Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/53 E. sayılı dava dosyası ile sözleşmenin iptali, tapu iptali ve tescil ve tazminat davası açtığını, mahkemece, sözleşmenin feshi ve tapu iptali ve tescil taleplerinin kabulü edildiğini, kararın temyiz edildiğini ve Yargıtay aşamasında olduğunu, müvekkilinin davalılara ait taşınmaz üzerine tüm masraflarını kendisini karşılayarak bodrum+zemin +1.kat şeklinde 4 daire 1 depo olarak kullanılan bina inşa ettiğini, davalıların inşaatın bitim ve durdurulma tarihinden itibaren bu inşaatı kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek, davalılara ait ......
Yüklenici edimini yerine getirmediği takdirde arsa sahibine sözleşmenin feshi ve tapunun iptalini isteyebilme hakkı doğar. Hemen belirtmek gerekir ki, yüklenicinin hakkını temellük eden üçüncü kişi, onun halefi olacağından selefinin haiz olduğu hakkı arsa sahibine karşı ileri sürülebilir. Öte yandan, arsa sahibi de, yüklenici sözleşmeden doğan edimini yerine getirmediği takdirde sözleşmenin feshi ile üçüncü kişi üzerine oluşan tapunun iptalini isteyebilir. Diğer bir deyişle üçüncü kişinin mülkiyet hakkının doğabilmesi için kendisine pay devreden yüklenicinin edimini yerine getirmesi ve mülkiyete hak kazanması gerekir. Aksi halde, yüklenici ve ondan pay alan üçüncü kişi üzerine yazılan tapu kaydı illiyetten yoksun hale gelir ve yapılan işlem yolsuz tescil durumuna düşer....
Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki davalılar ... ile ... vekillerince ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Dava, düzenleme şeklindeki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi ile tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin geriye etkili feshi yönünden davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davacılar vekili ile dahili davalı ... vekili, ... vekili, ... vekili ve ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf mahkemesince verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ilişkin hüküm davalı ... ve davalı ... vekilince temyiz edilmiştir. 1-......
Dahili davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından talep konusuna ilişkin usulünce yapılmış bir ıslahın olmadığı gibi, bir davada tarafın iki kere ıslah yoluna başvurma hakkının da bulunmadığını, davanın tapu iptal ve tescile yönelik açılmış olduğunu, üzerindeki şerhlere ilişkin bir talep içermediğini, uygulama ve yasal ... dikkate alındığında şerh kaldırma talebinin tapu iptal tescilin fer'isi niteliğinde olmadığı, bağımsız ayrı bir talep olarak gündeme getirilmesi gerektiğini, davacı ve davalı arasındaki ilişkide müvekkili şirketlerin, üçüncü kişi konumunda olduğunu, taraflar arasındaki kötüniyet iddialarının, sözleşmenin sujesi olmayan müvekkili şirketlere sirayet ettirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkillerinin iyiniyetli bir şekilde tapuya güvenerek taşınmaz üzerinde ayni hak kazandıklarını, ayni hak kazanımında yolsuz tescil iddiası var ise burada yasal karinenin aksini iddia etmek ve iyiniyetin olmadığını ispatının davacı üzerine düştüğünü belirterek...
Ancak ölünceye kadar bakma akdinin feshi benimsenerek sonuca gidildiğine göre tescilin iptalinin mümkün bulunduğu göz önüne alınarak sözleşme akidi olan davalıdan taşınmazı devralan davalı kayıt maliki İnci’nin diğer davalı ...’in eşi davacının da gelini olduğu gözetildiğinde TMK’nin 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanma imkanı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, kayıt maliki davalının sözleşmenin tarafı olmadığı gerekçesiyle tapu iptal tescil isteğinin reddine karar verilmesi isabetsizdir. Davacının değinilen yönden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 Sayılı HMK’nin 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Keşan 2....
Mahkemece, dava konusu taşınmazın bitişik parseller ile tevhidi şartıyla inşaat izni verilebildiği, sözleşmedeki tevhid şartının gerçekleşmediği, böylece sözleşmenin geriye etkili fesih şartlarının oluştuğu, davacıların başka bir taşınmaza taşınmaları sebebiyle ödedikleri kira bedelini menfi zarar olarak isteyebileceği, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, sözleşmenin feshine, tapu iptal tescil talebi ve ihya için gereken masrafların kabulüne, kira bedelinin kısmen kabulüne, manevi tazminatın reddine karar verilmiştir....
Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir. 3. Kaynağını Türk Borçlar Kanunu'nun 611 inci ve devamı maddelerinden alan ölünceye kadar bakım sözleşmeleri, anılan Kanunun 612 nci ve Türk Medeni Kanunu'nun 545 inci maddesi gereğince resmi şekilde düzenlenmelidir. Resmi şekilde düzenlenmeyen ölünceye kadar bakım sözleşmelerine değer verilerek tapu iptali ve tescil hükmü kurulması mümkün değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2008 tarihli ve 2008/14-70 2008/104 sayılı Kararı) 4....
Mevcut uyuşmazlığın tüketici mahkemelerinde görülmesi için davaya konu sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi gerekli olmayıp, şekil şartına uyulup uyulmadığı hususunun tüketici mahkemesince tartışılarak bir karara varılması gerektiğinden, 6502 sayılı Kanun kapsamındaki uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. Somut olayda, dava taraflar arasındaki devremülk sözleşmesinin cayma hakkı kullanıldığından bahisle sözleşmenin feshi ve verilenin iadesi istemine ilişkin olup, dava dilekçesi ve dosya kapsamından taşınmazın aynına ilişkin bir dava olmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin feshi ve verilenlerin iadesi istemine ilişkin davalarda yetki konusunda özel bir düzenleme bulunmadığına göre, yetkili mahkeme genel yetki kuralı gereği davalının yerleşim yeri mahkemesidir. HMK'nın 6/1. maddesi uyarınca "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir."...
Mevcut uyuşmazlığın tüketici mahkemelerinde görülmesi için davaya konu sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi gerekli olmayıp, şekil şartına uyulup uyulmadığı hususunun tüketici mahkemesince tartışılarak bir karara varılması gerektiğinden, 6502 sayılı Kanun kapsamındaki uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. Somut olayda, dava taraflar arasındaki devremülk sözleşmesinin cayma hakkı kullanıldığından bahisle sözleşmenin feshi ve verilenin iadesi istemine ilişkin olup, dava dilekçesi ve dosya kapsamından taşınmazın aynına ilişkin bir dava olmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin feshi ve verilenlerin iadesi istemine ilişkin davalarda yetki konusunda özel bir düzenleme bulunmadığına göre, yetkili mahkeme genel yetki kuralı gereği davalının yerleşim yeri mahkemesidir. HMK'nın 6/1. maddesi uyarınca "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir."...
Mevcut uyuşmazlığın tüketici mahkemelerinde görülmesi için davaya konu sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi gerekli olmayıp, şekil şartına uyulup uyulmadığı hususunun tüketici mahkemesince tartışılarak bir karara varılması gerektiğinden, 6502 sayılı Kanun kapsamındaki uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. Somut olayda, dava taraflar arasındaki devremülk sözleşmesinin cayma hakkı kullanıldığından bahisle sözleşmenin feshi ve verilenin iadesi istemine ilişkin olup, dava dilekçesi ve dosya kapsamından taşınmazın aynına ilişkin bir dava olmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin feshi ve verilenlerin iadesi istemine ilişkin davalarda yetki konusunda özel bir düzenleme bulunmadığına göre, yetkili mahkeme genel yetki kuralı gereği davalının yerleşim yeri mahkemesidir. HMK'nın 6/1. maddesi uyarınca "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir."...


