TL’nin 20.000-TL ‘si alacak ve 100.000-TL ‘si zarar olmak kaydıyla 1997 yılından 2001 yılı Mayıs ayına kadar görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerinden müştereken ve müteselsilen tahsiliyle bu alacakların haksız fiillerinin vuku bulduğu tarihten itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline ve alacakların tahsili için taşınmazların üçüncü kişiye devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmişlerdir....
Görüldüğü gibi, sebepsiz zenginleşme, ikincil (talî) niteliktedir ve mal varlığındaki azalmanın başka aslî nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Başka bir anlatımla aynı olayda, aynî haktan (istihkak davası), zilyetlikten, sözleşmeden, sözleşme benzeri hukukî ilişkiden veya haksız fiilden kaynaklanan bir talebin ileri sürülmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulamayacaktır. 28. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2021 tarihli ve 2017/(23)6-868 E., 2021/1646 K. sayılı kararında da değinilmiştir. 29. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirketin alacaklı sıfatıyla dava dışı borçlu ... Yapı Market San. Tic. Ltd....
Bilindiği gibi yaptırımlar kamu hukukunda ve özel hukukta farklı şekillerde tezahür etmekte olup; başlıca özel hukuk yaptırımları cebrî icra, tazminat, tecavüzün meni-refi ve geçersizlik (yokluk ve butlan) şeklindedir. Anayasa Mahkemesinin 2018 yılında verdiği kararda itiraz konusu kuraldaki cezanın, idare hukuku alanından ziyade özel hukuk alanına yaklaşan bir mahiyette olduğu ifade edilmekte ise de kanımca bu değerlendirme açıkça hatalıdır. “Ceza” olarak belirtilen bu yaptırım, özel hukuk alanındaki bir işlemden (özellikle sözleşme ilişkisinden) doğan bir alacak veya haksız fiilden kaynaklanan bir tazminat olmadığı gibi bu müeyyidenin özel hukuk müeyyidesine benzer bir yönü de bulunmamaktadır. 30. maddenin 5. fıkrasında ifade edilen “ceza” kavramı, hukuk düzenimizde esas olarak ceza hukuku ve idare hukuku alanlarındaki kural ve düzenlemelere uyulmamasının yaptırımları için kullanılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “C....
Bilindiği gibi yaptırımlar kamu hukukunda ve özel hukukta farklı şekillerde tezahür etmekte olup; başlıca özel hukuk yaptırımları cebrî icra, tazminat, tecavüzün meni-refi ve geçersizlik (yokluk ve butlan) şeklindedir. Anayasa Mahkemesinin 2018 yılında verdiği kararda itiraz konusu kuraldaki cezanın, idare hukuku alanından ziyade özel hukuk alanına yaklaşan bir mahiyette olduğu ifade edilmekte ise de kanımca bu değerlendirme açıkça hatalıdır. “Ceza” olarak belirtilen bu yaptırım, özel hukuk alanındaki bir işlemden (özellikle sözleşme ilişkisinden) doğan bir alacak veya haksız fiilden kaynaklanan bir tazminat olmadığı gibi bu müeyyidenin özel hukuk müeyyidesine benzer bir yönü de bulunmamaktadır. 30. maddenin 5. fıkrasında ifade edilen “ceza” kavramı, hukuk düzenimizde esas olarak ceza hukuku ve idare hukuku alanlarındaki kural ve düzenlemelere uyulmamasının yaptırımları için kullanılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “C....
İç hukuk düzenlemesi niteliğinde olan ve kişisel suçları nedeniyle Yargıtayın yargılayacağı kişilere yönelik bu düzenlemeyle de, 15.07.2016 tarihinden sonra haklarında örgütlü suçluluk nedeniyle ağır cezalık suçüstü hükümlerine göre işlem yapılan bu kişiler hakkında yetkili makamlarca uygulanan genel hükümlerin ve dolayısıyla fiili durumun suçüstü hâliyle uyumlu olduğu öngörülerek bu doğrultuda yapılacak soruşturma ve kovuşturma işlemleri hüküm altına alınmıştır....
Bu nedenle; dava konusu olayda sanığa atılı suç nedeniyle yargılamanın Yargıtay 9. Ceza Dairesince yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır....
Bu nedenle; dava konusu olayda sanığa atılı suç nedeniyle yargılamanın Yargıtay 9. Ceza Dairesince yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır....


