MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.04.2015 tarihli ve 2012/874 Esas, 2015/178 Karar sayılı kararı ile yüklenici tarafından yapılanın binanın, çekme mesafesi olarak imara uygun olmadığı, imara uygun olmayan bir binanın kabul edilebilir bir ifa olarak sayılmasının mümkün olmadığı, imara uygunluk kamu düzeninden olduğundan, mahkemece resen nazara alındığı, bu durumda, tarafların isteyebileceği ifaya bağlı zarar tazmini değil, sözleşmenin feshi olduğundan davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 14.06.2016 tarihli ve 2015/5652 Esas, 2016/3642 Karar sayılı kararıyla, “...mahkemece, davacının ifaya bağlı tazminat değil, sözleşmenin feshini talep edebileceği, nazara alınarak davanın reddine karar verilmiştir....
ve manevi tazminat davasının kısmi dava olarak açılamayacağından davacı vekiline manevi tazminat talep miktarını açıklaması ve talep ettiği miktar üzerinden peşin harcı yatırması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde davanın HMK 119/1-ğ ve 119/2 md gereğince açılmamış sayılacağının ihtarına, manevi tazminat miktarının belirlenmesi halinde belirlenen bu bedel üzerinden peşin harcı yatırması için 2 haftalık süre verilmesine, bu süre içerisinde peşin harcın yatırılmaması halinde harçlar konunu 30-32 ve HMK 150 ....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.06.2006 gününde verilen dilekçe ile sözleşmenin feshi, dava konusu mermer sahasının iadesi ve tazminat istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Yerel mahkemece, Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 27.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Yüklenici kooperatif işe başlamış, edimini kısmen ifa etmiştir. Ancak inşaatı önemli oranda tamamlayamamış, işi bırakmıştır. Yapılan imalâtın %18,30 seviyesinde olduğu mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporu ile saptanmıştır. Davacı arsa malikleri sözleşmenin geriye etkili feshi ile tapu iptâli ve tescil, davalı yüklenici ise imalât bedelini talep etmiştir. Geriye etkili fesihte yüklenicinin iade etmesi gereken, iş sahibinin (arsa sahibinin) önceden ödediği iş bedelidir. İş bedeli para olarak ödenmişse, fesih üzerine bu paranın iadesi istenecektir. Arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinde bedel olarak arsa payı devredileceğinden, iade peşin olarak devredilen arsa payına ilişkin olacaktır. Gerçekten başlangıçta ifa ile sonuçlanacağına güvenilerek sözleşmeye dayalı yapılan devrin sebebi, bozulan sözleşme ilişkisi ile ortadan kalkacağından geriye etkili fesih halinde yükleniciye devredilen arsa payının iadesi gerekir....
Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ve sözleşmenin feshi nedeni ile uğranılan kâr kaybı ve zararlarının tahsili ile teminat mektubunun iadesi istemi açılmış, davanın kısmen kabulüne ve 1.010.488,09 TL'nin davalıdan tahsiline, teminat mektubunun iadesi ile ilgili olarak harcı yatırılarak açılmış usulüne uygun bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir...
Taraflar arasındaki ayıplı malın bedilini iadesi, manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıdan satın aldığı ... ayıplı olduğunu, birçok kez servise götürdüğü halde arızanın giderilemediğini öne sürerek, ödediği bedel olan 1.960 YTL ile 2.000 YTL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı davalıdan satın aldığı ... bir çok kez arızalandığını ve bu arızanın giderilemediğini, ... ayıplı olduğunu belirterek, ödediği bedel ile manevi tazminatin tahsili için bu davayı açmıştır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda aracın incelenemediği, bu nedenle ayıplı olup olmadığının tespit edilemediği, belirtilmiştir....
Davalı,davacının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle fesih işleminin gerçekleştiğini, davacının kendi kusuruna dayalı olarak tazminat talep edemeyeceği gibi davacı tarafından malvarlığında haksız bir eksilme olduğunun ispat edilemediğini belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne,manevi tazminat talebin ise reddine karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazının reddi gerekir. 2-Davacı, davalı ile 09.12.2002 tarihli 20.000 kg ve 27.000 Kg salça alımına ilişkin iki ayrı sözleşme imzalandığını, sözleşmeye uygun olarak malları teslim ettiğini, sözleşmenin feshi işleminin haksız olduğunu iddia etmiş, davalı savunmasında fesih işleminin hukuka uygun olduğunu savunmuştur....
yapılan yargılama neticesinde, davalının fesih gerekçesi olarak herhangi bir sebep ileri sürülmediği, sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ödenmemesi amacıyla, sözleşmenin feshinden sonra ve yargılama safahatında ileri sürülen sebeplerin inandırıcılığı bulunmadığı, davalı şirket çalışanın ne tür usulsüzlük yapıldığı konusunun açıklanmadığı gibi herhangi bir delil de sunulmadığı, davalı şirket çalışanının usulsüz işlemler yapmasının sözleşmenin feshi ile bağlantısının kurulamadığı, davalı tarafça sözleşmenin sebepsiz olarak feshedildiği, dolayısıyla haksız fesih nedeniyle sözleşmenin 8.5/d maddesi uyarınca 5 aylık hizmet bedeli dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiği gerekçesiyle, davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 192.415,85 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair maddi tazminat isteminin reddine, davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir....
süresi için maddi tazminat ve manevi tazminat istemi ile eldeki davayı açmıştır....
-KARAR- Asıl dava, davalı yanca, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin ihlal edilmesi ve sözleşmenin tek taraflı feshi nedeniyle ek sözleşme gereğince davalıya verilen aracın iadesi ile cezai şart istemine; birleşen dava ise davacı yanca cari hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekili, kendilerinde ek sözleşmenin bulunmadığını, ek sözleşmenin asıl sözleşme ile çelişkili olduğunu, sözleşmeyi ihlal edenin davacı olup, feshin de davacı tarafından yapıldığını, davacının cari hesap alacağını ispat etmesi gerektiğini bildirerek asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir....


