İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 18/10/2016 tarihli, 2016/438 sayılı kararındaki; TÜRMOB delegesi'nin Yönetim Kurulu adayı'nın adaylık niteliğini taşımaması yönündeki itirazın seçim sonuçlarına karşı yapılmış bir itiraz olmayıp adaylık şartına karşı yapılmış bir itiraz olduğundan, adayların belirlenip listenin oluşturulması işleminin divanın görevi bulunduğu, yasa ve yönetmeliğin bu konuda adaylık koşullarını inceleme görevini ilçe seçim kurulu başkanına vermediği hususu da göz önünde alındığında talep konusu ilçe seçim kurulu başkanlığınca değerlendirilemeyeceğinden, yerinde görülmeyen talebin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itirazda, konuya ilişkin olarak verilen ilçe seçim kurulu kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, itirazın reddine karar verilmiştir....
"K A R Ş I O Y" Hukuk Genel Kurulu önüne gelen olayda davacı, 30.03.2014 tarihinde yapılan mahalli idareler seçimlerinde ... iline bağlı ... ilçesi Belediye Başkanı olarak seçildiğini, ancak ... İlçe Seçim Kurulunca adli sicil kaydındaki bilgilere göre seçilme yeterliliğine sahip olmadığı gerekçesiyle seçimlerin iptaline karar verildiğini, bu karara karşı yaptığı itirazın ise ... İl Seçim Kurulu Başkanlığı tarafından reddedildiğini, buna ilişkin itirazının da Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından kabul görmediğini ve "seçim tutanağının bu kişiden (kendisinden) sonra gelen en çok oy almış olan parti adayına verilmesine" karar verildiğini belirterek söz konusu kararların ilgili kanun hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle tazminat istemiyle 25.03.2015 tarihinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinde dava açmıştır. Yargıtay 4....
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından dava konusu meslekten çıkarma kararına ilişkin soruşturma ile ilgili bir tebligatın yapılmadığı ve savunmasının alınmadığı iddia edilmekte ise de, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesi'nin ... tarihli ve ... sayılı kararı ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 71'inci maddesi gereğince yapılacak müteakip işleme esas olmak üzere yazılı savunmasının istenmesi kararının davacı vekiline 28/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ilgili vekili tarafından 03/07/2019 tarihinde bilgi, belge ve ek süre içerikli dilekçesinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesi'ne geldiği, aynı Daire'nin … tarihli ve …-...-10267/… sayılı yazısı ile ilgili vekiline; Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin ... esas sayılı soruşturma dosyasına ait 15/01/2019 tarihli soruşturma raporu ve savunma yapabilmesi için 10 günlük ek süre verilmesi hakkındaki yazının 30/07/2019 tarihinde davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, ilgili veya vekili tarafından süresinde...
Bölümünde Disiplin İşlemleri düzenlenmiş, “Parti Suçları” başlıklı 70. maddesinde disiplin cezası gerektiren parti suçları belirlendikten sonra, “Disiplin Cezaları Başlıklı” 71. maddesinde “Disiplin cezaları, uyarma, kınama, geçici çıkarma ve kesin çıkarma” olarak sıralanmış ve “Kararlar ve İtiraz” başlıklı 72. maddesinde ise karar verme süresi ve niteliği ile itiraz yolları “Kendilerine gönderilen dosyaları il disiplin kurulları (2) ay, Yüksek Disiplin Kurulu (4) ay içinde karara bağlarlar. Bu süre içinde sonuçlandırılmayan işler için gerekçesi gösterilerek Parti Meclisinden ek süre isteyebilirler. Verilecek ek süre bir aydan uzun olamaz. Yüksek Disiplin Kurulu ve Grup Disiplin Kurulu kararları kesindir.” şeklinde düzenlenmiştir....
Siyasi Partiler Kanunu’nun 57. maddesinde; hakkında partiden veya gruptan geçici veya kesin çıkarma cezası verilen parti üyesinin, bu cezaya karşı disiplin kuruluna sevk eden organ veya merci veya disiplin kurulunun görev ve yetkisizliği veya alınan kararların kanuna, parti tüzüğüne ve iç yönetmeliğe şekil ve usul bakımından aykırı bulunduğu iddiasıyla, parti itiraz yollarını kullandıktan sonra nihai karar niteliğindeki son karara karşı otuz gün içinde nihai kararı veren merciin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine itiraz edebileceği, mahkemenin bu itirazları, diğer işlerden önce ve en geç otuz gün içinde basit muhakeme usulüne göre inceleyerek karara bağlayacağı ve bu kararın kesin olduğu belirtilmiştir....
Bu doğrultuda temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz....
Siyasi iktidar aleyhine işlenen cürümler, siyasi iktidarın ideolijik prensiplerinin, siyasi iktidar düzeninin, siyasi iktidarın hukuka uygun bir şekilde teşekkülünün, siyasi iktidarın prestijinin ve siyasi iktidar fonksiyonlarının himayesini sağlamaktadır. 5237 sayılı TCK'nın 312. maddesi de siyasi iktidar fonksiyonlarının himayesini temin eden hükümlerdendir. Siyasi iktidarın mevcudiyeti, milli iradeye dayanarak müşterek menfaatler doğrultusunda anayasanın tayin ettiği fonksiyonları icra etmesine bağlıdır. Siyasi iktidar fonksiyonları, amme hizmeti/kamu hizmeti olarak tezahur eder. Fonksiyon organın varlığını, mevcudiyet sebebini veren şeydir. Fonksiyonlar organa anayasa tarafından tanınmıştır. Bu durumda maddenin koruma mevzuunun bir bütün olarak fonksiyon olduğu aşikardır. Bir organın fonksiyonu, onun mevcudiyetini ifade eder. 5237 sayılı TCK'nın 312. maddesi (mülga 765 sy. TCK'nın 146,147. maddesi), fonksiyonun gerçekleşebilmesi imkanını sağlamaya çalışmaktadır....
Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde; DSP Merkez Disiplin Kurulunun 29.09.2012 tarihli kararı ile davacının parti üyeliğinden çıkarıldığını ileri sürerek kanun ve tüzüğe aykırı olan kararın iptaline karar verilmesini istemiş; mahkemece Valiliğin ve dernek eski başkanının muhatap olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 57. maddesinde, hakkında partiden veya gruptan geçici veya kesin çıkarma cezası verilen parti üyesinin, bu cezaya karşı disiplin kuruluna sevk eden organ merci veya disiplin kurulunun görev ve yetkisizliği veya alınan kararların kanuna parti tüzüğüne ve iç yönetmeliğe şekil ve usul bakımından aykırı bulunduğu iddiasıyla, parti içi itiraz yollarını kullandıktan sonra son karara karşı otuz gün içinde bu kararı veren merciin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine itiraz edebileceği,...
Dava, parti üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece istem kabul edilerek kesin nitelikte karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından ihraç kararının hukuka uygun olduğunu ileri sürerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından kanun yararına bozma talebinde bulunmuştur. Siyasi Partiler Yasası'nın 57. maddesine göre, hakkında partiden kesin çıkarma cezası verilen parti üyesinin bu cezaya karşı; a-Disiplin kuruluna sevk eden organ ya da mercii ya da disiplin kurulunun; "görev ve yetkisizliğine" (görevli ve yetkili olmadığına), b-Alınan kararların kanuna, parti tüzüğüne ve iç yönetmeliğe; "şekil ve usul" bakımından aykırı olduğu iddiasıyla, parti itiraz yollarını kullandıktan sonra nihai karar niteliğindeki son karara karşı (30 gün içinde) nihai kararı veren merciin bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz etme hakkı vardır....
Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur. 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın “Disiplin cezalarına itiraz” başlıklı 57. maddesinde; hakkında partiden veya gruptan geçici veya kesin çıkarma cezası verilen parti üyesinin, bu cezaya karşı parti içi itiraz yollarını kullandıktan sonra son karar niteliğindeki bu karar karşı otuz gün içinde kararı veren merciin bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz edebileceği, mahkemenin vereceği kararın kesin olduğu belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme gereğince yerel mahkeme kararı kesin olup temyiz edilebilirliği bulunmadığından davacıların temyiz dilekçelerin reddedilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz dilekçesinin yukarıda gösterilen nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/02/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....


