Ne var ki bu kural, uygulamada yumuşatılarak, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 11.10.1982 tarihli ve 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla, bir ortağın tek başına dava açabileceği; ancak, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığıyla davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. TMK'nın 702/2. maddesinde sözü edilen terekeye ait haklar üzerinde tasarruf söz konusu ise, ortakların oy birliği ile karar vermeleri maddenin açık hükmü gereği olduğundan, tasarruf işlemi niteliğindeki tapu iptali ve tescil davasının tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması veya terekeye temsilci atanması ve bu yolla davanın yürütülmesi gerekir. Bir mirasçı tüm mirasçılar adına tek başına dava açabilirse de, böyle bir davayı yalnız başına yürütemez....
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Başka bir söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve bununla bağlantılı olarak da hükmü temyiz ... miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer. Somut olayda, davacı ...'in yargılama sırasında ölmesi nedeniyle terekesine temsilci atanmış, Daire kararı tereke temsilcisine 25.09.2022 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen tereke temsilcisi tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmamıştır. Bu nedenlerle davayı talep yetkisi bulunmayan mirasçı ...'...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davadan dolayı mahal mahkemesinden verilen hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Dava, terekeye temsilci atanması isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile muris....'ın terekesine ...'ın temsilci olarak atanmasına karar verilmiştir. Hükmü, davalı.... temyiz etmiştir. Miras ortaklığı temsilcisi (TMK m. 640) özel kayyım niteliğindedir. Türk Medeni Kanununun 431. maddesi uyarınca vasi tayininde usul kayyım (mümessil) için de uygulanır. Türk Medeni Kanununun 422. maddesi gereğince vasinin sıfatına karşı yapılan itirazları veya vasinin ileri sürdüğü kaçınma sebeplerini (özürleri) inceleme görevi ile ilgili yasal hükümlerin mümessile yapılan itirazın ya da kaçınma sebeplerinin incelenmesinde de gözetilmesi zorunludur. Vesayet makamının itirazı reddetmesi halinde itirazı denetim makamının incelemesi gerekir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Terekeye temsilci atanması Davacı vekili, ... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil davasında muris ...'in terekesine temsilci atanmak üzere vekil edenine süre verildiğini açıklayarak vekil edenin terekeye temsilci olarak atanmasını istemiştir. Davalı ... açılan davaya bir diyeceğinin olmadığını ancak davacının temsilciliğini kabul etmediğini bildirmiş, diğer davalılar usulune uygun tebligata rağmen cevap vermemiş ve yargılama oturumlarına da katılmamışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, Remziye Bilgin'in 12.11.2008 tarihinde vefat etmesi ile söz konusu şahsın miras ortaklığına paylaşma yapılıncaya kadar ...'in temsilci olarak atanmasına karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve dosya kapsamından, 12.11.2008 tarihinde vefat eden muris Remziye'nin terekesine ...'...
Elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bulunan bir terekede, terekeye ilişkin tüm tasarruf işlemlerinin 4721 sayılı Yasa' nın 640. ve 702. maddeleri uyarınca tüm mirasçılar tarafından birlikte yapılması zorunlu olup tasarrufi işlem niteliğindeki davanın da tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerekir. Bir mirasçının özellikle acele hallerde miras şirketinin menfaatini korumak için bütün mirasçılar adına yalnız başına dava açması mümkün ise de, bu şekilde açılan bir dava tüm mirasçıların katılımı sağlanmadan yürütülemez. Bu halde, diğer mirasçıların davaya katılımının sağlanması, muvafakatlerinin alınması ya da terekeye temsilci atanması gerekir. Dosya arasına alınan muris ...'e ait veraset ilamının incelenmesinde murisin davacı ve muvafakat eden mirasçıları dışında başka mirasçılarının da bulunduğu ve davalı Hazine'nin terekeye göre 3. kişi durumunda bulunduğu anlaşılmaktadır....
Mahkemece, davacı tarafa sunulan kesin süre içerisinde terekeye temsilci atanmaması nedeni ile davanın reddine karar verilmiş ise de verilen bu karar usul ve yasaya aykırıdır. Davacı ..., mirasçıya karşı çekişmeli taşınmazın müşterek muristen intikal ettiği ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediği iddiasına dayanarak miras hisseleri oranında tapuya tescil istemi ile dava açmıştır. Davacı ve davalı ... kardeş olup, mirasçıların birbirlerine karşı miras paylarına yönelik olarak dava açmalarını engelleyen yasal bir hüküm bulunmamaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 640. maddesi uyarınca, terekeye ait olduğu iddia edilen bir taşınmazın mirasçılar dışında üçüncü bir kişi adına tescil edilmiş olması durumunda taşınmazın terekeye döndürülmesi amacıyla tüm mirasçılar adına tescil istemiyle dava açılması halinde dava açan mirasçıların dışında diğer mirasçıların muvafakati, olmadığı takdirde terekeye temsilci atanması suretiyle davaya devam edilmesi gerekir....
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Bir başka söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve buna bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer. Somut olayda; mirasbırakan İsmail’ın terekesine ... tereke temsilcisi olarak atanmış olmakla davayı açan mirasçı Zeyyat’ın davayı takip yetkisi kalmamıştır. Tüm bu açıklamalar karşısında davayı takip yetkisi sona eren davacı mirasçı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, 02/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Ne var ki bu kural, uygulamada yumuşatılarak, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 11.10.1982 tarihli ve 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla, bir ortağın tek başına dava açabileceği; ancak, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığıyla davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. TMK'nın 702/2. maddesinde sözü edilen terekeye ait haklar üzerinde tasarruf söz konusu ise, ortakların oy birliği ile karar vermeleri maddenin açık hükmü gereği olduğundan, tasarruf işlemi niteliğindeki tapu iptali ve tescil davasının tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması veya terekeye temsilci atanması ve bu yolla davanın yürütülmesi gerekir. Bir mirasçı tüm mirasçılar adına tek başına dava açabilirse de, böyle bir davayı yalnız başına yürütemez....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Terekeye Temsilci Atanması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre terekeye temsilci atanmasına yönelik temyiz itirazları yersizdir. 2-Tereke temsilcisinin sıfatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Miras ortaklığı temsilcisi (TMK.md.640) özel kayyım niteliğindedir. Türk Medeni Kanununun 431. maddesi uyarınca vasi tayinindeki usul kayyım (mümessil) için de uygulanır....
Hâl böyle olunca; davacılar vekiline terekeye temsilci atanması için dava açması için süre verilmesi, dava açıldığı takdirde sonucu beklendikten sonra bir karar verilmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek işin esası bakımından karar verilmesi doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....


