Davalı, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, satış tarihinde mirasbırakanın yanında davacı ... ve ...’in de bulunduğunu, davanın mirasbırakana teban açıldığı için davacıların da sözleşmenin tarafı olup satış tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçtiğini, hile ve muvazaa iddialarının birlikte ileri sürülemeyeceğini,satış bedelini ödediğini, taşınmazın dava dışı paydaşının şufa hakkını kullanmasının önüne geçmek amacıyla yüksek bedelden muvazaalı olarak taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur....
Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KA R A R Dava, yükleniciden temlik alınan şahsi hakka dayalı tapu iptal ve tescil ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir. Birleştirilen dava yükleniciden temlik alınan şahsi hakka dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar vekili, davalı ... ... ile diğer davalılar arsa sahipleriyle taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, ...ilçesi, 221-3 pafta, 2564 ada, 5 nolu parselde kayıtlı taşınmazdaki 2.bodrum kat 2 nolu dairenin taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi ile müvekkillerine 113.000,00 TL ye sattığını, müvekkillerinin borcunu ödediklerini ancak tapunun devrini alamadıklarını belirterek taşınmazın tapu tescilinin iptali ile müvekkillerinin adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir....
Mahkemece, tapu iptali tescil davasının reddine, alacak davasının; davalı ... mirasçıları yönünden reddine, davalı ... mirasçıları yönünden alacak davasının kısmen kabulü ile, 20.317,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, taşınmaz satış vaadi ve temlik sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün değil ise tazminat istemine ilişkindir. Davacının dayandığı 20.12.1991 tarih 85785 yevmiye nolu ilk satış vaadi sözleşmesi ve 21.07.2006 tarih 4547 yevmiye nolu temlik niteliğindeki satış vaadi sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu 183. maddesi gereğince hukuken geçerli olup tüm davalılar bu sözleşmeler gereği sorumlu olduklarından, Belediye Başkanlığının cevabi yazısına göre .......
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.04.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, birleşen davacılar vekili tarafından davalı ... aleyhine 18.07.2007 gününde verilen dilekçe ile sözleşmenin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen 13.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalılar, satış vaadi sözleşmesinin diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı şekilde düzenlendiğini, açılan davanın reddini savunmuş, birleştirilen davalarında ise 8.09.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesinin iptali isteminde bulunmuştur....
Mahkemece arsa üzerindeki bina değerinin arsa değerinden az olması ve satış vaadi sözleşmesi 1999/16 esas 1999/338 karar sayılı 22.12.1999 tarihli karar ile iptal edildiğinden temliken tescil isteminin reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan kanıtlara, yapılan yargılamaya ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir. 2-Davacı tapu iptal ve tescil isteminin reddi halinde kademeli istemi olarak sözleşmenin iptali tarihine kadar iyiniyetle taşınmaz üzerine 130 adet ceviz fidanı diktiğini bunların 600 YTL değerde olduğunu yine taşınmaz üzerine bina yapıp, taşınmaz çevresini çit ile çevirdiğini ve bunların ederinin de 3700 YTL tutarında olduğunu bildirerek bu bedellerin davalıdan tazminen tahsiline karar verilmesini ve 18.10.1996 tarihinde akit kurulurken peşinen ödediği 200 YTL’nin de tahsiline karar...
Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21/10/2014 tarihinde verilen dilekçeyle taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23/01/2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi taraf vekillerince talep edilmiştir.... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf talebinin kabulüne, karar kaldırılarak davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değer itibariyle reddine karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. KARAR Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili, ......
Davalı satış vaadi sözleşmesinin davacıdan aldığı borcun teminatı olarak tanzim edildiğini, gerçek amacın taşınmaz satışı olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile önceki Medeni Kanunun 634. ve yürürlükteki Medeni Kanunun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddeleri hükmü uyarınca, noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan ve tam iki tarafa borç yükleyen kişisel hak veren sözleşmelerdendir....
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal tescil ve intifa hakkının tapuya yazılması isteğine ilişkindir. Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706 ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyeti devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptal ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin, Türk Medeni Kanununun 1009. maddesi uyarınca tapunun beyanlar hanesine şerhi mümkündür....
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Medeni Kanunun 706 ve Noterlik Kanununun 89. maddeleri hükmü uyarınca, noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan ve tam iki tarafa borç yükleyen kişisel hak veren sözleşmelerdendir. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet geçirim borcu yüklenen satıcıdan, edimini yerine getirmediğinde dava tarihinde yürürlükte bulunan Medeni Kanunun 716. maddesi uyarınca açılacak tapu iptali ve tescil davası ile edimin hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. Gayrimenkul satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında görevli mahkeme, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.2.1996 gün ve 1995/14963 E, 1996/69 K. sayılı kararında da vurgulanıp kabul edildiği üzere; tarafların sözleşmede özgür iradeleri ile saptadıkları satış değeri esas alınarak belirlenir....
Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olaya gelince; dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava satış vaadi sözleşmesinin muris muvazaası nedeniyle iptali istemine ilişkin olup; öncelikle belirlenmesi gereken husus, satış vaadi sözleşmesinin muvazaa ile illetli olup olmadığıdır....


