Hal böyle olunca takibin dava tarihinde henüz kesinleşmediği görülmektedir. İİK'nun 71. maddesine göre süresiz olarak ileri sürülebilecek olan zamanaşımı şikayeti, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde zamanaşımının gerçekleşmesi hali için geçerlidir. Bu durumda, mahkemece, zamanaşımı itirazının İİK.nun 169/a maddesi kapsamında değerlendirilerek aynı maddenin beşinci fıkrası gereğince inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığa çözüm getirmeyecek şekilde şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Somut olayda İİK'nun 78. maddesi gereğince, alacaklı ödeme emrinin tebliğinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde haciz talebinde bulunduğuna göre, bu haczin düşmesinden sonra takibe devam edebilmek için takibin yenilenmesine ve yenileme harcı ödenmesine gerek bulunmamaktadır.). Bu nedenle alacaklının haciz talebi içermeyen yenileme talebi icra takip işlemi niteliğinde olmadığından bu talep zamanaşımını kesmez. İcra takibinin dayanağı 1990 tarihli kira sözleşmesi olduğuna göre, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde işleyecek zamanaşımı süresi 818 sayılı BK.nun 126. (6098 sayılı BK.nun 147.) maddesine göre 5 yıldır....
İcra Mahkemesince yasal süresinde yapılmayan itirazın ve şikayetin reddine karar verildiği, borçlu tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince usulsüz tebliğ şikayetinin 7 günlük yasal süre içerisinde yapılmadığı, takibin kesinleştiği, zamanaşımı iddiasının ise takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin olup takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin zamanaşımı iddiası bulunmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına usulsüz tebligat şikayetinin süre aşımı nedeniyle reddine, 14.11.2022 tarihli icra müdürlüğü kararına yönelik şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür. Somut olayda, Örnek 7 nolu ödeme emrinin borçluya 02.04.2009 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 14.04.2009 tarihinde icra dosyasına itiraz ettiği, takipten en geç 14.04.2009 tarihinde haberdar olan borçlunun 15.11.2022 tarihinde yaptığı usulsüz tebliğ şikayetinin süresinde olmadığı, takibin borçlu yönünden kesinleştiği anlaşılmaktadır....
İcra MahkemesiTARİHİ : 14/06/2006NUMARASI : 2006/545-892 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlunun itirazı ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 günlük süresi içinde olup, takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin ödeme belgelerine dayalıdır. Bu durumda itirazın incelenmesi İİK.nun 169/a maddesinde yazılı kurallara göre değerlendirilmelidir. O halde, mahkemenin takibin kesinleşmesinden sonraki tarihi kapsayan ödemelerle ilgili İİK.nun 71. maddesine dayalı gerekçesinin olayda uygulanma olanağı yoktur. Ancak, borçlu mahkeme kararında da sözü edildiği üzere, takip dayanağı belgeye atıf yapan geçerli bir ödeme belgesi sunmadığı için itirazın reddi sonucu ve kararın genel gerekçesi itibariyle doğru olup hüküm onanmalıdır. ...
Borçlunun başvurusu bu hali ile icra takibinin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin zamanaşımı itirazı olup, İİK'nun 169/a maddesine dayalıdır. Anılan maddenin 5. fıkrası uyarınca; itirazın kabulü kararı ile takip durur. Mahkemece, borçlunun takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin zamanaşımı itirazı kabul edildiğine göre, İİK'nun 169/a-5. maddesi uyarınca takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, icranın geri bırakılması yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile ......
Borçlunun başvurusu bu hali ile icra takibinin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin zamanaşımı itirazı olup, İİK'nun 169/a maddesine dayalıdır. Anılan maddenin 5. fıkrası uyarınca ise; “İtirazın kabulü kararı ile takip durur.” Mahkemece, borçlunun takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin zamanaşımı itirazı kabul edildiğine göre, İİK'nun 169/a-5. maddesi uyarınca takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, icranın geri bırakılması yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile ... 7....
Takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin zamanaşımı itirazı ve borca itiraz, İİK'nun 168/5. maddesi kapsamında olup anılan itirazların da yasal beş günlük sürede yapılması zorunludur. Somut olayda; bonoya dayalı olarak 26.03.2004 tarihinde takibe başlandığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 08.4.2016 günü tebliğ edildiği, borçlunun usulsüz tebliğ şikayetinin bulunmadığı, icra mahkemesine başvuru tarihinin ise 26.08.2016 olduğu, itiraz dilekçesinde zamanaşımının gerçekleştiğini belirttiği, tarihlere göre başvurusunun takibin kesinleşmesinden önceki devreye ilişkin zamanaşımı itirazı niteliğinde olduğu, ancak itirazın beş günlük yasal süresi içerisinde yapılmadığı görülmektedir. O halde mahkemece, borçlu ...'in zamanaşımı itirazının süre aşımından reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenerek istemin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
Bu durumda, kambiyo vasfını taşımayan adi havale hükmündeki belge ile başlatılıp kesinleşen takipte, İİK.nun 71/2.maddesi gereğince takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde işleyecek zamanaşımı süresi, TTK.nun 726.maddesine göre hesaplanamaz. Kambiyo senetlerine mahsus yol ile yapılan takip kesinleştiğine göre, söz konusu çek yönünden olayda uygulanması gereken 818 Sayılı B.K.nun 125.maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresi olup, somut olayda bu sürenin dolmadığı görülmektedir. Diğer taraftan, İİK’nun 71. maddesinin 2. fıkrası; "borçlu takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır" hükmünü içermektedir. İİK'nun 33/a maddesinin 1. fıkrasında ise; "ilamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir" hükmü yer almaktadır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakim.... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlunun, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde zamanaşımının oluştuğu iddiasıyla icranın geri bırakılması istemiyle icra mahkemesine müracaat ettiği, mahkemece, borçlu duruşmaya gelmediğinden ve üç ay içinde yenileme talebinde de bulunmadığından HMK'nun 150. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmektedir. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan takipte borçlunun, İİK'nun 71/2 ve 33/a maddelerine dayalı olarak takibin kesinleşmesinden sonraki aşamada zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması talebi şikayet niteliğindedir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlunun icra mahkemesine başvurusu takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde alacağın zamanaşımına uğradığına ilişkindir. Başvurunun yasal dayanağı İİK'nun 71. maddesi olup, bu maddeye dayalı olarak yapılan zamanaşımı itirazı hemen belirtmek gerekir ki; takibin kesinleşmesinden sonraki zamanaşımına yönelik olarak Medeni Usul Hukuku anlamında dava olmayıp “şikayet” niteliğindedir. Borçlu tarafından yapılan şikayetin ise yasal hasmı alacaklıdır. Bu itibarla hasmın yanlış gösterilmesi veya hiç bildirilmemiş olmasının sonuca etkisi yoktur....


