WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara ilişkin hükümler uygulanır.” Bir kimsenin kendi taşınmazında yaptığı hafriyat veya inşaat nedeniyle komşusunun taşınmazına bir zarar vermiş veya onu zarara maruz bırakmışsa, bu zararın hoşgörü sınırlarını aşıp aşmadığını aramaya gerek yoktur. Küçük bir zarar doğmuş olsa dahi gerekli önlemlerin alınmasına karar verilmelidir. Bu özellik TMK'nın 737. maddesi ile 738. maddesi arasındaki önemli farklardan biridir. Öteki önemli fark ise genellikle TMK'nın 737. maddesine göre zarar meydana geldikten sonra dava açılır. Bu madde uyarınca zarar tehlikesi nedeniyle çok istisnai durumlarda dava açılırken TMK'nın 738. maddesine dayanılarak açılan davaların çoğunluğu zarar tehlikesinin ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Aksi halde telafisi mümkün olmayan zararların doğmasına sebebiyet verilmiş olur. Mahkemece böyle durumlarda men ve yasaklama yönünde hüküm kurulabilir....

GEREKÇE: Dava; haksız fiil nedeniyle yoksun kalınan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınmalıdır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 TTK 4. Maddesinin 1. fıkrasında ticari davaların tanımı yapılarak Her iki tarafında ticari işletmesinden kaynaklanan davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan davaların ticari dava olduğu düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu haksız fiil nedeniyle yoksun kalınan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık konusu TBK‘da düzenlenen haksız fiilden kaynaklanmakta olup, haksız fiil hükümlerine dayanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/3 fıkrası uyarınca dava tarihi itibariyle Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir....

dava konusu parsel cephesinin 3,19 m. azaldığı, bu sebeple dava konusu taşınmaza inşaat müsaadesinin verilemediği, ........

Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1626 E. sayılı dosyasında davalıya ait taşınmaza davacının elatmasının bulunduğunun tespit edildiğini, davacının taşınmaza elatmasının kötü niyetli olduğunu, inşa edilen binanın da ruhsatsız olduğunu, taşkın inşaat nedeniyle dava konusu taşınmazın inşaat alanının küçüldüğünü, inşaat sektöründeki yenilikler sonucu binaların zarar görmeden tecavüzlü kısmın ortadan kaldırılabileceğini beyanla davanın reddini savunmuştur....

Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. Elatmanın önlenmesi davası açılabilmesi için kural olarak zararın doğmuş olması gerekir. İleride zarar doğacağından bahisle dava açılamayacağından bu şekilde açılan davalar reddedilmelidir....

Hukuk Dairesince; ilk derece mahkemesinin elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil taleplerinin kabulüne ilişkin kararının yerinde olduğu, ancak tüm dosya kapsamı itibariyle davacı tarafın, haksız müdahale nedeniyle proje tadilatına gittiği ve zarara uğradığı iddiasını kanıtlayamadığı anlaşıldığından, ecrimisil tazminatı dışında ayrı bir tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına; elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil taleplerinin kabulüne, tazminat talebinin ise reddine dair yeniden hüküm kurulmuştur....

Somut olayda, ne davacının ne de davalının taşkın bölüm üzerinde irtifak hakkı tesis edilmesi ile ilgili isteği bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, yıkım isteğinden feragat edildiği gözetilerek tecavüzlü bölüm bakımından el atmanın önlenmesi isteği yönünden bir karar verilmesi gerekirken istek olmadığı halde irtifak hakkı tesisine karar verilmesi doğru değildir...” denilmiştir. Bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılamada Mahkemece; davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacı vekilinin kal isteminden vazgeçmesi nedeniyle davacının kal talebine ilişkin davasının reddine, davacının el atmanın önlenmesi davasının reddi ile, taşkın yapının bedelinin davacıya ödenerek mülkiyetinin davalıya geçirilerek, davacıya ait 833 ada 4 nolu parsel üzerinde fen bilirkişisi ... ...'...

Davacının sübjektif ve aşırı duyarlılığı ile değil, objektif her normal insanın duyarlılığına göre elatmaya katlanıp katlanamayacağı araştırılmalı; sonuçta katlanılabilir, hoşgörü sınırlarını aşan bir zarar veya elatmanın varlığı tespit edildiği takdirde mülkiyet hakkının taşkın olarak kullanıldığı sonucuna varılmalıdır. Somut olayda; mahkemece, 10.05.2019 tarihli keşif sonucu düzenlenen 15.10.2019 tarihli heyet raporu ile 04.02.2020 tarihli ek rapor değerleme uzmanı ve inşaat bilirkişisi heyet raporu, 15.05.2019 ve 29.07.2019 tarihli fen bilirkişisi heyet raporları ile ekli krokilerden anlaşıldığı üzere davalının çatısına yaptığı imalat ve ekleme nedeniyle davacının deniz manzarasının hoşgörü sınırlarını aşacak düzeyde kapandığı anlaşılmaktadır....

Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz. Kural olarak, sorumlu olan kişinin, meydana gelen zararı tümü ile tazmin etmesi gerekir. Tayin edilen tazminat miktarının da zararı tümü ile gidermesi gerekir. Yargılama sürecinde, öncesinde Tayyar Hazır Beton İnşaat Ticaret ve Nakliyat Ltd. Şti.'ne ait olan işletme ve anılan şirket yetkilisine ait olan 511 parsel sayılı taşınmazın 27.05.2013 tarihinde KÇS Kahramanmaraş Çimento Beton San. ve Madencilik A.Ş’ye devredildiği, Tayyar Hazır Beton İnşaat Ticaret ve Nakliyat Ltd. Şti.'...

Mahkemece, davanın kabulüne; davacıya ait 576 ada 2 parsel sayılı taşınmazın sınırında bulunan 15 metre uzunluğundaki istinat duvarına ek olarak ve bu duvarın devamına 15 metre uzunluğunda ve 13.01.2016 havale tarihli inşaat bilirkişi raporu ekinde vasıfları belirtilen şekilde istinat duvarı yapılması sureti ile davalının el atmasının önlenmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 683. maddesine göre "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir....

UYAP Entegrasyonu