WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 17 Haziran 2026

Öte yandan; dava, TMK'nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “…aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de,o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir. Kanun maddesinde yazılı her iki neden ayrı davaların konusudur....

Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, teknik ve uzman bilirkişilerin birlikte sundukları 18.12.2006 tarihli krokide A harfiyle gösterilen taşınmaz bölümü hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu taşınmaz Menderes Kadastro Müdürlüğünün 7.3.2008 gün ve 205/338 sayılı yazılarına göre, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu mülga 5602 ve 766 sayılı Kanunlar gereğince tescil edilmeme zorunluluğu olduğu için 1956 yılında tescil harici bırakılan yerlerden olduğu anlaşılmıştır. Dosya arasında bulunan orijinal kadastro paftasında ise, 415 ve 416 sayılı parsellerin doğusunda ve güneyinde yer alan dava konusu taşınmaz üzerinde paftada, fundalık ve çalılık ibarelerinin yer aldığı görülmüştür....

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır....

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1966 yılında seri bazda yapılarak kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu 1957 yılında yapılıp kesinleşmiş dava konusu taşınmazlar fundalık niteliğinde olduğundan tapulama harici bırakılmışlar. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir....

Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. 3. Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır (Yargıtay HGK'nın 10.04.1991 tarihli ve 1991/8-51 Esas, 194 Karar, 15.04.2011 tarihli ve 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilâmları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir....

Dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca, tapusuz olan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihi itibariyle orman kadastro çalışması yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 15/02/1980 tarihinde kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz 766 sayılı Kanunun 2. maddesine istinaden tescil harici bırakılmıştır. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya da yeterli ve elverişli değildir....

Mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının vekil edeni yararına oluştuğunu iddia ederek taşınmazın Medeni Kanunun 713. maddesi hükmüne göre vekil edeni adına tescili isteğiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve fen bilirkişileri ... ve ... tarafından düzenlenen 27.10.2004 tarihli rapor ekindeki krokide (C1) ile işaretlenen 71.511,79 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar karar verilmiş, davalılardan Hazine ve Orman Yönetiminin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.07.2006 gün ve 2006/9156-10733 sayılı kararı ile hüküm bozulmuştur....

Kabule göre de; Hazinenin Medenî Kanunun 713/6. maddesine dayanan tescil talebinin, taşınmazın idarî yoldan tescil edilebileceği gerekçesiyle reddi de doğru değildir. Tapusuz bir taşınmazın tescili için açılan davalarda, davacılar yararına zilyetlik koşullarının oluşmadığı belirlendiği takdirde, Hazinenin karşı tescil davasının kabul edilmesi kanunî bir gerekliliktir.” denilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile .../.../2014 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) Harfi ile gösterilen 6.600,69 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir....

Endüstri Gayrimenkul Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde; zilyetlik devir senetlerinin hukuki değerinin bulunmadığını, taşınmazın kadastro tespitine yapılan itirazların 1966/1533 Esas ve 1991/270 Karar sayılı kararı ile 14/10/1996 tarihinde kesinleştiğini ve hükmen kayıt oluştuğunu, hak düşürücü sürenin dolduğunu, TMK'nın 713/2 maddesindeki "ölmüş" sözcüğünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini, kaldı ki somut olayda hükmen tescil tarihi ile iptal kararının verildiği tarih arasında süre koşulunun oluşmadığını, vekil eden şirketin taşınmazın çekişmeli payını kayıt malikinin mirasçılarından tapu kaydına güven ilkesi gereğince satın aldığını, TMK'nın 1023. maddesine göre edinimlerinin korunması gerektiğini, nizalı taşınmazın birçok kayıt maliki olduğu halde, davanın bir kısım paydaşa açılmasının isabetsiz bulunduğunu, davacının paydaş olmaması nedeniyle önalım hakkı olmadığı gibi, önalım süresinin de dolduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur. 2.2....

Dava konusu parsel kadastro öncesi de tapusuz bir yerdir. Köy ihtiyar heyeti tarafından yapılan satışın geçerli olup olmaması sonucuna etkili bulunmamaktadır. Yeter ki, alındığı tarihten itibaren kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar muris ve mirasçılarının aralıksız, çekişmesiz malik sıfatıyla ve yirmi yıllık kazanmayı sağlayan zilyetlik süreleri olayda gerçekleşmiş olsun. Tapusuz bir taşınmazın bu şekilde kazanılması mümkündür. TMK.nun 713/1. maddesi kapsamında açılan tüm davalarda da bu ilke geçerlidir. Satış bedelinin muris veya mirasçıları tarafından ödenmemiş olması başka bir dava konusunu oluşturmaktadır. Eldeki davayla bir ilgisi görülmemektedir....

UYAP Entegrasyonu