WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa tenkis istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1. Muris muvazaasında 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237....

Dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunulduğu sonucuna varılmaktadır. Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek veya iade olunmak üzere, mal varlığına dahil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ D DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 24.05.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, tapu iptal tescil isteğine ilişkindir....

ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2013 NUMARASI : 2011/37-2013/352 Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat isteğine ilişkindir. Davacı,davalılar ile aile dostu olup aynı zamanda kendisinin ortağı olduğu E......

Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddedilmesine ilişkin olarak verilen karar davacı ve fer'i müdahil tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir. Davacı, ... parsel sayılı taşınmazı babasının davalılardan ...'ya borcu için teminat amacıyla temlik ettiğini, onun da davalı ...’ye, ...nin de davalı ...’a, ...'ın da davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiğini, babası ile davalı ... arasında inançlı temlik işlemine dair yazılı anlaşma bulunduğunu, anlaşmaya rağmen yapılan devirlerin kötüniyetli ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde rayiç bedelin yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir....

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından vekâlet görevinin kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen işlemlerin hiç birinde muvazaa bulunmadığını, davacının tescil talep edemeyeceğini ancak alacak talep edebileceğini, dava konusu alacak iddialarının da zamanaşımına uğradığını, davacının kandırılması ve hataya düşürülmesi suretiyle tapunun tamamının değil yarı hissesinin devredilmesi ve tapu üzerinde intifa hakkı tesis edilmesine dair iddialarının da bir yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, tapunun alınıp tekrar davacıya verileceğine dair işlemin bir inançlı işlem olduğunu ve inançlı işlemin ancak yazılı bir sözleşme ile ispatlanabileceğini, davacının geçmiş yıllarda işlerinin takip edilmesi için müvekkiline verdiği genel vekâletnamenin dava konusu taşınmazların alımı için verildiğini, davacının ispatlamak zorunda olduğunu, 1992 ve 1995 yıllarında yapılan tapu işlemlerinin hileli ve kendisini kandırmak amacıyla muvazaalı yapıldığını iddia...

Mahkemece, davanın aşırı yararlanma hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davası olduğu, davacı Mehmet Selim'in çekişmeye konu taşınmazın ½ payını oğluna, ½ payını da davalıya devrettiği, oğluna yapılan devrin geçerli olduğu, davalıya yapılan devrin ise gabin sebebi ile geçersiz olduğunu iddia edemeyeceği, öte yandan taşınmazın inançlı işlem kapsamında devredildiği iddiasını kanıtlayacak kesin delil sunulmadığı, öte yandan davacı İbrahim'in davalıya devrettiği payı yönünden kendi adına değil diğer davacı adına tescili hususundaki talebinde hukuki yarar olmadığı gerekçesi ile davacı Mehmet Selim yönünden tapu iptal ve tescil isteğinin ispatlanamadığından reddine, davacı İ.. T..'un açtığı davanın ise hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacı M.. T..'un 12.12.2005 tarihinde, ipotekli ve hacizli olarak davaya konu 1176 parsel sayılı taşınmazının 1/2 payını davalı K.. G..'...

ye yapılan temlikle ilgili inançlı işlem hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek ve iade edilmek üzere, mal varlığına dahil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar....

Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Asıl ve birleşen davalar, inançlı işlem ve muvazaa hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde bedel isteklerine ilişkindir. Davacı, asıl ve birleşen davaları ile; davalı ... ile aralarındaki alacak ve borç ilişkisi sebebi ile 01.12.2010 tarihinde imzalanan sözleşme gereğince 13 parça taşınmazdaki payını teminat olarak davalı ...'a devrettiğini, borç ödenince taşınmazların kendisine veya göstereceği kişiye devredileceğinin kararlaştırıldığını, 10 Mayıs 2012 tarihi itibariyle ...'a borcunun kalmadığını ve bu konuda ibraname verildiğini, ...'un 582 nolu parseli, isteği üzerine kendisine, 304, 305, 310 ve 311 nolu parselleri ise kızı ...'ya devrettiğini, ancak diğer taşınmazları mazeretler ileri sürerek iade etmediğini, yaptığı araştırmada 578 ve 580 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını 17.05.2012 tarihinde davalı ...'e, 599 parsel sayılı taşınmazdaki payını 16.02.2012 tarihinde davalı ...'...

Hemen belirtmek gerekir ki, iddianın ileri sürülüş biçimi ve dava dilekçesinin içeriğinden, davanın inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı olarak açıldığı kuşkusuzdur. Hukukumuzda kamu düzeninden sayılan ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303. maddesinde düzenlenen kesin hüküm tarafların anlaşmaları ile ortadan kaldırılamayacağı gibi, mahkemece kendiliğinden (resen) göz önünde tutulur. Düzenlediği hak ve çıkar ilişkileri yönünden yasal gerçeklik (hakikat) sayıldığından taraflarını bağlar. Öte yandan bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Eldeki dava tapu iptali ve tescil isteği ile açılmış olup, Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/241 Esas sayılı dosyasında görülen davanın konusu ise elatmanın önlenmesi ve ecrimisile ilişkindir....

UYAP Entegrasyonu