Davalı alacaklı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf talebinde ileri sürülmeyen hususların istinaf incelemesinde dikkate alınamayacağını, davacı tarafın icra dosyasındaki ödeme emrine karşı açmış olduğu gecikmiş itiraz davası sonucunda verilen davanın reddine ilişkin kararı istinaf etmesi nedeniyle satış işlemlerinin durmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ihale alıcısı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf talebinde ileri sürülmeyen hususların istinaf incelemesinde dikkate alınamayacağını, davacı tarafın icra dosyasındaki ödeme emrine karşı açmış olduğu gecikmiş itiraz davası sonucunda verilen davanın reddine ilişkin kararı istinaf etmesi nedeniyle satış işlemlerinin durmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, usul ve yasaya aykırı yapılan ihalenin feshi istemine ilişkindir. 2....
Sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı borçlular ..., ... ve ... tarafından usulsüz tebliğ şikayeti hakkında dava açıldığı, mahkemece yapılan değerlendirmede, her ne kadar davacı borçlular tarafından "gecikmiş itiraz" olarak dava açıldığı belirtilmiş ise de şikayet dilekçesi içeriği itibariyle şikayetin tebliğ tarihinin düzeltilmesi talepli usulsüz tebliğ şikayeti olduğunun değerlendirildiği, davacı ...'ın usulsüz tebliğ şikayetinin kabulü ile Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/27068 Esas sayılı takip dosyasında davacıya yapılan ödeme emri tebliğ tarihinin borçlunun itiraz ettiği tarih olan 08/04/2019 olarak düzeltilmesine karar verildiği, icra dosyasında diğer borçlu ...'...
Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibine geçildiğini, davacı tarafından icra dosyasına gecikmiş itiraz yapıldığını, itirazının kabul görmediğini, bunun üzerine davacı yan ödeme emrinin iptaline ilişkin Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ..... E....
Şti. aleyhine usulsüz tebligat şikayeti yapılmış olup, şikayetin süre yönünden reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dava : İİK’nun 72. Maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Davalı ... İşl. San. ve Tic. Ltd.Şti aleyhine açılan dava tefrik edilmiştir. Davacı vekili, davalı ... Paz. ve Tic. A.Ş.’nin diğer davalı şirket hakkında icra takibi yaptığını ve kendisine İİK 89. maddesi uyarınca haciz ihbarları gönderdiğini, bu ihbarlara tebliğ usulsüzleri nedeniyle süreninde itiraz edilmediğini, İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında İİK’nun 89/3. Fıkrasına dayanılarak menfi tespit davası açtıklarını, eldeki bu davayı ise İİK’nun 72. Maddesi uyarınca davalı takip borçlusu şirkete borçlu olmadıklarının tespiti için açtıklarını iddia etmiş, davalı ... Paz. ve Tic. A.Ş.’nin vekili savunmasında, davacının takip borçlusu sıfatını haiz olmadığından İİK’nun 72. Maddesi uyarınca bu davayı açamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir....
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; İİK'nun 65. maddesinde düzenlenen gecikmiş itiraz, tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olması, ancak muhatabın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiş olması halinde söz konusu olur. Borçlunun, dilekçesinde gecikmiş itiraz deyimini kullanmış olması, HMK'nun 33. maddesi uyarınca hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle sonuca etkili değildir. Somut olayda, borçlu ...'ye yapılan ödeme emrine ilişkin tebligatın, doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince yapıldığı gibi Tebligat Kanunu'nun 23/8. maddesi uyarınca, tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydın tebliğ evrakı üzerine yazılması zorunlu olduğundan ve şikayete konu 04.05.206 tebliğ tarihli ödeme emri tebliğ evrakında bu kaydın da bulunmadığı anlaşıldığından tebliğ işlemi usulsüz olup, başvuru bu hali ile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesine dayalı tebligat usulsüzlüğü şikayetidir....
İİK'nun 65. maddesinde düzenlenen gecikmiş itiraz, tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olması ancak muhatabın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiş olması halinde söz konusu olur. Borçluların, dilekçelerinde gecikmiş itiraz deyimini kullanmış olmaları, HMK'nun 33. maddesi uyarınca hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle sonuca etkili olmayıp, başvuru bu hali ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesine dayalı tebligat usulsüzlüğü şikayetidir. Somut olayda; borçlu ...'a yapılan ödeme emrine ilişkin 09.6.2015 tarihli tebligatın, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi Tebligat Kanunu'nun 16. maddesi gereğince usulsüz olduğu anlaşıldığından, bu durumda, İİK'nun 65. maddesinde düzenlenen gecikmiş itirazın koşulları bulunmamaktadır....
O halde, mahkemece borçlunun kefilliğinin iptali talebine ilişkin şikayeti ile ödeme emrine, takibe borca, fer'ilerine ve faize gecikmiş itirazları incelenip değerlendirilerek anılan konularda karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek sadece usulsüz tebligat şikayeti ile ilgili hüküm kurulması isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/11/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından borçlu aleyhine genel haciz yoluyla icra takibine başlandığı, borçlunun ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini, son itiraz gününde hasta olduğuna ilişkin raporu bulunduğunu ileri sürerek gecikmiş itiraz istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece istemin gecikmiş itiraz olarak nitelendirilerek itirazın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. İİK'nun 65. maddesinde düzenlenen gecikmiş itiraz, tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olması ancak muhatabın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiş olması halinde söz konusu olur....
O halde, Mahkemece tebligatın usulsüzlüğüne yönelik şikayetin kabulü ile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca borçlunun usulsüz tebligatı öğrendiği tarih olarak bildirdiği ve borçlu vekilince karşı çıkılmayan 01.09.2005 tarihinin tebliğ tarihi olarak tespitine karar vermek gerekirken, başvurunun İIK.nun 65. maddesinde düzenlenen gecikmiş itiraz olarak nitelenip yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Kabule göre de; ÜK.nun 65. maddesine dayanan gecikmiş itirazda, gecikmiş itirazda bulunacak kişi, mazeretini gösterir delillerle birlikte, esasla ilgili itirazlarını ve dayanaklarını da engelin kalktığı günden itibaren 3 gün içinde İcra Mahkemesine bildirmek zorundadır. İcra Hâkimi gecikmiş itiraz nedenlerini ve belgelerini inceleyerek, sonucuna göre bir karar verecektir. ÜK.nun 65. maddesine göre Hakim, "gecikme sebebinin mahiyetine" ve "hadisenin özelliklerine" göre, takibin tatilini tensip edebilir. Mazeretin kabulü halinde icra takibi durur....
Bu durumda uyuşmazlığın İİK'nun 65. maddesinde yer alan gecikmiş itiraz kurallarına göre değil, 7201 Sayılı Kanun'un 32. maddesine göre çözümlenmesi gerekir. Borçlunun mahkemeye verdiği dilekçede gecikmiş itiraz deyimini kullanmış olması, 6100 Sayılı HMK'nun 33.maddesi uyarınca hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle sonuca etkili olmayıp, başvuru bu hali ile usulsüz tebligat şikayetidir. Hukuk Genel Kurulu'nun 05.06.2001 tarih ve 1991/12-258 E., 1991/344 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere "...usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesi önüne getirmesi gereklidir". Buna göre, borçlu usulsüz tebligattan 07.08.2014 tarihinde haberdar olduğunu belirtmiş olup, İİK'nun 16/1. maddesi gereğince yasal 7 günlük süre içinde icra mahkemesine başvurduğundan şikayetin süresinde olduğu anlaşılmaktadır....


