Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; icra mahkemesi kararlarının uygulanması için kesinleşmesinin gerekmediği, icra Mahkemesi kararlarının verildikleri tarih itibariyle hüküm ve sonuç doğuracağı usulsüz tebligat şikayetine ilişkin kararın infazı için kesinleşmesinin gerektiğine dair özel bir yasal düzenleme de bulunmadığı, mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Borçlu, istinaf dilekçesindeki hususları tekrar etmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1....
Temyiz Sebepleri Davacı borçlu vekili ve davalı alacaklı vekili; istinaf dilekçelerini tekrarlayarak, istinaf kararına karşı yasal süresi dahilinde temyiz kanun yoluna başvurduklarını belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tebligat usulsüzlüğü şikayeti, borca kısmi itiraz, kambiyo vasfına itiraz, çek komisyon bedeline ve tazminatına itiraz ve faiz oranına itiraza ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İcra İflas Kanunu 16. madde, 169. madde, Türk Ticaret Kanunu 695. madde. 3....
Örnek vermek gerekirse ilgili personelin eyleminin kambiyo senetlerinin ödenmemesine mi sebep olduğu, böyleyse karşılıksız işlemi yapılıp yapılmadığı, bu senetler için faiz zararının olup olmadığı; veya personel maaşlarının tedbir nedeniyle ödenmemesi gibi bir durumun olup olmadığı, bu sebeple iş davası açılıp açılmadığı şirketin bu sebeple zarar görüp görmediği; veya personel eylemi ve bu eylem sonucu kesinleşen icra takibi sonucu hesaplara bloke konmuşsa bunun bir ödeme aksaklığına sebep olup olmadığı, bu ödeme aksaklığı sebebiyle örneğin kira bedellerinin ödenemeyip tahliye ve benzeri bir durumla karşılaşılıp karşılaşılmadığı gibi zarara esas olacak tüm vakıalar açıklanmalıdır. Davacı bir usulsüz tebligat işleminin dünya çağındaki şirketlerini batırdığını iddia etmektedir. Bu usulsüz tebligat sonucu kesinleşen icra dosyasına karşı kullanılabilecek gecikmiş itiraz, tebligat usulsüzlüğü iddiası, menfi tespit davası gibi bir çok yol vardır....
Somut olayda, ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebliğ mazbatasının incelenmesinde; muhatabın çarşıda olduğu tespit edilerek evrakın mahalle muhtarı ... imzasına teslim edildiği, 2 nolu haber kağıdının muhatabın kapısına yapıştırıldığı ve imzadan imtina eden komşusu...'a haber bırakıldığı açıklaması ile tebligat işleminin yapıldığı görülmekte olup söz konusu tebligatta, borçlunun çarşıda olduğuna ilişkin beyanda bulunan komşunun ad ve soyadının tevsik edilmediği anlaşılmakla tebliğ işlemi, Tebligat Kanunu'nun 21/1. ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliğinin 30 ve 35. maddeleri hükümlerine uygun olarak yapılmadığından usulsüzdür. O halde, mahkemece, usulsüz tebligat şikayeti kabul edilerek tebliğ tarihinin Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince, öğrenme tarihine göre düzeltilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : İİK.nun 65.maddesine uygun yapılmış bir gecikmiş itiraz bulunmadığı gibi takibin şekline göre uygulanması gereken İİK.nun 62.maddesi uyarınca borca itirazın yasal sürede icra dairesine yapılması gerekmekle sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlandığı, örnek 7 numaralı ödeme emrinin borçluya 13.11.2013 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun ise 12.03.2015 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvuruda kendisine ödeme emri tebliğ edilmediğini belirterek takibe ve borca itiraz ettiği, mahkemece tebligatın usulüne uygun...
Borçlunun itiraz dilekçesinde, tebligatın usulsüz olduğu yönünde açıkça bir şikayette bulunulmadığından icra mahkemesinin tebligatın usulsüz olup olmadığını değerlendirmesi mümkün değildir. O halde mahkemece, borçlunun itirazlarının süre aşımından reddi yerine tebligat işleminin usulsüz olduğu gerekçesiyle itirazın esasının incelenerek istemin kabulü isabetsiz olup, mahkeme kararının belirtilen nedenle bozulması gerekirken, Dairemizce onandığı anlaşılmakla alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir. SONUÇ: Alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 22.01.2015 tarih ve 2014/26641 E., 2015/1560 K. sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 29/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinde usulsüz tebliğ şikayeti ve yetkiye ve borca itirazdan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile şikayete konu takip dosyasında davacı adına çıkarılan ödeme emri tebligatının iptali ile tebliğ tarihinin 28.06.2021 tarihi olarak düzeltilmesine, davacı tarafın yetki itirazının kabulü ile; şikayete konu takip dosyasında ... İcra Dairelerinin yetkisizliğine, karar kesinleştiğinde dosyanın yetkili ve görevli ... Nöbetçi İcra Müdürlüklerine gönderilmesine ve davacı tarafın diğer itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir....
Barosunda kayıtlı adresinin alacaklı şirket adresi olduğunu, uygulanması gereken maddelerin Tebligat Kanunu 12. ve 13. 17. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliği 26. maddesi olduğunu, tebligat yapılan vekilin ayrı bir işyeri bulunmadığını, mesleğini davacı şirkete bağlı olarak onun adresinde ifa ettiğini, tebligatın usule uygun olduğunu iddia ederek kararın kaldırılmasını talep etti. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda boçlunun borca itiraz dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat mazbatasında; "... işyeri temsilcisi ... imzasına" evrakın tebliğ edildiği belirtildiği, borca itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğe çıkartılması yerinde ise de Tebligat Kanunu'nun 17. maddesi ve yönetmeliğin 26. maddesi gereğince muhatabın ... yerinde bulunup bulunmadığına dair bir açıklamanın tebliğ evrakında yer almadığı ve tebliğin, vekilin sekreteri veya katibine değil, ... Fabrikası işyeri temsilcisi ...'...
İcra Dairesi ... sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, takip talebinde görüleceği üzere talep edilen alacak kalemleri, 76.950,79- TL Kaçak Elektrik Bedeli, 1.026,01-TL Gecikmiş Gün Faizi ve 184,68-TL Faizin KDV’si olmak üzere icra takip tutarının 78.161,48-TL olduğunu, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve Perakende Satış Sözleşmesi (21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun) gereğince takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık % 19,20 oranındaki gecikme faizi ve işleyecek gecikme faizine ilişkin %18 KDV, icra gideri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsilinin talep edildiğini, ödeme emrinin tebliği ve borçlunun usulsüz tebligat şikâyeti sonunda, borçlunun itiraz geçerli hale geldiğini, borçlunun herhangi bir açıklama olmaksızın borca itiraz ettiğini, bu nedenle icra müdürlüğü tarafından icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, güncel dosya bakiyesinin ise 128.370,64-TL olduğunu ve herhangi bir ödeme...
Somut olayda, şikayetçinin usulsüz tebligat şikayeti ile birlikte borca itirazını ileri sürerek icra mahkemesine başvurduğu, ... 23. İcra Hukuk Mahkemesinin 29.12.2016 tarihli ve 2016/399 E.- 2016/1008 K. sayılı kararı ile usulsüz tebligat şikayetinin esastan, borca itirazının da süreden reddine hükmedildiği, şikayetçi tarafından ilk derece mahkemesi kararına karşı süre tutum dilekçesi ile istinaf yoluna başvurulduğu, ancak gerekçeli kararın tebliğ edilmesine rağmen başvuru sebepleri ve gerekçesini içeren istinaf dilekçesinin hiç verilmediği, ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 30.3.2017 tarihli ve 2017/579 E.- 2017/497 K. sayılı kararı ile 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ile sınırlı inceleme yapılarak, istinaf başvurusunun HMK'nin 352. maddesi uyarınca reddine karar verildiği anlaşılmaktadır....


