Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne itirazın 28/09/2018 tarihinde 8831 kayıt numarası ile kayıt ettirildiğini ve iş bu davanın ikame olunduğunu, öncelikle; 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun Yetki tespiti için başvuru başlıklı 42/1 maddesinde “Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister....
Başka bir işkolundan gelen ve ... üye olan davacının, II. dönem toplu iş sözleşmesi kapsamına girdiği 10.04.2009 tarihinden önceki kıdeminin "Kademe ilerlemesi (TİS/Madde:98)" ve "Derece Terfii (TİS/Madde:99)" maddelerinden istifade etmesine dayanak teşkil edecek bir düzenleme yer almadığından, davalı kurumca II. dönem toplu iş sözleşmesi hükümleri bağlamında yapılan yevmiye uygulamasının doğru olduğu, davacıya almakta olduğu yevmiyenin altında bir belirleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Üçüncü dönem toplu iş sözleşmesinin "İşe Yeni Giren İşçinin İntibakı" başlıklı 17. maddesinin 4. fıkrasında yer alan; "Başka kamu kuruluşlarında kanunla devredilen işçiler ile işyerinde 17 nolu büro işkolunda çalışmakta iken ... inşaat işkolunda olduğu tespit edilen işçiler almakta oldukları gündelikler ile pozisyonlarının başlangıç derecelerinin 1. kademesinden itibaren gündeliği aranarak, bulunacak en yakın lehte dereceye ve kademeye intibakı yapılır....
Ancak, yapılacak intibak nedeniyle bu toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihinden geriye doğru herhangi bir fark ödemesi yapılmayacaktır.” hükmü yer almaktadır. Somut olayda, davacı ...-İş Sendikasına üye olduğunu, davalı işyerince toplu iş sözleşmesi hükümleri doğrultusunda daimi kadroya geçmeden önce çalıştığı döneme ilişkin olarak intibakının yapıldığını, ancak geriye dönük olarak fark ücretleri ile ilgili ödemelerin yapılmadığını, 15.11.2010-01.03.2013 tarihleri arası için geriye doğru üyelik tarihinden itibaren olan fark alacaklarının ödenmesini talep etmiştir....
Nitekim uygulamada da alt işveren tarafından toplu iş sözleşmesi bağıtlansa dahi hizmet alım sözleşmeleri ve kamu ihale mevzuatı sebebiyle, idarece fiyat farkının temini söz konusu olamadığından, işçilerin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan haklarının akim kaldığı müşahade edilmektedir. Bu itibarla, belirtilen aksaklıkların giderilmesi amacıyla, kamu işveren sendikasının, üyelik ilişkisi bulunmayan alt işvereni temsilen toplu iş sözleşmesi yapma ehliyetine sahip olması 6356 sayılı Kanun ile öngörülen sisteme getirilen önemli bir istisnadır (... Başbuğ, “Alt İşveren ile Toplu İş Sözleşmesi Yapılması ve 6552 sayılı Kanunla Getirilen Üçlü Toplu İş İlişkisi Sistemi”, İş ve Hayat, Yıl 2, Sayı 3, s.126). 6....
G)GEREKÇE: I-Hukuki Dayanak: Davacı sendika tarafından asıl davada ... tarafından verilen olumlu yetki tespitinin iptali, birleşen davada ise olumsuz yetki tespitinin iptali talep edilmiştir. Toplu iş sözleşmesi yetkisi, toplu iş sözleşmesi ehliyetine sahip kuruluş veya kişinin belli bir toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için Kanunun aradığı niteliğe sahip olmasını gösterir....
Gerekçe: Toplu iş sözleşmesi yetkisi, toplu iş sözleşmesi ehliyetine sahip kuruluş veya kişinin belli bir toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için Kanunun aradığı niteliğe sahip olmasını gösterir.(..., ... İlhan: İş Hukuku Yeni İş Yasaları, ... 2013, s.942.) 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun “Yetki” başlıklı 41. maddesinin birinci fıkrasına göre “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlinde bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.” 6356 sayılı Kanun'un “Yetki Tespiti İçin Başvuru” başlıklı 42. maddesine göre ise “Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister....
Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri kapsamına girerler. 375 sayılı KHK'nın ilgili hükmünün ve bu KHK gereğince 31.10.2020 tarihine kadar uygulanması öngörülen toplu iş sözleşmesinin amacı; gerek alt işverenin taraf olduğu ve 31.10.2020 tarihinden önce sona erecek olan toplu iş sözleşmesinden yararlanmakta olan, gerekse alt işverenin taraf olduğu herhangi bir toplu iş sözleşmesinden yararlanmayan işçileri belli bir süre için toplu iş sözleşmesi etkisinden mahrum bırakmamaktır. Bu nedenle 02.04.2018 tarihinde 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23....
açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi yerinde bir tespit değildir. 5. 6360 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin onuncu fıkrasının son cümlesi "(10)....Devredilen veya nakledilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal hakları; toplu iş sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir veya nakil işleminden önce tabi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, toplu iş sözleşmesi olmayan işçiler bakımından 2012 yılı Eylül ayında geçerli olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir.”...
Bu nedenle, toplu iş sözleşmesindeki çalışma süresini uzatan anlaşma, işçi yararına değildir (Tunçomağ, s. 27-28; Esener, s. 410). Son olarak da, bir iş sözleşmesi hükmünün işçi yararına olup olmadığı yönü şüpheli ise, toplu iş sözleşmesinin uygulanması tercih edilmelidir. Bu sonuca, toplu iş sözleşmesinin normatif hükümlerinin işçiyi koruyucu amacından ulaşılmaktadır (Tunçomağ, s. 30). Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, toptan bir yararlılıktan çok, 2822 sayılı Kanun'un 6/II. maddesinin (6356 sayılı Kanun'un 36/I. maddesinin) metninden anlaşılacağı üzere tek lehe hüküm olması yeterlidir. Toplu iş sözleşmesi ile verilen tüm haklar dikkate alındığında, işçi iş sözleşmesine göre daha avantajlı olabilir ise de, bu tek başına yeterli değildir. Özellikle kök ücret konusunda, iş sözleşmesi lehe ise kök ücretin yüksekliği, Toplu İş Sözleşmesindeki ücretle birlikte diğer sosyal hakları da etkileyeceğinden kök ücretin toptan bir etkisinin de olacağı açıktır....
Son olarak da, bir iş sözleşmesi hükmünün işçi yararına olup olmadığı yönü şüpheli ise, toplu iş sözleşmesinin uygulanması tercih edilmelidir. Bu sonuca, toplu iş sözleşmesinin normatif hükümlerinin işçiyi koruyucu amacından ulaşılmaktadır (Tunçomağ, s. 30). Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, toptan bir yararlılıktan çok, 2822 sayılı Kanun'un 6/II. maddesinin (6356 sayılı Kanun'un 36/I. maddesinin) metninden anlaşılacağı üzere tek lehe hüküm olması yeterlidir. Toplu iş sözleşmesi ile verilen tüm haklar dikkate alındığında, işçi iş sözleşmesine göre daha avantajlı olabilir ise de, bu tek başına yeterli değildir. Özellikle kök ücret konusunda, iş sözleşmesi lehe ise kök ücretin yüksekliği, Toplu İş Sözleşmesindeki ücretle birlikte diğer sosyal hakları da etkileyeceğinden kök ücretin toptan bir etkisinin de olacağı açıktır....


