Terekeye dahil bir taşınmaz hakkında, bir mirasçı diğer mirasçılar aleyhine tek başına miras payı oranında adına tescil istemi ile dava açabilirse de, 3. kişiye karşı miras payının adına tescili istemiyle dava açması hukuken mümkün değildir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp, haklarının terekenin tamamını kapsadığı ve TMK'nın 702. maddesine göre topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği açıktır. Mirasçılardan birinin terekeye karşı 3. kişi konumunda olan birisi aleyhine kendi payı hakkında açtığı dava, diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına açılmadığından, davaya, diğer mirasçıların katılması (icazet vermesi) veya terekeye temsilci atanması suretiyle devam edilmesine de olanak yoktur....
Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK m.564). Miras bırakanın TMK'nin 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır....
Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Yasa uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Yasa uygulanacaksa 3 aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. (MK.565) Miras bırakanın Medeni Kanunun 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedelenen kastının varlığından söz edilemez....
Bu nedenle terekeye dâhil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır....
Mirasın müvekkillerince reddedilmesiyle annesinin terekesi müvekkile intikal etmemiş olup annesinin terekesinin alacaklılarına karşı ve terekeye bağlı herhangi bir borçtan sorumluluğu söz konusu değildir. Annesinin terekesini mirasın reddi davası ile reddeden müvekkili------ annesinin terekesine bağlı herhangi bir sorumluluğu söz konusu olmaması sebebiyle işbu icra takibine dayanak teşkil eden borcun yokluğunun tespiti ile borçtan kurtulması gerekmektedir. Ancak süresinde itiraz edilemediği için İİK m.72 gereğinde menfi tespit davası açma gereği hasıl olmuştur.-------- sayılı dosyasına dayanak borcun borçlusu olmamasının tespiti ile Müvekkillerinin borçtan kurtulmasına, Müvekkili hakkında adli yardım kararı verilmesine, dava masrafları, harçları ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir....
Davacının miras nedeniyle alacak isteğine gelince; mahkemece taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın tereke malı olduğu kabul edilerek bina değeri dikkate alınmak suretiyle davacının 1/4 miras payı karşılığı 18.480 TL'nin davalı Hüsamettin'den alınmasına karar verilmiştir. Ne var ki; dava konusu taşınmaz ve üzerindeki bina ortak muris ... 'in ölüm tarihi itibarı ile terekeye ait bir mal niteliğinde olmayıp. 1988 yılında bağış yoluyla davalı ...'e devredilmiştir. Taşınmaz, miras bırakan tarafından sağlığında bağış yoluyla elden çıkarıldığından dava konusu parsel, tereke malı olmayıp taşınmaz üzerinde davacı da dâhil tüm mirasçıların miras hakkı olmadığı gibi davalılardan ...'nin davayı kabul etmiş olmasının da sonuca etkisi bulunmamaktadır. O halde; davanın bu nedenlerle tümden reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonunda yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir....
Saklı payların zedelendiğinden söz edilebilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümünün bilinmesiyle mümkündür. Tereke, miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de terekenin pasifidir. Belirtilen borçların aktiften indirilmesiyle net tereke oluşur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılıp parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. Miras bırakanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 564 üncü maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır....
Davalı; icra takibinin muhatabının ...’e ait tereke olduğunu, takip başlatılmadan çok önce terekenin tespiti ve mümessil tayini için Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/278 Esas sayılı dosyası ile terekeye temsilci atanmasının istenildiğini, davanın halen derdest olduğunu, icra takibinin muhatabının terekeye temsilci atanacak kişi olduğunu, öte yandan murisin tek mirasçısı olmayıp kardeşi ...’in de mirasçı olmasına rağmen ona karşı takip başlatılmadığını, davacının aynı vekalet ücreti alacağı için daha önce Bursa 3. İcra Müdürlüğünün 2014/2689 ve Bursa 18. İcra Müdürlüğünün 2012/251 sayılı icra dosyalarıyla takip de başlattığını, son takibin tahsilde tekerrür oluşturduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir....
Mirasçıların birbirlerine karşı miras paylarının adlarına tescilini talep etmeleri mümkün ise de, elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp, hakları terekenin tamamını kapsadığından ve TMK'nın 702. maddesi uyarınca topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların birlikte hareket etmeleri zorunlu bulunduğundan, bir mirasçının ya da mirasçıların bir bölümünün, terekeye göre üçüncü kişi konumundaki şahıslara karşı miras paylarının adlarına tescili istemiyle dava açmaları usulen mümkün değildir. Mirasçılardan biri ya da bir bölümü tarafından kendi payları hakkında üçüncü kişilere karşı açılan dava, terekenin bütününü ve diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından, aktif dava ehliyetindeki bu eksikliğin sonradan diğer mirasçıların muvafakatinin sağlanması ya da terekeye temsilci atanması suretiyle giderilmesi de mümkün bulunmamaktadır....
Saklı payların zedelendiğinden söz edilebilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümünün bilinmesiyle mümkündür. Tereke, miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de terekenin pasifidir. Belirtilen borçların aktiften indirilmesiyle net tereke oluşur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılıp parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. Miras bırakanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(TMK) 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır....


