. maddeleri gereğince, vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur. Asile yapılan tebligat hüküm ifade etmez. Somut olayda, tebliğ tarihi 28.04.2010 olan icra emrinin, Sakarya 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 28.09.2010 tarih ve 2010/162-492 esas ve karar sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, yeni icra emrinin, adı geçen mahkeme dosyasında borçlunun kendisini vekille temsil ettirdiğinin anlaşılmasına rağmen, borçlunun vekiline değil, 10.05.2011 tarihinde kendisine tebliğ edilmiş olması nedeniyle yapılan tebligatın yok hükmünde olduğu anlaşılmaktadır....
Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir. Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesine göre; Tebligat Kanunu'nun 2l/2. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice; "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda tebligatın TK'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması"na dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunlu olup; tebligatı çıkaran mercii tarafından anılan şekilde şerh verilmeden, salt "mernis adresi" ibaresine dayanılarak, dağıtıcı tarafından 21/2. maddeye göre tebliğ işlemi yapılamaz....
un komşu, kapıcı, yönetici gibi kimselerden olup olmadığının belirtilmediği, bu nedenle anılan tebliğ işleminin 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi ile Tebligat Yönetmeliği'nin 30 ve 35. maddeleri hükümlerine aykırı olmakla usulsüz olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece, ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğü şikayetinin yukarıda açıklanan nedenle kabulüne karar verilmesi gerekirken, mernis adresinin ödeme emri tebliğ edilen adres ile aynı olmadığı gerekçesiyle hüküm tesisi yerinde değil ise de; sonuçta usulsüz tebligat şikayeti kabul edildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir....
İlçesi sınırları dahilinde olan ve davacının uhdesinde bulunan S:...sayılı ruhsatın 2016 yılı ruhsat bedelinin ödenmesine ilişkin davalı idare tarafından gönderilen tebligatın usulsüz olarak ... isimli şahsa tebliğ edildiği, söz konusu usulsüz tebligat işlemi ile ilgili olarak davacı tarafından PTT Genel Müdürlüğü'nce yapılan başvuru sonucu; PTT Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan soruşturma sonucu; ilgili dağıtım elemanının adrese gitmeden usulsüz olarak tebligat yaptığından bahisle Van PTT baş müdürlüğüne tayininin çıkarıldığının davacıya PTT Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile bildirildiği, davacı tarafından davalı idareye ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı başvuruları ile usulsüz yapılan tebligatın yeniden yapılmasının talep edildiği, Mahkemenin 27/12/2017 tarihli ara kararıyla istenilen dilekçe suretleri incelendiği zaman usulsüz tebligatın içeriği hakkında herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanmadığı, bu nedenle davacının tebliğ içeriğinden bilgi...
Tebligat yapılan adresin borçlu şirketin merkez adresi olmadığı, takibe dayanak yapılan kira sözleşmesinde alacaklı şirket adresi olarak gösterilen adrese borçlu adına tebligat yapıldığı anlaşılmış olup bu şekilde gerçekleştirilen tebliğ işleminin usulsüz olduğu açıktır. O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçeye göre usulsüz tebligat şikayetinin kabulü gerekirken tebligatın yapıldığı adresin şirket adresi olup olmadığı değerlendirilmeden tebligatın usulüne uygun olduğundan bahisle şikayetin reddine dair yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama ilamının kaldırılmasına ve mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir....
Buna göre, tebliğin usulsüz yapılması halinde ise mahkemece, muhatabın tebliğe muttali olduğu tarihin tespit edilerek, tebliğ tarihinin düzeltilmesi gerekmektedir. Somut olayda mahkemeninde kabulü olduğu üzere borçlu tarafa yapılan ödeme emri tebliği uslsüzdür. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen nedenlerle usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince öğrenme tarihine göre tebligat tarihinin düzeltilmesine ve tespit edilen tebliğ tarihine göre sair şikayet nedenleri hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir. Öte yandan, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde; “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır....
Buna göre, tebliğin usulsüz yapılması halinde ise mahkemece, muhatabın tebliğe muttali olduğu tarihin tespit edilerek, tebliğ tarihinin düzeltilmesi gerekmektedir. Somut olayda mahkemenin de kabulü olduğu üzere borçlu tarafa yapılan ödeme emri tebliği usulsüzdür. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen nedenlerle usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince öğrenme tarihine göre tebligat tarihinin düzeltilmesine ve tespit edilen tebliğ tarihine göre sair şikayet nedenleri hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir. Öte yandan, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır....
Buna göre, tebliğin usulsüz yapılması halinde ise mahkemece, muhatabın tebliğe muttali olduğu tarihin tespit edilerek, tebliğ tarihinin düzeltilmesi gerekmektedir. Somut olayda mahkemeninde kabulü olduğu üzere borçlu tarafa yapılan ödeme emri tebliği uslsüzdür. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen nedenlerle usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince öğrenme tarihine göre tebligat tarihinin düzeltilmesine ve tespit edilen tebliğ tarihine göre sair şikayet nedenleri hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir. Öte yandan, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır....


