Davalılar vekili, davacının ayıba karşı tekeffülden doğan haklarını yitirdiğini, dava konusu araç ticari araç olup, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, davacı ile davalı ... A.Ş arasında herhangi bir satım akdi olmadığını, bu nedenle husumet yöneltilemeyeceğini, müteselsil sorumluluğuna gidilemeyeceğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan ve hukuken ayıp olarak nitelendirilebilecek bir sorun bulunmadığını, araçtan menfaat temin edilmekte olduğundan araç için ödenen bedele faiz yürütülmesi istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir....
MUHALEFET ŞERHİ Dava, resmi şekilde devir ve teslim edilen taşınmazın daha sonra zaptedilmesi nedeniyle satıcıya karşı yöneltilmiş olan tazminat istemine ilişkindir. Davacı söz konusu taşınmazı tapu kaydına dayalı ve resmi şekilde satın almış olup, daha sonra evveliyatının orman olduğu gerekçesi ile açılan tapu iptali davası sonunda davacının elinden çıktığı ve satıcının zapta karşı teminat hükümlerine göre sorumlu olduğu hususu mahkemece benimsendiği gibi dairemizin sayın çoğunluğunca da kabul edilmektedir. Ne var ki , oluşturulan tapu kaydının dolayısıyla satışın geçersiz olduğu bu nedenle de,davacının geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet hükümlerine göre tazminat isteyebileceği sonucuna varılmaktadır. Oysa, davacının davalı adına oluşturulan tapu kaydına göre ve bu güvene dayalı olarak taşınmazı resmi şekilde ve günün rayiçlerine göre satın aldığı tartışmasızdır....
KARŞI OY YAZISI Davacının 12.12.2012 tarihli son oturumdaki maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin beyanları değerli çoğunluk tarafından ıslah olarak nitelendirilmiştir. "Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir."(HMK m.176) "Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir." (HMK m.177). Açıklanan sebeple davacının davayı "ıslah" ettiğine dair usulüne uygun yazılı veya zapta geçen sözlü bir beyanı bulunmadığından son oturumdaki maddi ve manevi tazminat talebi iddianın genişletilmesi niteliğinde olup, bu beyanların ıslah olarak nitelendirilmesi mümkün değildir....
BK.nun 207.maddesi hükmüne göre satıcı daha uzun müddet için kefalet etmemiş ise satılanı ayıba karşı tekeffülden mütevellit her türlü dava satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile alıcıya teslim vukuundan itibaren bir sene geçmek ile sakıt olur. TTK.nun 25/4.maddesi hükmüne göre BK.nun 207.nci maddesindeki müruruzaman müddeti tüccarlar arasındaki ticari satışlarda altı aydır. ../.. (2) Ne var ki, dava konusu araç ile ilgili garanti şartlarının 1.maddesinde "Garanti süresi, malın teslim tarihinden itibaren başlar ve bir yıldır” hükmü yer aldığından ve somut olayda aracın davacıya 20.9.2000 tarihinde teslim edildiği halde davanın bir yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra 19.9.2002 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davalının zamanaşımı def’inin kabulü ile davanın bu nedenle reddi gerekirken bu yön gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır....
Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nin 25.09.2013 gün 2013/93 Esas, 2013/101 Karar sayılı ilamında da; “Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerektiği; imar kısıtlamalarında taşınmazın zilyetliğinin malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kaldığı, bu nedenle imar kısıtlamalarından kaynaklanan tazminat davalarının idari yargıda açılabileceği” kabul edilmiştir....
Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nin 25.09.2013 gün 2013/93 Esas, 2013/101 Karar sayılı ilamında da; “Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerektiği; imar kısıtlamalarında taşınmazın zilyetliğinin malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kaldığı, bu nedenle imar kısıtlamalarından kaynaklanan tazminat davalarının idari yargıda açılabileceği” kabul edilmiştir....
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davalı zapta karşı tekeffül hükümlerine göre rayiç değerden sorumlu olup, mahkemece davalının taşınmazın rayiç değerinden sorumlu tutulması gerekir. Aksi düşünce ile verilen hükmün davacı yararına bozulması gerekir. Bu nedenlerle sayın çoğunluk kararına katılamıyoruz....
Öncelikli olarak davalının icra dairesi ve mahkeme yetkisine karşı itirazının değerlendirilmesi gerekir. HMK 10. maddesine göre sözleşmenin ifa yeri, HMK 16. maddesine göre ise haksız fiilde zararın meydana geldiği yer mahkemesi yetkili olduğu düzenlemesi dikkate alındığında sözleşmenin ifa yerinin ve zararın meydana geldiği yerin mahkememizin yetki alanı içerisinde olduğu belirlenmiş, davalının yetki itirazına itibar edilmemiştir. İkinci olarak incelenmesi gereken husus ise, BK'nın 214. ve devamı maddelerinde düzenlenen zapta karşı sorumluluk hükümlerine göre davalının davacıya karşı sorumluluğunun ne olduğu hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir....
in Borçlar Yasasının 189 ve devamı maddelerinde düzenlenen satıcının zapta karşı tekeffül hükümlerine göre sorumlu tutulduğu, Hazinenin ise Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince tapu sicilinin tutulması nedeniyle sorumlu tutulduğu, tazminat alacağının farklı nedenlerden kaynaklandığı için, Hazine ve ...'in davacı şirketlerin zararlarından müteselsil olarak sorumlu olduğuna karar verilemeyeceği gibi, Hazine hem davacı şirketlere hem de davalı ve karşı davacı ...'e aynı anda tazminat ödemeye mahkum edilemez. Mahkemece, davalı ...'in zapta karşı tekeffül hükümlerine göre sorumlu olup olmadığı araştırılarak, sorumluluğu var ise, tapu maliki şirketlerin zararının bu kişiden alınarak davacı şirketlere verilmesine, ... ödemesine karar verilen zararın miktarına, alım satım işlemi nedeniyle ödedikleri ve edindiklerine göre tapu sicilinin tutulması nedeniyle oluşan zararı söz konusu ise bu miktarın Hazineden alınarak davalı ve karşı davacı ......
Kiraya verenin zapta karşı tekeffül borcu 6098 sayılı TBK.’nun 309 (BK.’nun 253.) maddesinde düzenlenmiştir.TBK' nun 52. (BK'nun 44.) maddesinde; "Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir... "TBK' nun 309. (BK'nun 253.) maddesinde; "Bir üçüncü kişinin kiralananda kiracının hakkıyla bağdaşmayan bir hak ileri sürmesi durumunda kiraya veren, kiracının bildirimi üzerine davayı üstlenmek ve kiracının uğradığı her türlü zararı gidermekle yükümlüdür." düzenlemeleri bulunmaktadır.Olayımızda; davaya konu makineler davacı kiracının yedinde iken, üçüncü kişi tarafından haczedilmiş ve kiracının kiralananı kullanımına engel olunmuştur. Bu durumda kiraya veren tarafından davacı kiracının zararlarının tazmin edilmesi gerekir. Ne var ki, TBK' nun 114....


