Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. 3-Boşanma kararının fer'i (eki) niteliğinde bulunan maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) boşanma hükmünün kesinleştiği tarihte ödenir hale gelir ve tazminatlara uygulanan faizin başlangıç tarihinin de bu kesinleşme tarihi olması gerekir....
Hal böyleyken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak, davacı kadının maddi tazminat (TMK md.174/1) talebinin reddi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple kusur belirlemesi ve maddi tazminat yönünden BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25.03.2015 (Çrş.)...
Hal böyle iken, davalı kadının tam kusurlu kabul edilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. b-Davalı kadın, cevap dilekçesinde maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) ile yoksulluk nafakası (TMK m. 175) talebinde bulunmamış, 15.01.2015 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesi ile davacı erkekten maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) ve yoksulluk nafakası (TMK m. 175) talebinde bulunmuş, ancak ıslah talebine ilişkin harcı yatırmamıştır. Davalının boşanmanın fer'i niteliğinde olan maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına ilişkin ıslah talebi ile ilgili olarak davalıya maktu ıslah harcını yatırması için süre verilmesi ve gerçekleşecek sonucu uyarınca talep hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir....
O halde, mahkemece zararın oluşmasına etki eden ve davacıdan kaynaklanan sebeplerin müterafik kusur oluşturacağı dikkate alınarak bu hususta araştırma yapılmadan eksik tahkikata dayalı hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. d)Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK 24), isme saldırı (TMK 26), nişan bozulması (TMK 121), evlenmenin feshi (TMK 158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (TBK 56) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir....
Anılan karara karşı davacı-davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve velayet yönlerinden istinaf kanun yoluna başvurmuş, istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince, maddi ve manevi tazminatların miktarı yönünden başvurunun kabulü ile maddi ve manevi tazminat konusunda yeniden hüküm tesis edilerek tazminat miktarlarının düşürülmesine karar verilmiştir. Ancak tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatın düşürülmesi doğru olmayıp, davalı-davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır....
Bozma ilamından sonra davalı erkek tarafından TMK 166/1 maddesine dayalı karşı boşanma davası açılmış, yargılama sonunda mahkemece, davacı-davalı kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, davacı-davalı kadın yararına 30.000 TL maddi, 30.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş, davalı-davacı erkeğin ise davasının reddine karar verilmiştir. Hükmün davalı-davacı erkek tarafından temyiz edilmesi üzerine, bu sefer Dairemizin 15.02.2021 tarihli ilamı ile ilk kararda davacı-davalı kadın yararına hükmedilen maddi tazminat miktarının davacı-davalı kadın tarafından temyiz edilmeyerek davalı-davacı erkek yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle bozulmuş; karar diğer yönlerden onanarak kesinleşmiştir....
Boşanma sonucu davacı kadın, en azından davalının maddi desteğini yitirmiş olup mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK m.4, TBK m.50,51) dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 4-Boşanma davalarında davanın kabul veya ret durumuna göre vekalet ücretine hükmedilir. Boşanma davası ile birlikte talep edilen boşanmanın fer'i niteliğinde olan tazminatlar (TMK m.174/1-2) ve nafakaların (TMK m.175) kabul veya reddi halinde taraflar yararına ayrıca vekalet ücretine hükmedilemez. Harca da tabi olmayan bu taleplerin kısmen kabulü nedeniyle manevi tazminatın reddedilen kısmı ve yoksulluk nafakası ile maddi tazminatın reddi yönünden erkek yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir....
KARŞI OY YAZISI Boşanma hükmü kurmaya sebebiyet "VERMEMİŞ" vakıalara dayalı olarak kusur belirlemesi yapılıp buna bağlı olarak tazminat (TMK m. 174) ve yoksulluk nafakasına (TMK m. 175) hükmedilmesine TMK hükümleri izin vermemektedir. Değerli çoğunluktan farklı düşünüyoruz....
in fiilen davacıya teslim edildiği tarihe kadar bu çocuk yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 3-Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4, TBK m. 50 ve 52) dikkate alınarak davacı yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir....
Ancak; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun TMK nun 304. maddesinde ana, babalık davasıyla birlikte veya ayrı olarak baba veya mirasçılarından doğum giderlerini, doğumdan önceki veya sonraki altışar haftalık geçim giderlerini, gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderleri isteyebileceği düzenlenmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, TMK nun 304. maddesi kapsamında ananın mali haklarına ilişkin olarak doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri ile doğum giderlerini içerir şekilde maddi tazminat talebinde de bulunmuştur. Bu giderler yasada tek tek sayılmıştır. Mahkemece temyiz eden davacı yönünden yasada belirtilen giderler hakkında; dosyaya sunulan belgeler ile belgelendirilemeyen ancak mutad olan diğer giderler de göz önüne alınarak maddi tazminat istemi hakkında uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile maddi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir....


